Kendi içsel (endojen) uyuşturucularını salgılayan sistemi esnetmeyi öğreniyorlar.Μαθαίνουν να ενεργοποιούν το σύστημα που εκρίνει τα ενδογενή οπιούχα.
Kendi içsel (endojen) uyuşturucularını salgılayan sistemi esnetmeyi öğreniyorlar.Вони вчаться змінювати цю систему для вивільнення власних внутрішніх опіатів.
Kendi içsel (endojen) uyuşturucularını salgılayan sistemi esnetmeyi öğreniyorlar.Научават се да задействат тази система, която отделя техните собствени ендогенни опиати.
Kendi içsel (endojen) uyuşturucularını salgılayan sistemi esnetmeyi öğreniyorlar.Они учатся изменять ту систему, которая высвобождает их собственные внутренние опиаты.
Kendi içsel (endojen) uyuşturucularını salgılayan sistemi esnetmeyi öğreniyorlar.הם לומדים להפעיל את המערכת שמשחררת את האופיאטים האנדוגניים שלהם.
Kendi içsel (endojen) uyuşturucularını salgılayan sistemi esnetmeyi öğreniyorlar.يتعلمون تمرين هذا النظام الذي يطلق المواد الأفيونية الخاصة بهم
Kendi içsel (endojen) uyuşturucularını salgılayan sistemi esnetmeyi öğreniyorlar.それと同時に 左上に表示されるのは
Köpekler yemek ile temasa geçmeden ÖNCE tükrük salgıladılar.Hunden begyndte at savle før den fik mad.
Köpekler yemek ile temasa geçmeden ÖNCE tükrük salgıladılar.הכלבים החלו להזיל רוק לפני המגע עם האוכל
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.Ada wabah di desa itu.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.A fost o epidemie în sat.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.Có bệnh dịch trong làng.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.Er was een plaag in het dorp.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.Hubo una plaga en mi aldea.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.Il eut la peste au village.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.Ve vesnici se objevila nákaza.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.V naši vasi je razsajala kuga.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.W tej wiosce była plaga.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.В селото върлуваше чума.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu..הייתה מגפה בכפר
kullanıcıları arasında HIV salgını potansiyelinin sürmekte olduğunu ortaya koymaktadır.17,1 prípadmi na milión obyvateľov v roku 2006.
kullanıcıları arasında HIV salgını potansiyelinin sürmekte olduğunu ortaya koymaktadır.Capitolo 7: Malattie infettive e decessi correlati alla droga
kullanıcıları arasında HIV salgını potansiyelinin sürmekte olduğunu ortaya koymaktadır.Estonia (dos regiones, 2005), Lituania (una ciudad, 2006) y Polonia (una ciudad, 2005) (133).
kullanıcıları arasında HIV salgını potansiyelinin sürmekte olduğunu ortaya koymaktadır.Virus HIV med injicirajočimi uživalci drog v Evropski uniji in sosednjih državah: trendi naraščanja na vzhodu
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.Also wird uns das nicht viel helfen bei einer weltweiten Pandemie.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.Cela ne va pas nous aider beaucoup lors d'une pandémie mondiale.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.Điều này sẽ không có lợi cho việc đối phó với dịch bệnh toàn cầu.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.E questo dato non è confortante quando c'è una pandemia globale.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.Het gaat niet veel helpen bij een wereldwijde pandemie.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.이런 상황은 세계적인 전염병이 발생했을 때 우리에게 별로 도움이 되지 않을 것입니다.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.No nos hará ningún bien en una pandemia global.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.Nu o să ne ajute prea mult în cazul unei pandemii globale.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.To zła wróżba na wypadek pandemii.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.В случае пандемии это сильно затруднит наше положение.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.Това няма да ни помогне много при глобална пандемия.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.זה לא הולך לעזור לנו במיוחד במקרה של מגפה גלובלית.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.و لن يصلح ذلك في مواجهة وباء عالمي.
Küresel bir salgın halinde bu durumun bize bir yararı olmayacak.ワクチンを大量備蓄していると 言われていますが
Kuşlar arasındaki salgından anlaşılıyor ki virüs amerika hariç dünyanın hemen her yerinde mevcut.En los brotes en aves podemos ver que casi todo el mundo ha visto este virus excepto las Américas.
Kuşlar arasındaki salgından anlaşılıyor ki virüs amerika hariç dünyanın hemen her yerinde mevcut.조류독감 발생으로 우리가 현재 알 수 있는 것은 전세계 중 많은 국가에서 이 바이러스가 발견되었으나 아메리카대륙은 제외되었습니다.
Kuşlar arasındaki salgından anlaşılıyor ki virüs amerika hariç dünyanın hemen her yerinde mevcut.בהתפרצות בעופות אנחנו עתה יכולים לראות כי רוב רובו של העולם ראה את הוירוס הזה למעט יבשות אמריקה.
Kuşlar arasındaki salgından anlaşılıyor ki virüs amerika hariç dünyanın hemen her yerinde mevcut.في حالة الطيور إتضح لنا أن العالم كله تقريبا قد رأى الفيروس، ما عدا الأمريكتين.
Kuşlar arasındaki salgından anlaşılıyor ki virüs amerika hariç dünyanın hemen her yerinde mevcut.世界のほとんどで このウイルスが発見されましたが 南北アメリカだけは例外でした ではなぜ このように 瞬く間に広がったのでしょうか
Laurie Garret: Hangi faktörlerin salgın süresini belirlediğini bilmiyoruz.LG:전염병의 지속기간에 영향을 미치는 요인들은 잘 알수는 없습니다.
Laurie Garret: Hangi faktörlerin salgın süresini belirlediğini bilmiyoruz.לורי גרנט: איזה משתנים קובעים את אורכה של מגפה, אנחנו לא באמת יודעים.
Laurie Garret: Hangi faktörlerin salgın süresini belirlediğini bilmiyoruz.لوري جاريت: العوامل التي تحدد مدة إنتشار الوباء، لا فكرة لدينا.
Laurie Garret: Hangi faktörlerin salgın süresini belirlediğini bilmiyoruz.さまざまな状況を説明することはできます
leziz et tozunu alan köpekler, sonunda, sadece zil sesini duyunca tükürük salgılar hale geldiler.보여주는 것을 여러번 반복하자, 그 개들은 결국 종 소리만으로도 침을 흘리기 시작했습니다.
leziz et tozunu alan köpekler, sonunda, sadece zil sesini duyunca tükürük salgılar hale geldiler.les chiens ont finalement commencé à saliver rien qu'au son de la cloche.
leziz et tozunu alan köpekler, sonunda, sadece zil sesini duyunca tükürük salgılar hale geldiler.שמיד אחריו הגיעה אבקת בשר טעימה, הכלבים התחילו להזיל ריר כבר משמיעת הצלצול.
leziz et tozunu alan köpekler, sonunda, sadece zil sesini duyunca tükürük salgılar hale geldiler.يليها مسحوق اللحم اللذيذ، بدأ لعاب الكلاب يسيل في نهاية المطاف بمجرد صوت الجرس فقط.
Litvanya’daki salgınlar yüzünden 2001-02’de doruğa ulaştıktan sonra, hâlâ genel olarak düşmekte olduğunuViron, Latvian ja Liettuan epidemioista aiheutuneen
Litvanya’daki salgınlar yüzünden 2001-02’de doruğa ulaştıktan sonra, hâlâ genel olarak düşmekte olduğunuΣυνδεόμενα με τα ναρκωτικά λοιμώδη νοσήματα
Litvanya’daki salgınlar yüzünden 2001-02’de doruğa ulaştıktan sonra, hâlâ genel olarak düşmekte olduğunuИнфекциозни заболявания, свързани с употребата на наркотици
Maalesef insanlar arasında salgın başgöstermeden önce증거가 없다는게 참 이상하죠.
Maalesef insanlar arasında salgın başgöstermeden önceTo ciekawe, że nie ma dowodów na masowe wymieranie drobiu
Maalesef insanlar arasında salgın başgöstermeden önceמעניינת העובדה שאין שום עדות
Maalesef insanlar arasında salgın başgöstermeden önceو ما يثير الفضول أنه لا توجد أدلة
Maalesef insanlar arasında salgın başgöstermeden önceヒトへの世界的流行の前に
Mağdurun beyni oksitosin salgılar ve kesenin ağzını açar, parayı verir.Az áldozat agyában oxytocin keletkezik, máris veszed elő a pénztárcádat, hogy odaadd a pénzt.