Uykunu hafızanın saklanmasına faydalı olduğu teorisi yeni bir fikir değil.The theory that sleep benefits memory retention is not a new idea.
Aramalar, gemilerin uzun Arktik kışı için saklanmasına kadar sürmüştür.Searches continued until the ships were laid up for the long Arctic winter.
Orada korkunç bir sır saklanmaktadır.There is a big hidden secret.
Diğerleri ise saklanmaya devam ettiler ya da reaksiyon veremeyecek kadar şoktaydılar.Others continued to hide or were too shocked to react.
Fakat Lara ormandaki gizli bir klübede saklanmak zorunda kaldı böylelikle Jüpiter onu bulamayacaktı.However, she had to stay in a hidden cottage in the woods so that Jupiter would not find her.
EURion hakkındaki teknik detaylar kaşifleri ve kullanıcıları tarafından sır olarak saklanmaktadır.Technical details regarding the EURion constellation are kept secret by its inventors and users.
Bu ceket, şampiyon tarafından bir yıl saklanmakta ve daha sonra geri verilmektedir.The champion takes the jacket home for a year and returns it thereafter.
Japonya'daki en eski shakuhachi şu anda Nara'da Shōsō-in'de saklanmaktadır.The oldest shakuhachi in Japan is currently stored in Shōsō-in, Nara.
Gıdaların teneke kutularda saklanması, 1810'da Peter Durand tarafından patent altına alınmıştır.Preservation of food in tin cans was patented by Peter Durand in 1810.
Genellikle nakit ve diğer değerli eşyaların saklanması için bir çekmeceye bağlanır.It is usually attached to a drawer for storing cash and other valuables.
Soğuk zincirde saklanması gereken ilaçlar.Some drugs require cold chain management in their distribution.
Jovianus'un seçilmesinden beri saklanmaktaydı.He had been in hiding since the election of Jovian.
William Miller’in araştırmaları Aurora Üniversitesi arşivlerinde saklanmaktadır.The papers of William Miller are preserved in the archives at Aurora University.
Gerçek adı bir sır olarak saklanmaktadır.His real name has been kept a secret.
Augur'un başı kanunla derttedir ve saklanmak zorundadır.Augur runs into trouble with the law and is forced into hiding.
Saklanmak için beceriklice bitkileri kullanırlar.They use their ability to hide.
Celebrimbor üç yüzüğün ondan saklanmasını emretti.The Raiders awarded him all three rings.
Dosyalar, Memory Stick üzerindeki / PALM / Programs / MSAUDIO dizininde saklanmalıdır.Files must be stored in /PALM/Programs/MSAUDIO directory on the Memory Stick.
Keyfiyet milli bir sır olarak saklanmalıdır.Membership is a state secret.
Hesap kurulum bilgileri artık kayıt defterinde saklanmaz.Data need no longer reside in spreadsheets.
Işığa duyarlıdır, bundan dolayı oldukça koyu renkle kapalı kaplarda saklanmalıdır.It is light-sensitive, so it must be stored in tightly closed dark-coloured containers.
Kopenhag Üniversitesi Zooloji Müzesi'nde saklanmaktadır.It is deposited at the University of Copenhagen Zoological Museum.
Yukarı Avusturya'daki Pyhrn dağındaki av köşkünde saklanmaya çalıştı.He attempted to hide out in his hunting lodge on the Pyhrn mountain in Upper Austria.
Borunun bir kesiti ise, deri hariç, Didcot Demiryolu Merkezi'nde saklanmaktadır.A section of the pipe, without the leather covers, is preserved at the Didcot Railway Centre.
Kişisel evrakları University College Dublin'in arşivlerinde saklanmaktadır.His personal papers are held in University College Dublin Archives.
Kullanıcı cihaz üzerinde saklanmakta olan veri hakkında dikkatli olmalıdır.The user is prompted to log on to the network that is configured.
Flolan® dayanıksızdır bu yüzden uygulama süresince buzda saklanmalıdır.Prostacyclin is unstable, and therefore has to be kept on ice during administration.
Balıklara kayalık ortamda çok sayıda mağara ve saklanma yerleri sağlamalıdır.The rocky environment should provide numerous caves and hiding places.
Paketlenmiş halde, güneş görmeyen ve rutubetsiz bir ortamda saklanmalıdır.Having to think quickly, he hides in an unlocked cold room.
Bir yeraltı sığınağında aylarca saklanmayı başardı.They should sleep in a shelter for several months.
DNA'nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır.The main role of DNA molecules is the long-term storage of information.
Eşcinsel ve lezbiyenler saklanmamalılar.Gay and lesbian people shouldn't be hiding.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.And so we ended up being taken aside into these huts, hidden away until the darkness.
Için çarparak kapı ve kavgalar, sokakta çalışan rakamlar tam rakam saklanma yerleri.You must figure the street full of running figures, of doors slamming and fights for hiding-places.
Gene sen! Aslında saklanmana gerek yok artık.It's you again!
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.They all somehow decided to evolve into black moths in order to hide from the birds more easily.
Ancak o deliğin alanını alarak görünmeyecek şekilde nasıl içine saklanmaz?But how could it take the space of that hole and not be buried in it invisibly?
Hamid öldürüldüğünde silah seslerini duyduk ve saklanmaya çalıştık.We heard live fire at the time Hamid was killed and ran to cover.
Saklanmak için. (seyirciler güler) Şey, bu eğlenceli olmalı.Well that must be fun it must be like going home for you
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.It's a holocaust of a different kind, and hiding under our desks isn't going to help.
Bir yaşındakiler saklanmayı öğrenirler.One-year-olds learn concealment.
Ve asla saklanmayacağımAnd I'll never
Bu nedenle asla saklanmayacağım ya da kaçmayacağımSo, I'll never Hide or run away
100 yılı aşkın bir süredir, formulün ne olduğu hala sır gibi saklanmakta.Under his leadership, bottling plants began to pop up all over the world.
Saklanmak mı?Hiding?
-Ben paparazzilerden saklanmak için biçilmiş kaftan değilim!I was never cut out for hiding from the paparazzi!
Gelin ve tecavüzcülere karşı durun, Çünkü biz evlerimize saklanmayı düşünmüyoruz.Come and stand against the rapists, because we do not plan to hide in our homes.
Sadece özel eşyalarını için yataklarında saklanmasıdır.The only storage for private possessions is in their beds.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.As Yahweh commanded Moses, so Aaron laid it up before the Testimony, to be kept.
Mesajlarınızda görülen tüm & URL; lerin kapılıp saklanması.Capture and save all & URL; s appearing in messages.
Bu resim yerel makinede saklanmamaktadır. Resmi bu etikete tıklayarak yükleyin.This picture is not stored on the local host. Click on this label to load it.
Ögelerin en fazla saklanma süresi:Maximum age of items:
Tataloviç, "Zar zor aracın içine girip saklanmayı başardım." dedi."I barely managed to get into the car and hide," she says.
Işığa duyarlıdır, bundan dolayı oldukça koyu renkle kapalı kaplarda saklanmalıdır.It is light-sensitive, so it must be stored in tightly closed dark-coloured containers.
Pais buna güvenmedi ve bunun yerine saklanmaya başladı.Pais did not trust that and instead went into hiding.
Amsterdam' da Pais ve diğer Yahudiler için saklanma yerleri ayarladı.She arranged hiding places for Pais and other Jews in Amsterdam.
Pais, Hollanda' dan ayrılmadan önce saklanmak zorunda kaldı.Pais was forced into hiding before he could leave the Netherlands.
Polisler ve Reed, Sutcliffe'nin saklanmasına baskın düzenlenir.The cops and Reed raid Sutcliffe's hideout.
Artık Michel tarafından takip edilen Frank saklanmak için ormana girer.Upon entering the grass, he finds Henri, whose throat has been slit.
Güneş battığında Frank saklanmaya devam ediyordu.Night falls, and Franck remains in hiding.