saklı ile cümle
saklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Il programma è copyright 1997-2001 gli sviluppatori di & infocenter;
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Pravice razširjanja programa 1997- 2001 Razvijalci nadzornega središča & kde;
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Programa copyright 1997- 2001 Os Programadores do & infocenter;
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Program copyright 1997- 2001 Dezvoltatorii Centrului de Informaţii & kde;
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Program copyright 1997- 2001 Informationscentralens utvecklare
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Program copyright 1997 - 2001 vývojáři & infocenter;
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Programma copyright 1997-2001 The ontwikkelaars van & kic;
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Programme copyright 1997-2001 Les développeurs du & centreInformation;
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Program ophavsret 1997- 2001 & infocenter; - udviklerne
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Авторські права на програму належать розробникам & infocenter;, ©1997- 2001
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001Программа: (С) 1997- 2001 разработчики & infocenter;
Uygulamanın hakları & infocenter; Geliştiricileri adına saklıdır 1997- 2001著作権 1997-2001 & kcontrolcenter; 開発チーム
Varlığı uzun zamandır saklı tutuluyordu. Ait olduğu soylu kişiyi bekliyordu.Sokáig rejtve volt a világ szeme elől, várva új tulajdonosára az uralkodó családból.
Varlığı uzun zamandır saklı tutuluyordu. Ait olduğu soylu kişiyi bekliyordu.Ήταν κρυμμένο από τον κόσμο για πολύ καιρό περιμένοντας τον νέο Βασιλικό ιδιοκτήτη του.
Varlığı uzun zamandır saklı tutuluyordu.ولقد ابقينا الامر سرا عن الجميع كل هذا الوقت
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.A neuvěřitelné množství inovací z tohoto období má někde na počátku takovouto kavárnu.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.A ohromujúci počet inovácií z tohto obdobia má niekde vo svojom príbehu kaviareň.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.En een verbazingwekkend aantal innovaties uit deze periode heeft een koffiehuis ergens in zijn verhaal.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.Et un nombre incroyable d'innovations de cette période ont un café quelque part dans leur histoire.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.Hihetetlen, hogy a korszak találmányai közül hánynak a történetében szerepel valahol egy kávéház.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.그리고 이 시기에 일어났던 엄청난 수의 혁신의 사연 중, 커피 하우스가 어딘가에는 포함되어 있습니다.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.Och otroligt mycket nytänkande från den här tiden har ett café med i bilden någonstans.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.Và một số lượng lớn những thành tựu nổi bật từ thời kỳ này đều là những câu chuyện xuất phát từ quán cà phê.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.Y asombrosamente muchas innovaciones de ese periodo tienen un café en alguna parte de sus historias.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.Zadziwiająca liczba innowacji z tego okresu miała gdzieś w swojej historii jakąś kawiarnię.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.Κι ένας καταπληκτικός αριθμός καινοτομιών κατά την περίοδο αυτή έχουν ένα καφενείο κάπου στην ιστορία τους.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.И една изумителна редица нововъведения от този период имат кафене някъде в тяхната история.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.И с этого времени поразительное количество нововведений так или иначе связано с кофейнями.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.І з цього часу разюча кількість інновацій так або інакше пов"язана з кав"ярнями.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.ולמספר מדהים של המצאות מאותה תקופה יש בהיסטוריה שלהם איזה בית-קפה היכן שהוא.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.وكان لعدد كبير جدّا من إبداعات تلك الفترة دور للمقهى فيها.
Ve bu döneme ait pek çok buluşun geçmişinde bir yerlerde bir kahvehane saklıdır.その歴史のどこかにコーヒー店が関わっています この5年間 多くの時間を費やして
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.Astfel, am descoperit noor-ul, lumina ascunsă a Afganistanului.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.A tímto způsobem jsem mohla najít Noor, skryté světlo Afghánistánu.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.A týmto spôsobom som mohla nájsť noor, skryté svetlo Afganistanu.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.Dan dalam perjalanan ini saya dapat menemukan "nur," cahaya tersembunyi dari Afganistan.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.E in questo modo ho trovato noor, la luce nascosta dell'Afghanistan.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.És ezen az úton meg tudtam találni a "noort", Afganisztán rejtett fényét.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.Et c'est ainsi que j'ai pu trouver noor, la lumière cachée d'Afghanistan.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.Och på det här viset hittade jag Noor, Afghanistans dolda ljus.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.Op deze manier vond ik 'noor', het verborgen licht van Afghanistan.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.So konnte ich Noor finden, das verborgene Licht Afghanistans.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.W ten oto sposób udało mi się znaleźć Noor, ukryte światło Afganistanu.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.Y de este modo pude encontrar a noor, la luz oculta de Afganistán.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.Έτσι μπόρεσα να βρω το νουρ, το κρυφό φως του Αφγανιστάν.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.И по този начин, можах да намеря Ноор, скритата светлина на Афганистан.
Ve bu sayede Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.И таким образом я нашла 'нур' - невидимый свет Афганистана.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.Apoi se ascunde rapid în genom.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.Dan bersembunyi dengan cepat dalam susunan genom Anda.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.En het verbergt zichzelf snel in je eigen genoom.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.Et il se cache rapidement dans votre génome.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.당신의 게놈에 재빨리 자기자신을 숨깁니다.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.Na dodatek bardzo szybko ukrywa się w ludzkim genomie.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.Und es versteckt sich schnell in Ihrem Genom.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.Y rápidamente se esconde en el genoma.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.И бързо се крие във вашия геном.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.И он быстро скрывается в вашем геноме.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.І він швидко ховається у вашому геномі.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.והוא מתחבא במהירות בתאי הגנים שלנו.
Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor.و يخفي نفسه بسرعة داخل الجينوم (DNA) خاصتك.
İlgili Sayfalar