saldıran ile cümle

saldıran kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Azerbaycan'a saldıran Gürcüleri defalarca yendi.He repeatedly defeated the Georgians who attacked Azerbaijan.
Washington, Bremerton'da Truman, Cumhuriyetçilere saldıran bir konuşma yaptı.In Bremerton, Washington, Truman delivered a speech attacking the Republicans.
Saldıran Amerikalılar General John 'Black Jack' Pershing tarafından yönetiliyordu.The attacking Americans were led by General John 'Black Jack' Pershing.
1096 yılında, vardıktan sonra Konstantinopolis'e saldıran gözü kara Haçlılara karşı şehri savunmuştur.1096 verteidigte er Konstantinopel gegen die Kreuzfahrer, die die Stadt nach ihrer Ankunft attackierten.
Kurban, kendisine saldıran kişiyi tanıyordu.Doch dann erkennt der Mann sie als die Frau, die ihn attackiert hat.
İnsana sebepsiz saldıran hayvanlar mümkünse yakalanmalıdır.Das Tier kann bei Zuwiderhandlung beschlagnahmt werden.
İnsanlara da saldıranları vardır.Hinzu kommen Auftragsmörder.
Ve saldıran Belçikalılar esir düşer.Doch die Bankräuber nehmen eine Geisel.
844 senesinde Endülüs sahillerine saldıran Normanları büyük bir bozguna uğrattı.844 erfolgte ein Angriff der Normannen auf das Emirat von Córdoba.
Saldıran grubun tamamı öldürülür; ancak gerçekleşen çatışmalarda Joel ağır bir şekilde yaralanır.Bei einem Unfall kommt Ludwig ums Leben, Johann wird schwer verletzt.
Saldıran kişi Westmoreland 'dır.Der Verwaltungssitz (County Seat) ist Westmoreland.
Öldürdüğü her köylüye saldıran altın kazanır.Pour chaque villageois tué, celui qui attaque gagne de l’or.
İnsana sebepsiz saldıran hayvanlar mümkünse yakalanmalıdır.Les animaux pris à errer pourront être abattus sans sommation.
Sık sık Averel’e saldıran Joe’yu sakinleştirmeye çalışırlar.Il a souvent des démêlés avec Averell.
Daha sonra kendisi yaptığı açıklamada bana saldıranın fanlardan birisi olduğunu düşünmüştüm dedi.A son réveil, elle le prend pour un des agresseurs.
Karadeniz filolarının desteğiyle Varna kalesine saldıran Ruslar 29 Eylül'de Varna'yı teslim aldılar.Avec l’aide de la flotte de la mer Noire, commandée par Alexeï Greig, Varna tombe le 29 septembre.
19 Haziran Raw bölümünde Genel Müdür Kurt Angle, Enzo ve Cass'e saldıranlar hakkında toplantı yaptı.Le 19 juin à Raw, le général manager Kurt Angle arrive pour tirer au clair l’affaire Enzo et Big Cass.
Saldıran kişi Westmoreland 'dır.Le nom a été choisi par Westmoreland.
Öldürdüğü her köylüye saldıran altın kazanır.Se gana oro por cada habitante asesinado.
Hüssarlar: Mızrak ve Kargılarıyla saldıran Ağır zırhlı atlılar.Clibanarios: caballería pesada de choque armados con mazas y espadas.
İspanyol Armada, 1588 yılında İngiltere'ye saldıran İspanyol filosu.La Jornada de Inglaterra, intento de invasión española de Inglaterra por parte de la Armada española en 1588.
Kurban, kendisine saldıran kişiyi tanıyordu.Tenía al individuo que iba a vencerlo, ¿ves?
İnsanlara saldıran ve onların bağırsaklarıyla beslenen yoma isimli yaratıklar vardır.Él consume humanos y gira capullos en el cual atrapa a su presa.
İnsanlara da saldıranları vardır.Los enemigos externos también atacan.
Saldıranlar, evleri ateşe veriyor, yerli halkı yaralıyor ve onları suda boğuyordu.Los atacantes incendiaban las casas y ahogaban y apuñalaban a los residentes.
Birleşik Devletler deniz üslerine saldıran iki hava saldırı dalgasını gönderdi.Durante l'attacco inviò due ondate di aerei contro la base navale degli Stati Uniti.
Del Rio ve Rodriguez'e saldıran Kane ve Del Rio arasındaki bir maç sırasında geri döndü.Show tornò durante un match tra Kane e Alberto Del Rio, attaccando sia Del Rio sia Rodriguez.
Tom Hiddleston – Loki: Thor'un dünyaya saldıran üvey kardeşi.Tom Hiddleston è Loki: fratello adottivo di Thor e sua nemesi.
Ancak bu arada gece eve gelen kişiler onlara saldıran kişlerdir.Chiunque passando di là a quell'ora poteva vederle...
Lefter saldıranların hepsini tanıdığı halde kimseyi ihbar etmedi, şikâyetçi de olmadı.Né gli fu possibile catturare nessun ribelle od ottenere alcuna informazione.
Ailenin düsturu ise bana saldıran cezasız kalmaz anlamındaki Nemo me impune lacessit sözüdür.La legenda scelta fu Nemo me impune lacessit.
Çatışma sırasında bütün Amerikan askerleri ve saldıran bütün Vietnamlılar öldü.В ходе атаки все британские солдаты погибли.
İnsanlara da saldıranları vardır.Однако есть и атакующие неприятели.
Saldıran Hath'ler Martha'yı rehin alır.Ди берёт Марию в заложники.
Hasarlar gemiye saldıran düşmanlar tarafından açılmıştır.При высадке корабли были обнаружены противником.
Maçtan sonra Carmella, Nikki'ye Survivor Series'de saldıranın kendisi değil Natalya olduğunu söyledi.После поражения Кармелла рассказала, что на самом деле на Survivor Series Никки была атакована Натальей.
Bu hor görme Hristiyanlara ve bazen de Yahudilere saldıran birçok polemik edebiyatında da görülmektedir.وتم التعبير عن هذا الإحتقار بطرق مختلفة، مثل وفرة الأدب السجالي الذي هاجم المسيحيين وأحياناً اليهود أيضاً.
Hâkimiyeti vermek ama saldıran ile işbirliği yapmamak...Baş eğmektense ölümü tercih etmek.وقال انه يفضل الموت بدلا من الاعمل الشاقة.
Kendi Irkından oyuncuya saldırıldığında hücum gücünün %50-si saldıran ordu üzerinden kaldırılır.نسبة سقوط الأدوات منك عندما يتم قتلك من أحد اللاعبين سوف تنقص إلى 50%.
İnsana sebepsiz saldıran hayvanlar mümkünse yakalanmalıdır.يجب استبعاد الحيوانات التي من المرجح أن تلد أثناء النقل.
Maçtan sonra Carmella, Nikki'ye saldıranın Natalya olduğunu söylemişti.Após o combate, Carmella afirmou que Natalya era a agressora.
Del Rio ve Rodriguez'e saldıran Kane ve Del Rio arasındaki bir maç sırasında geri döndü.Ele retornou durante um combate entre Kane e Del Rio, atacando Rodriguez e Del Rio.
Saldıran grubun tamamı öldürülür; ancak gerçekleşen çatışmalarda Joel ağır bir şekilde yaralanır.Eles são atacados por bandidos e Joel acaba seriamente ferido.
Saldıran Hath'ler Martha'yı rehin alır.Cole depois sequestra Martha.
Karadeniz filolarının desteğiyle Varna kalesine saldıran Ruslar 29 Eylül'de Varna'yı teslim aldılar.Com o apoio da Frota do Mar Negro, sob as ordens de Aleksey Greig, Varna foi capturada a 29 de setembro.
İnsana sebepsiz saldıran hayvanlar mümkünse yakalanmalıdır.São animais inofensivos para o ser humano, a não ser se provocados.
Hepsinde de Tina’ya saldıran korkunç bir karakter vardır.Ele também tem uma atração física por Tina.
Saldıran kişi Westmoreland 'dır.De hoofdplaats is Westmoreland.
Müthiş bir öfkeyle onlara saldıranları öldürdü.In een vlaag van woede doodde hij hen.
Onlara Saldıranları Hep Sokarlar Ve Bundan Zevk Alırlar.Dit vinden de mannen grappig, en ze laten hem begaan.
Kurban, kendisine saldıran kişiyi tanıyordu.Zabójcę rozpoznała jedyna jego ofiara, która przeżyła atak.
Fakat, ilk saldıran Saksonya'yı istila eden II. Frederik'ti.Fredrik II av Preussen var den som först gick till angrepp.
11. Sayılarla belirtilen öznelerde: -42 milyon seçmen oy kullandı.; -Saldıranlar iki kişiydi. gibi.Exempel: elva personer skall rösta i en fråga och det finns två förslag till beslut.
Karadeniz filolarının desteğiyle Varna kalesine saldıran Ruslar 29 Eylül'de Varna'yı teslim aldılar.Understödda av Svartahavsflottan intog ryssarna sedan fästningen Varna den 29 september.
Ailenin düsturu ise bana saldıran cezasız kalmaz anlamındaki Nemo me impune lacessit sözüdür.Mottot är Nemo me impune lacessit (latin för "Ingen provocerar mig ostraffat").
İnsana sebepsiz saldıran hayvanlar mümkünse yakalanmalıdır.Men om djuren missköts kan de omhändertas.
İnsana sebepsiz saldıran hayvanlar mümkünse yakalanmalıdır.З рештою, тварини можуть бути забарвлені випадково.
Aynı hareketi kendisine saldıran balıklardan korunmak amacıyla da yapabilir.За його словами він зробив це, щоб врятувати спійману ними рибу.
Bu saldırı hem saldıranları hem de savunanları şaşırtmıştı.Emigrace bezpochyby zaskočila fanoušky i úřady.
Türk mevzilerine pek çok kez saldıran Sırplar, 9 Osmanlı topunu ele geçirdiler.Devět ruských horolezců otevřelo několikrát zkoušenou cestu západní stěnou.
İlgili Sayfalar