Ana içeriğe geç
Sözlük

sal ile cümle

sal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, yumruklarıyla ona saldırdı.She attacked him with her fists.
O, ona saldırdı.She attacked him.
O ona el salladı.She waved at him.
Favori salata sosunuz nedir?What's your favorite salad dressing?
Zayıflamaya çalışarak jimnastik salonunda saatler harcadı.She has spent hours at the gym trying to lose weight.
O, başını salladı.She shook her head.
Almanlar salatalık yememeleri konusunda uyarıldı.Germans have been warned not to eat cucumbers.
Katil salatalık cinsiyet ayrımı yapıyor.The killer cucumber is sexist.
Sistemimize kimin saldırdığını bulmanın zor olmayacağından eminim.I'm sure it wouldn't be too hard to find out who hacked into our system.
Düşündüğün kadar salak olması olası değil.It's unlikely she's as clueless as you think.
Muhtemelen düşündüğün kadar salak değil.It's unlikely she's as clueless as you think.
Şu ana kadar yiyeceğin en iyi salata onların özel öğle yemeğiyle verdikleridir.The best salad you'll ever eat is the one they serve with their lunch special.
Çiğ salyangoz yememelisin.You shouldn't eat raw snails.
Salı günü buluşalım.Let's meet on Tuesday.
Savunucular saldırganlar tarafından yapılan saldırıyı kontrol etti.The defenders checked the onslaught by the attackers.
Boksör saldırganlığını kontrol etmeli.The boxer needs to check his aggression.
Sally Ken'den iki yaş daha büyük.Sally is two years older than Ken.
O kadar saldırgan olmaktan vazgeçmelisiniz.You need to stop being so pushy.
Zaten Salı mı?Is it Tuesday already?
Gelecek Salı resmî tatil.Next Tuesday is a bank holiday.
Masa niye bu kadar sallanıyor?Why is the table so wobbly?
Tom evinin yakınındaki bir spor salonunda egzersiz yapıyor.Tom works out in a gym near his house.
Tom birkaç dilim salam yemek istedi.Tom wanted to eat a couple of slices of salami.
Tom bana salı gününün haricinde herhangi bir günde gelebileceğini söyledi.Tom told me that he could come on any day but Tuesday.
Tom, spor salonuna gitmeli.Tom should go to the gym.
Tom yanlışlıkla salata çatalıyla antreyi yedi.Tom mistakenly ate his entree with his salad fork.
Tom patates salatası yapmak için patates haşlıyor.Tom is boiling the potatoes to make potato salad.
Tom salatalık turşusu yemiyordu.Tom didn't eat dill pickles.
Tom bir salkım üzüm aldı ve onları yedim.Tom bought a bunch of grapes and I ate them.
Uçuş görevlisi Tom'u uyandırmak için salladı ve ona uçağın indiğini söyledi.The flight attendant shook Tom awake and told him that the plane had landed.
Tom Mary'nin sağ salim dönmesi için dua etti.Tom prayed for Mary's safe return.
Tom Mary'nin partiye bir salata getirmesini rica etti.Tom asked Mary to bring a salad to the party.
Tom ve Mary hava saldırısı sığınağına koştu.Tom and Mary ran into the air-raid shelter.
Mary güveç pişiriyor ve Tom bir salata yapıyor.Mary is cooking stew and Tom is making a salad.
Onu omuzlarından tutarak, onu salladı ve bağırdı, "Kendine hakim ol!"Grabbing him by the shoulders, she shook him and yelled, "Snap out of it!"
O sağ salim geldi.He arrived safe and sound.
Mariko estetik salonuna gitti.Mariko went to the aesthetic salon.
Tom'un köpeği onun yastığına salya akıttı.Tom's dog slobbered on his pillow.
Tom bir köpek tarafından saldırıya uğradı.Tom was attacked by a dog.
Tom konser salonundan yarım blok öteye parkedebildi.Tom was able to park a half a block away from the concert hall.
Tom hayır demek için kafasını salladı.Tom shook his head to say no.
Tom egzersiz yapmak için yerel spor salonuna gidiyorTom goes to the local gym to work out.
Tom bir sal üzerinde nehirden aşağı süzülüyordu.Tom floated down the river on a raft.
Tom, yerel bir spor salonunda ağırlık antrenmanı yaptı.Tom did weight training at a local gym.
Tom şu anda ağırlaştırılmış saldırı suçuyla yüz yüze.Tom currently faces charges of aggravated assault.
Tom bir ekstra-baharat kovası, kızarmış piliç ve bir konteyner lahana salatası ısmarladı.Tom bought a bucket of extra-spicy fried chicken and a container of coleslaw.
Tom Mary'ye bir saldırı tüfeğini nerede alabileceğini bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew where he could buy an assault rifle.
Çok kızamık salgını oldu mu?Have there been many outbreaks of the measles?
Kameralı her salak, fotoğrafçı olduğunu düşünür.Every dumbass with a camera thinks he is a photographer.
Bir düşman onlara saldırıyor.An enemy is attacking them.
John bir çubuk aldı ve salladı.John picked up a stick and shook it.
Bu caddede üç tane güzellik salonu var.There are three beauty salons on this street.
Bir salata getireceğinize güveniyor olacağım.I'll be counting on you to bring a salad.
Tom haftada üç gün spor salonuna gitti.Tom went to the gym three days a week.
Cesur şövalye saldırganın üzerine gitmek için o anda tereddüt etmedi.The bold knight didn't hesitate to go on the offensive when the time came.
Bir köpek balığı tarafından saldırıya uğradı.He was attacked by a shark.
Bu salon bir sinema değil ama burada bir film yansıtabilirsiniz.This hall isn't a movie theater, but you can project a movie in here.
Salatalıklar karpuzlarla aynı ailedendir.Cucumbers are related to watermelons.
Marcia şehirdeki en iyi salonda çalışıyor.Marcia works at the best salon in town.
Firmamızın sergi salonu bayanlar tarafından çok beğenildi.Our company's showroom was a hit with the ladies.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod