Ana içeriğe geç
Sözlük

sal ile cümle

sal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Başımı salladım.I shook my head.
Bir spor salonunda haftada iki ya da üç kez egzersiz yaparım.I work out in a gym two or three times a week.
Bana bu salonu gösteren bir çocukla karşılaştım.I met a boy, who showed me the way to this hall.
Yerin sallandığını hissettim.I felt the floor shake.
Ben yatmaya gittikten sonra bile, salondaki seslerin farkındaydım.Even after I went to bed, I was conscious of the voices in the parlor.
Kafamı birkaç kez salladım.I shook my head a few times.
Kabul ettiğimi göstermek için başımı salladım.I nodded to show that I agreed.
Ona tekrar el salladım.I waved him back.
Ben onlara el salladım.I waved my hand to them.
Bana gerçeği söylemesini istedim ama o başını salladı.I told her to tell me the truth, but she shook her head.
Salona gittiğimizde, konser çoktan başlamıştı.When we went to the hall, the concert had already begun.
Salona girdiğimizde konser çoktan başlamıştı.When we went to the hall, the concert had already begun.
Üstün düşman saldırılarına karşı ne kadar dayanabiliriz?How long can we hold out against the superior enemy attacks?
Biz beyzbol takımı üyelerini karşılamak için bayrakları salladık.We waved flags to welcome members of our baseball team.
Doğa bütün cephelerde saldırı altında.Nature is under attack on all fronts.
Gençlerden oluşan bir grup yaşlı adama saldırdı.A group of youths attacked the old man.
Dersler gelecek salı başlar.Classes begin next Tuesday.
Tekne dalgalı denizde şiddetle sallandı.The little boat bobbed on the rough sea.
Çocuk bir sal üstünde nehirden aşağıya doğru gitti.The boy went down the river on a raft.
Çocuk bir kuşu kafesten saldı.The boy released a bird from the cage.
Tüm rehineler sağ salim serbest bırakıldı.All the hostages were released unharmed.
İnsanlar ünlü orkestrayı dinlemek için konser salonun geldiler.People came to the concert hall to listen to the famous orchestra.
Prensesi karşılamak için bayraklar salladılar.They waved flags to welcome the princess.
Bebeği kollarımda salladım.I rocked the baby in my arms.
Bebek çıngırağı sallıyordu.The baby was shaking the rattle.
Öğretmenler sınıflarını spor salonunda topladı.The teachers assembled their classes in the gymnasium.
Öğretmen öğrencilerin konferans salonundan ayrılmasına izin vermedi.The teacher did not permit the students to leave the lecture hall.
Biz tüm personel salonlarında duyuru ilan edeceğiz.We will post the announcement in all the staff lounges.
Büyükbaba bana doğru kafasını salladı.Grandfather nodded toward me.
Büyükbabam başını salladı ve gülümsedi.My grandfather nodded and smiled at me.
Oğlu eve sağ salim döndüğünde çok memnun olmuştu.She was very pleased when her son returned home safe and sound.
Spor salonu, tören için kullanıldı.The gym is used for the ceremony.
Bekleme salonunda beş hasta vardı.There were five patients in the waiting room.
General düşman kampına karşı bir saldırı başlatmaya karar verdi.The general decided to launch an offensive against the enemy camp.
Herkes ona karşı çıktı fakat buna rağmen Sally ve Bob evlendiler.Everyone opposed it, but Sally and Bob got married all the same.
Bir adam elini sallayarak bir şeyler bağırdı.A man shouted something, waving his hand.
Bir adam elini sallayarak, bağırarak bir şey söyledi.A man shouted something, waving his hand.
Deprem aniden binaları salladı.The earthquake suddenly shook the buildings.
Bir depremde, yer yukarı ve aşağı ya da geriye ve ileriye sallanabilir.In an earthquake, the ground can shake up and down, or back and forth.
Deprem evi salladı.The earthquake caused the house to rattle.
Depremde binalar sallandı.The buildings shook in the earthquake.
Konuları sallantıda bırakmayı sevmiyorum.I don't like to leave things up in the air.
Kasabadaki en eski sinema salonu şu an yıkılıyor.The oldest movie theater in town is being pulled down now.
Nagano 42 'ye karşı 46 oyla Salt Lake City'yi yendi.Nagano beat Salt Lake City by 46 votes to 42.
Bir elektrik kesintisi, salondaki karışıklığa katkıda bulundu.A power failure contributed to the confusion in the hall.
Biz düşmanın nereden saldıracağını önceden tahmin ettik.We anticipated where the enemy would attack.
Düşman bütün gün saldırısına devam etti.The enemy kept up their attack all day.
Düşman saldırısı şafakta sona erdi.The enemy attack ceased at dawn.
Düşman saldırısı şafakta durdu.The enemy's attack ceased at dawn.
Düşman kasabaya saldırdı.The enemy attacked the town.
Düşman bize bir saldırı başlattı.The enemy launched an attack on us.
Düşman bize gece saldırdı.The enemy attacked us at night.
Düşman bütün gece saldırıya devam etti.The enemy kept up the attack all night.
Gizli servis onu saldırıya karşı koruyor.The secret service guards him against attack.
Sinema salonunda aniden bir yangın patlak verdi.All of a sudden, a fire broke out in the movie theater.
Japonlar 7 Aralık 1941 tarihinde Pearl Harbor'a saldırdı.The Japanese attacked Pearl Harbor on December 7, 1941.
Patlama bütün binayı salladı.The explosion shook the whole building.
Babasının saldırganlıklarından hiçbirine sahip değil.He has none of his father's aggressiveness.
Onun zamanında müdahelesi salgını engelledi.His prompt action prevented an epidemic.
Onun karısı onun saldırı sonucu ölümünden sonra, üzüntüden dolayı kendini kaybetti.When his wife heard of his violent death, she was beside herself with grief.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod