Kemp onun topuğuna yuvarlak sallanan ve onun geri yürüme dedi yazılı tablosu."Γαϊδούρια!", Δήλωσε ο Δρ Kemp, αιωρούνται γύρω στο τακούνι του και τα πόδια πίσω στο γράψιμο του- πίνακα.
Kemp onun topuğuna yuvarlak sallanan ve onun geri yürüme dedi yazılı tablosu."Аси!", Сказав доктор Кемп, розмахуючи навколо на підборах і ходити до письмового таблиці.
Kemp onun topuğuna yuvarlak sallanan ve onun geri yürüme dedi yazılı tablosu."Асы!", Сказал доктор Кемп, размахивая вокруг на каблуках и ходить к своему письменному таблице.
Kemp onun topuğuna yuvarlak sallanan ve onun geri yürüme dedi yazılı tablosu."المؤخرات"! وقال الدكتور كيمب ، يتأرجح مستديرة حول كعب القدم والمشي مرة أخرى إلى بلده كتابة الجدول.
Kemp onun topuğuna yuvarlak sallanan ve onun geri yürüme dedi yazılı tablosu.テーブル。 しかし近い逃亡者を見て、彼の絶望的な恐怖を 感知人
Kennedy tipi sallanan sandalye dünyadaki en rahatsız sandalye.Както много хора си купуват люлеещи се столове.
Küçük de değil, sallantıyı hissedebilirsiniz hatta biraz hasara bile yol açabilir.작은 지진은 아니죠, 당신은 분명히 느낄 수 있을 세기입니다, 약간의 흔들림이 느껴질 것이고 어쩌면 작은 피해도 발생시킬 수 있을 것입니다
Küçük de değil, sallantıyı hissedebilirsiniz hatta biraz hasara bile yol açabilir.Nie było to też małe trzęsienie, było odczuwalne na dla ludzi i wyrządziło nawet pomniejsze szkody.
Küçük de değil, sallantıyı hissedebilirsiniz hatta biraz hasara bile yol açabilir.لم تكن هزة ارضية بسيطة، حيث كان بامكانك ان تشعر بها، انها عبارة عن تحرك ويمكنها ان تسبب بعض الدمار البسيط
Kuyruğum sallanır ve büyük kulaklarım çırpınırAvec ma queue qui frétille Et mes grandes oreilles qui sautillent
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.A spus că atunci când a trecut-o deasupra mesei, simțea ca și cum degetul i se legăna.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.Ci diceva che quando passava la mano sulla tavola aveva la sensazione che il dito si muovesse.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.Cô nói khi bàn tay lướt trên bàn, các ngón tay giống như nảy lên.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.Ella dijo que al pasarla sobre la mesa, sentía que el dedo se mecía.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.그녀는 의수로 테이블위를 쭉 문질르면 손가락이 흔들리는 것처럼 느껴진다고 말했어요.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.Mówiła, że gdy przesuwała dłonią po stole, czuła jakby drżał jej palec.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.Sie sagte, als sie es über den Tisch zog, fühlte es sich an, als wenn ihr Finger zitterte.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.Ze zei dat als ze haar vinger over de tafel liet glijden, ze het gevoel had dat haar vinger schommelde.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.Είπε ότι καθώς το περνούσε κατά πλάτος του τραπεζιού αισθανόταν ότι το δάχτυλό της τρανταζόταν.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.Она рассказала, что как только провела ей по столу, почувствовала будто бы подрагивание пальцев.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.Тя каза, че дори когато само я прокарва по масата, усеща, че пръстът й се люлее.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.היא אמרה שכשהיא העבירה אותה לאורך השולחן, זה הרגיש כאילו שהאצבע שלה התנועעה.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.قالت بأنها عندما مررتها على الطاولة ، أحسَت بإصبعها المفقود يعود من جديد.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.揺れ動くのを感じると言います これが皮膚感覚フィードバックの
- Neler oluyor? - Yer sallanıyor. - Deprem!ماذا يحدث؟ الأرض تتصدع انه زلزال
- Neler oluyor? - Yer sallanıyor.- Que se passa?
- Neler oluyor? - Yer sallanıyor.Wat gebeurt er?
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyAlles in meinem Zimmer zitterte -- mein Herz, meine Fenster, mein Bett -- alles.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyAlles in mijn kamer daverde -- mijn hart, mijn vensters, mijn bed -- alles.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyÎn camera mea, totul se zdruncina - inima mea, ferestrele, patul - totul.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşey제 방의 모든 것이 흔들렸습니다. 제 심장과, 창문, 침대, 모든 것이요.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyMinden rázkodott a szobámban -- a szívem, az ablakok, az ágyam -- minden.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyNella mia stanza tremava tutto, il mio cuore, le finestre, il mio letto - ogni cosa.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeySemua benda di kamar saya bergetar -- hati saya, jendela kamar saya, tempat tidur saya, -- semuanya.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyTất cả mọi thứ trong căn phòng rung lên bần bật trái tim tôi, những ô cửa sổ cái giường... tất cả mọi thứ
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyTembló todo en la habitación: mi corazón, las ventanas, mi cama... todo.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyToute ma chambre tremblait -- mon cœur, mes fenêtres, mon lit -- tout.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyTudo no meu quarto tremia, o meu coração, as janelas, a minha cama — tudo.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyVšechno v mém pokoji se otřásalo -- moje srdce, moje okna, moje postel -- všechno.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyVšetko v mojej izbe sa triaslo -- moje srdce, moje okná, moja posteľ -- všetko.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyWszystko w moim pokoju trzęsło się -- moje serce, moje okna, moje łóźko -- wszystko.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyΤα πάντα στο δωματιό μου έτρεμαν η καρδιά μου, τα παράθυρά μου, το κρεβάτι μου-- τα πάντα.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyВ кімнаті все тряслось - вікна, ліжко - моє серце шалено калатало.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyВсё в комнате тряслось - окна, кровать - сердце моё бешено колотилось.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyВсичко в стаята ми се тресеше -- сърцето ми, прозорците, леглото ми -- всичко.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyהכל בחדרי רעד -- ליבי, חלוניי, מיטתי -- הכל.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyكل شئ في غرفتي كان يهتز -- قلبي ، نوافذي ، فراشي -- كل شئ .
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşey私の心臓も窓も ベッドも 何もかも 窓の外を見ると
O kocaman şapkasıyla ve sallanan zinciriyle, dans ediyordu, oradan oraya uçuyordu.그 춤 되 고 주위에 큰, 10 갤런 모자와 함께 비행 하는 방법 및 체인 마리.
O kocaman şapkasıyla ve sallanan zinciriyle, dans ediyordu, oradan oraya uçuyordu.Με τι τρόπο χόρευε και ήταν σα να πέταγε γύρω-γύρω με το μεγάλο καπέλο του και την αλυσίδα που κουνιόταν.
O kocaman şapkasıyla ve sallanan zinciriyle, dans ediyordu, oradan oraya uçuyordu.تلك الطريق التي كان يرقص بها ويطير في الأنحاء مع تلك القبعة التي تزن 10 جالونات مع السلسلة اللامعة
-Orada şeker var. Paylaşın aranızda. Sallanma da kalk artık!- Jsou tam bonbóny, rozdělte si je.
Otların arasında durduğumda, sıcaktı -böcek sesi bile yoktu- sadece sallanan otlar.Acolo, in iarba fierbinte, nu auzeai nici bazait de insecte. numai iarba facand valuri.
Otların arasında durduğumda, sıcaktı -böcek sesi bile yoktu- sadece sallanan otlar.Álltam a fűben, forróság és teljes csend -- csak a fű hajladozott.
Otların arasında durduğumda, sıcaktı -böcek sesi bile yoktu- sadece sallanan otlar.Als ich dort im Gras stand, war es heiß - nicht einmal Insekten waren zu hören - nur wogendes Gras.
Otların arasında durduğumda, sıcaktı -böcek sesi bile yoktu- sadece sallanan otlar.Als ik daar in het hete gras stond, was er zelfs geen geluid van insecten alleen het wuivende gras.
Otların arasında durduğumda, sıcaktı -böcek sesi bile yoktu- sadece sallanan otlar.Cuando me paré ahí en la hierba, calor, ni siquiera había sonido de insectos, solo la hierba meciéndose.
Otların arasında durduğumda, sıcaktı -böcek sesi bile yoktu- sadece sallanan otlar.Když jsem tam stál v parné trávě, nezaslechl jsem ani zvuk hmyzu - jen šelest té trávy.
Otların arasında durduğumda, sıcaktı -böcek sesi bile yoktu- sadece sallanan otlar.저 마른 풀밭 위엔 열기만 있었습니다 벌레 울음 소리 하나 없이 누런 잡초만 바람에 흔들렸습니다
Otların arasında durduğumda, sıcaktı -böcek sesi bile yoktu- sadece sallanan otlar.Quando ali estive, sobre a relva, estava quente - nem o som dos insetos - apenas esta erva ondulante.