Kediler kutulara saklanmayı seviyorlar.Кошки любят прятаться в коробках.
Tom saklanmak zorunda kalmadı.Тому не пришлось прятаться.
Aramalar, gemilerin uzun Arktik kışı için saklanmasına kadar sürmüştür.Поиск продолжался до тех пор, пока его не остановила долгая арктическая зима.
Bu sürede saklanmak için başka bir ailenin evi uygun görülür.Сегодня на этом месте стоит жилой дом на несколько семей.
Orada korkunç bir sır saklanmaktadır.Вот тут и открывается эта чудовищная тайна.
Saklanmaya başladılar.Они решили спрятаться.
Kalabalık ortamlarda genelde saklanma isteği içindedirler.Обычно скрывается в толпе людей.
Kişisel evrakları University College Dublin'in arşivlerinde saklanmaktadır.Его личные бумаги находятся в архиве Университета Техаса.
Gerçek dosyalar tekerde saklanmaya devam eder.Ротовые органы скрыты под наличником.
Bir yeraltı sığınağında aylarca saklanmayı başardı.Почти два месяца скрывался в подполье.
Penisin çıkarılması ve saklanması kolay bir işlem değildi.Для беспрепятственного и быстрого выхода кузов был бездверным.
Hesap kurulum bilgileri artık kayıt defterinde saklanmaz.Информация о настройке учетной записи больше не сохраняется в реестре Windows.
Gerçek adı bir sır olarak saklanmaktadır.Его настоящее имя засекречено.
Uykunu hafızanın saklanmasına faydalı olduğu teorisi yeni bir fikir değil.نظرية أن النوم له فوائد في الاحتفاظ بالذاكرة ليست فكرة جديدة.
Orada korkunç bir sır saklanmaktadır.ولكن هنالك سر كبير مخفي في تلك الحادثة.
Penisin çıkarılması ve saklanması kolay bir işlem değildi.ولذلك فإن استخلاصها من خاماتها وتنقيتها ليست بالعملية السهلة.
Ayrıca bunların ışıktan korunması ve buzdolabında saklanması da önemlidir.ينبغي حفظ الحقن في الثلاجة، وحمايتها من الضوء.
Keyfiyet milli bir sır olarak saklanmalıdır.الغموض لا يزال يحيط فاتها كسبب لتبقى رحلة سرا الحكومة.
Muhasebe'de saklanmak zorunda olan defterlerdendir.له كتاب في المغازي.
Orada korkunç bir sır saklanmaktadır.Existe um grande segredo escondido.
Uykunu hafızanın saklanmasına faydalı olduğu teorisi yeni bir fikir değil.A teoria de que o sono beneficia a retenção de memória não é uma idéia nova.
Taşların çoğu nemden korunması için nitrojen içinde saklanmaktadır.A maioria das pedras são guardadas em nitrogênio para mantê-las livres da umidade.
Saklanmaya başladılar.Estão escondidos.
Hayatından endişe eden Claudius saklanmak için saraya kaçtı.Preocupado pela sua própria sobrevivência, Cláudio fugiu do palácio para se esconder.
Hesap kurulum bilgileri artık kayıt defterinde saklanmaz.Ela não é mais a detentora do recorde.
Dokümanın orijinal imzalı kısmı Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Arşivi'nde saklanmaktadır.Os originais dos atos institucionais são mantidos no Arquivo Nacional.
Bu kap şu anda Kopenhag'da Danimarka ulusal müzesinde saklanmaktadır.Atualmente, a pintura pertencente ao acervo do Museu Nacional da Dinamarca em Copenhague.
Çavradossi tekrar yanlarına getirilir ve Scarpia ona Angelotti'nin saklanma yerini öğrendiğini söyler.Scarpia interroga Cavaradossi: ele quer saber onde está Angelotti.
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.Não deve manter por muito tempo guardados.
Fakat Lara ormandaki gizli bir klübede saklanmak zorunda kaldı böylelikle Jüpiter onu bulamayacaktı.À Horn foi oferecido um lugar na Juilliard School, mas sua família não tinha condições de mandá-la para lá.
Hesap kurulum bilgileri artık kayıt defterinde saklanmaz.Setup-informatie van accounts wordt niet langer in het register opgeslagen.
Bu kap şu anda Kopenhag'da Danimarka ulusal müzesinde saklanmaktadır.Deze ketel wordt thans bewaard in het Nationaal museum van Denemarken in Kopenhagen.
Dokümanın orijinal imzalı kısmı Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Arşivi'nde saklanmaktadır.Het origineel wordt bewaard in de U.S. National Archives.
Jovianus'un seçilmesinden beri saklanmaktaydı.Hij was derhalve niet aanwezig geweest toen Jovianus tot diens opvolger werd benoemd.
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.Hierdoor bleef het voor langere tijd verborgen.
Işığa duyarlıdır, bundan dolayı oldukça koyu renkle kapalı kaplarda saklanmalıdır.De stof is lichtgevoelig en moet dus in goed gesloten, donker gekleurde potten bewaard worden.
Orada korkunç bir sır saklanmaktadır.Hij houdt er een groot geheim op na.
Genellikle nakit ve diğer değerli eşyaların saklanması için bir çekmeceye bağlanır.Achter een loket bevinden zich vaak grote hoeveelheden geld en andere documenten.
Almanlar ilerideki tepelik bir ormana siper kazmış saklanmaktadırlar.Niemcy uciekli do lasu położonego za wzniesieniem.
Veronica ve Nick, saklanmak için Nick'in babasının New Glarus'daki kulübesine gider.Nick i Veronica są zmuszeni uciekać do kryjówki ojca Nicka w New Glarus, Wisconsin.
Saklanmaya başladılar.Zaczął się ukrywać.
Bu sefer Sır Falstaff'in aklı başındadır ve saklanmak istemez.Podejrzewała przy tym, że Fulbert nie będzie w stanie i nie będzie chciał zachować tajemnicy.
Orada korkunç bir sır saklanmaktadır.Skrywa on jednak pewną mroczną tajemnicę.
Bu kap şu anda Kopenhag'da Danimarka ulusal müzesinde saklanmaktadır.Obecnie przechowywane jest w duńskim Muzeum Narodowym (Nationalmuseet) w Kopenhadze.
Ayrıca bunların ışıktan korunması ve buzdolabında saklanması da önemlidir.Ponadto został on wyposażony w radio i lodówkę.
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.Podczas prześladowań przez długi czas ukrywał się.
Bu da Falstaff'i korkutup çamaşır sepetinde çamaşırlar içine saklanmasına neden olur.Tymczasem kosz, w którym ukrył się Falstaff, służący wrzucają do strumienia, gdzie pierze się bieliznę.
Gerçek adı bir sır olarak saklanmaktadır.Hans riktiga namn är hemligstämplat.
Bu da Falstaff'i korkutup çamaşır sepetinde çamaşırlar içine saklanmasına neden olur.Kvinnorna gömmer Falstaff i en tvättkorg med illaluktande tvätt.
Ahit Sandığı da Mişkan’daki "Kutsallar Kutsalı" adı verilen bölümde saklanmaktaydı.Dessa utgjorde därefter också stommen i partiets så kallade stormavdelning, SA.
Bu kap şu anda Kopenhag'da Danimarka ulusal müzesinde saklanmaktadır.Idag står kitteln på det danska nationalmuseet i Köpenhamn.
Bu sürede saklanmak için başka bir ailenin evi uygun görülür.Huset är idag permanentbostad för flera familjer.
Orada korkunç bir sır saklanmaktadır.Але він зберігає страшну таємницю.
Gerçek adı bir sır olarak saklanmaktadır.Його справжнє ім'я засекречено.
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.Довгий час він переховувався.
Keyfiyet milli bir sır olarak saklanmalıdır.Діяльність служби має характер державної таємниці.
1820'de bina hükümet tarafından, Kraliyet Resim Galerisi'nin saklanması için satın alındı.З 1820 р. палац придбали для розташування Королівської колекції картин.
Saklanmaya başladılar.Намагається сховатися.
Penisin çıkarılması ve saklanması kolay bir işlem değildi.Створення і розвиток музею було справою нелегкою.
Ona göre, saklanmak boşunadır.Очевидно, що вона приховує щось.