Hesap kurulum bilgileri artık kayıt defterinde saklanmaz.Thông tin thiết lập tài khoản sẽ không còn được lưu trong Windows Registry.
Gerçek adı bir sır olarak saklanmaktadır.本名は謎に包まれている。
Aramalar, gemilerin uzun Arktik kışı için saklanmasına kadar sürmüştür.北極の長い冬に入るまで捜索は続けられた。
Tom Grace'in saklanmasına yardım etmek için kasabalılarla konuşur.トムはグレースに町から逃げるよう提案する。
İngiltere'ye ticaretle getirilen "yabancı devlet sikkeleri" burada saklanmakta idi.彼らはイギリスによってこの地に入植するよう後押しされた「外国人プロテスタント」であった。
Hesap kurulum bilgileri artık kayıt defterinde saklanmaz.側室は記録に残っていない。
Burası saklanmak için uygun ve kuyuda bulunduğu (Melek Kuyu) için buraya yerleşilmiştir.広達はこのため免官され、侯として自邸に蟄居させられた。
Müzisyenin yapıtları Güney Florida Üniversitesi arşivlerinde saklanmaktadır.作品のコピーは、イースト・アングリア大学音楽部門に保管されている。
Taşların çoğu nemden korunması için nitrojen içinde saklanmaktadır.月の石のほとんどは湿気ないように窒素の中に保存されている。
Halife Mustekfi ile Emir Ebu Cafer saklanmak zorunda kaldılar.鷹比等の命令によって鑢みぎりを誘拐した。
Eskiden korsanların saklanma yeri olduğu söylenir.昔、海賊船に乗っていたことがあると語る。
Diğerleri ise saklanmaya devam ettiler ya da reaksiyon veremeyecek kadar şoktaydılar.中には、ショックのあまりに失神して最後まで解答できなかった人もいた。
Dokümanın orijinal imzalı kısmı Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Arşivi'nde saklanmaktadır.^ 尋問調書が米国の国立公文書館に保存されている。
Şansölye Palpatine, bunca zaman Jedi’lardan saklanmayı başarmış olan Darth Sidious’un ta kendisiydi.パルパティーン最高議長こそ、長年に渡りジェダイが捜し続けてきたシスの暗黒卿、ダース・シディアス本人だったのだ。
Gerçek adı bir sır olarak saklanmaktadır.真名是秘密。
Tutar: Edinmesi güç olan parçaların saklanması.擁有可以吸收元素力量的權杖。
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.不空如來藏。
Ayrıca ayin parçaları da saklanmaktadır.是藏宴坐之地也。
Kokusu o kadar kuvvetlidir ki hava almayan kaplarda saklanması gerekir yoksa kokusu diğer baharatlara geçer.地下室在條件上是空氣比較不流通、陽光不能照射,是次等的生活空間。
Yakalanması için ödül konulunca Beşparmak Dağları'na çıkıp saklanmaya başladı.因停军中山,被灵太后立榜悬赏缉拿。
Duvardaki orijinal heykel saklanmadı, ancak 19. yüzyılda birkaç kez restore edildi.벽면에 있던 원본 조각품은 보존되지 못했지만, 여러 시간에 걸쳐, 특히 19세기에 대부분 복원되었다.
Saklanmaya başladılar.나는 숨어버리고 싶었다.
Temiz giysiler kuru bir yerde saklanmalıdır.행굼 : 다 마른 옷감은 깨끗한 물에 행궈 다시 말린다.
Keyfiyet milli bir sır olarak saklanmalıdır.성터는 국가 사적으로 지정되어 있다.
Fakat, ilerleyen Rus güçleri, milislerin ormanda saklanmak zorunda kalmalarına neden olur.러시아 기병대는 숲속에 숨겨져있던 포병대가 자신들을 노리고 있다는 것을 깨달았다.
Celebrimbor üç yüzüğün ondan saklanmasını emretti.그 뒤 요정들은 자신들의 세 반지를 사우론으로부터 깊이 숨겼다.
Gerçek adı bir sır olarak saklanmaktadır.실명(實名)은 실제 이름을 가리킨다.
Muhasebe'de saklanmak zorunda olan defterlerdendir.이 문서는 페임레코즈에서 발매한 음반 목록이다.
Kokusu o kadar kuvvetlidir ki hava almayan kaplarda saklanması gerekir yoksa kokusu diğer baharatlara geçer.향수는 잘 보관하지 않으면 향기가 발산되고 변색되는 일이 많으므로 직사광선이 비치지 않게 서랍이나 어두운 곳에 보관하는 것이 좋다.
Saklanmak için beceriklice bitkileri kullanırlar.성능향상을 위해 첨가제를 사용하기도 한다.
Orada korkunç bir sır saklanmaktadır.מסתירה סוד גדול.
Gerçek adı bir sır olarak saklanmaktadır.שמו הפרטי נשמר בסוד.
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.הימנעות מעומס רב מדי לאורך זמן.
Metalik halde saklanması çok zordur.מבחינה מיתולוגית קשה למקם אותו.
Anne (Ayten Uncuoğlu) - Oğlunun işlediği cinayetin saklanmasını istiyor.מטרתה לגלות את הרצח אחר שהאשימו בו את בנה.
Keyfiyet milli bir sır olarak saklanmalıdır.בטענה כי מידע שכזה מהווה סוד מדינה.
Soğuk zincirde saklanması gereken ilaçlar.כיסוי הגוף בבוץ קר.
DNA'nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır.Основната функция на молекулата на ДНК е дълготрайното съхранение на информация.
Orada korkunç bir sır saklanmaktadır.Музикантът има ужасна тайна.
Daha küçük olabilen bu çıkrıkların saklanması da kolaydır.Те се възползват и най-малката възможна сянка.
Bir yeraltı sığınağında aylarca saklanmayı başardı.През последните дни от войната се укрива в скривалище.
Soğuk zincirde saklanması gereken ilaçlar.Сервира се изстуден в керамични купички.
Uykunu hafızanın saklanmasına faydalı olduğu teorisi yeni bir fikir değil.Теорията за мисленето като субвокална реч не е оригинална негова идея.
Keyfiyet milli bir sır olarak saklanmalıdır.Официалната власт запазва заговора в тайна.
Bu nedenle dikkatli bir şekilde kullanılmalı, gaz yağı gibi mineral yağ altında saklanmalıdır.Skladišti se i prevozi u suhim zasićenim ugljikovodicima, kao što je mineralno ulje.
Bu kap şu anda Kopenhag'da Danimarka ulusal müzesinde saklanmaktadır.Danas su dio zbirke Nacionalnog danskog muzeja (Nationalmuseet) u Kopenhagenu.
Bu sürede saklanmak için başka bir ailenin evi uygun görülür.Na tomto mieste stojí teraz niekoľko rodinných domov.
Borunun bir kesiti ise, deri hariç, Didcot Demiryolu Merkezi'nde saklanmaktadır.Časť potrubia bez kožených chlopní je zachovaná v Didcot Railway Centre.
Dokümanın orijinal imzalı kısmı Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Arşivi'nde saklanmaktadır.Jedna z prvých štrnástich kópií tejto listiny je verejne sprístupnená v Národnom archíve vo Washingtonu.
Bu yüzden nemli ortamlarda saklanmaması gerekir.Predovšetkým nesmú jazdiť v zákryte.
Bu kap şu anda Kopenhag'da Danimarka ulusal müzesinde saklanmaktadır.Zdaj je v zbirki Narodnega muzeja Danske v Kopenhagnu.
Geminin burun yazıları Eckernförde Sualtı Silahları Okulu'nda saklanmaktadır.Korne in ladijske klopi so rezbarili v šoli za lesno stroko v Kočevju.
Hesap kurulum bilgileri artık kayıt defterinde saklanmaz.Kasneje posestva ne najdemo več v listinah.
Celebrimbor üç yüzüğün ondan saklanmasını emretti.Imel je sina Celebrimborja, ki je izdelal Troje prstane.
Daha küçük olabilen bu çıkrıkların saklanması da kolaydır.Vse to zaradi čim manjše teže.
Saklanmaya başladılar.Teko slapstytis.
Bir yeraltı sığınağında aylarca saklanmayı başardı.Kelis mėnėsius jis sėkmingai slapstėsi kalnuose.
Orada korkunç bir sır saklanmaktadır.Didžioji M. Gripės paslaptis.
Ayrıca ayin parçaları da saklanmaktadır.Taip pat išlikę liepų alėjos fragmentai.
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.Nelaisvėje gyvena ilgai.