Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o, başını salladı.Tom whispered something in Mary's ear and she nodded.
Tom'a üşüyüp üşümediğini sordum ama o başını salladı.I asked Tom if he was cold, but he shook his head.
Tom'a soğuk alıp almadığını sordum ama o başını salladı.I asked Tom if he had a cold, but he shook his head.
Sosu salatanın üzerine dökün ve hafifçe karıştırın.Pour the dressing over the salad and toss gently.
Salatayı karıştırabilir misin?Can you toss the salad?
Salgında çok sayıda insan öldü.Scores of people died in the epidemic.
Bir kadının dili, bir kuzunun kuyruğu gibi sallanır.A woman's tongue wags like a lamb's tail.
Tom sadece başını salladı ve bir şey söylemedi.Tom just shook his head and didn't say anything.
"Superman" bu ay sinema salonlarında çıkacak."Superman" will come out this month in movie theaters.
Tom konferans salonunu terk etti.Tom left the conference room.
Tom ve avukatı sadece birkaç dakika önce birlikte mahkeme salonunu terk ettiler.Tom and his lawyer left the courtroom together just a few minutes ago.
Tom saldırı için üç kez tutuklandı.Tom has been arrested three times for assault.
Sağ salim eve vardın mı?Did you get home safe and sound?
Spor salonu ev mağazasının karşısında.The gym is across from the home store.
Ağaçların rüzgarda nasıl sallandığına bak.Look how the trees sway in that wind.
Neden herhangi biri Tatoeba'ya saldırmak isteyebilir?Why would anyone want to attack Tatoeba?
Melanom genç kadınlarda bir salgındır.Melanoma is an epidemic in young women.
Tom başını sallayarak kabul etti.Tom nodded in agreement.
Askerler düşman saldırısına direndi.The soldiers withstood the enemy attack.
Hafta içi günleri : Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma'dır.The weekdays are: Monday, Tuesday, Wednesday, Thursday, and Friday.
Salmonella bakterileri doğrudan kaplumbağa ile ilişkilidir.The salmonella bacteria are directly associated with the turtles.
Tom bana onu konser salonunun önünde karşılamamı söyledi.Tom told me to meet him in front of the concert hall.
Tom, Mary ve John hepsi başlarını salladı.Tom, Mary and John all shook their heads.
Tom bir hançerle Mary'ye saldırdı.Tom attacked Mary with a dagger.
O saldırgan bir soru.That's an offensive question.
Tom arkadaşının arkasından el salladı.Tom waved goodbye to his friend.
Tom fiyat etiketine baktı ve başını salladı.Tom looked at the price tag and shook his head.
Ben sizi otelin giriş salonunda karşılayacağım.I will meet you in the hotel foyer.
Bugün konferans salonunda yemek yiyor olacağız.We'll be eating in the conference room today.
Tom salatasını yemedi.Tom didn't eat his salad.
Bizim üçümüz sosisli sandviç ve patates salatası yedi.The three of us ate hot dogs and potato salad.
Salatayı yapmama yardım etmeye gel.Come help me make the salad.
Birisi beyaz bir bayrak sallıyor gibi görünüyor.It looks like someone is waving a white flag.
Beyaz bayrak sallayan birini gördüm.I see someone waving a white flag.
Tom salaktı.Tom was silly.
Tom, Mary'ye saldıran köpeği vurdu.Tom shot the dog that attacked Mary.
Yeterince saldırgan olduğumu sanmıyorum.I don't think I was aggressive enough.
Tom'un saldırgan olduğunu düşünüyorum.I think Tom is aggressive.
Çok fazla sayıda Salisbury bifteği yaptım..I made too many Salisbury steaks.
Tom Mary'nin bahsettiği şeyi anlamış gibi kafasını salladı.Tom nodded as if he understood what Mary was talking about.
Salonda konuşabilir miyiz?Can we speak in the hall?
Tom başını salladı ve güldü.Tom shook his head and laughed.
Sanırım Tom salak.I think Tom is gullible.
Tom, meyve salatasında sadece bir çilekten daha fazlası olmasını diledi.Tom wished there was more than just one strawberry in his fruit salad.
Çocuk sallandı.The kid rocked.
Tom öğle yemeği için yumurta salatalı bir sandviç yedi.Tom had an egg salad sandwich for lunch.
Tom serseri bir keskin nişancı saldırısının kurbanıydı.Tom was the victim of a random sniper attack.
Tom rastgele bir keskin nişancı saldırısının kurbanıydı.Tom was the victim of a random sniper attack.
Tom bana spor salonuna gideceğini söyledi.Tom told me he was going to the gym.
Tom, bahçede serbestçe dolaşabilsinler diye tavuklarını dışarı salıverdi.Tom let his chooks out so they could roam free in the garden.
Spor salonu üyeliğini iptal etmeni sana söylediğimi düşündüm.I thought I told you to cancel your gym membership.
Düşmana saldırdı.She attacked the enemy.
Tom bir Yunan salatası yedi.Tom ate a Greek salad.
O, kılıcını sallarken bana yardım edin! diye tekrarladı.Help me! he repeated while waving his sabre.
Hepimiz sağ salim geri döndük.We're all back safe and sound.
Tom, Mary'nin kız kardeşi tarafından saldırıya uğradı.Tom was attacked by Mary's sister.
Bugün Salı.Today is Tuesday.
Biz İnsanlık Müzesini görmeye gittik ama o, salı günleri kapalıymış.We went to see the Museum of Humankind, but it is closed on Tuesdays.
Niçoise salatası Nice yakınlarındaki bölgenin tipik bir yemeğidir.Niçoise salad is a typical food of the area near Nice.
Bir kız metroda saldırıya uğradı.A girl was assaulted on the métro.