saklı ile cümle

saklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Tüm Hakları Saklıdır.Sva prava pridržana.
Saklı prosedürler genellikle ortak işlemleri (örn.Često upotrebljavane standardne naredbe (eng.
Bacakları postun altında saklı durabilecek kadar kısadır.Najposlije bi za uspravni stup bile prikovane noge.
PIPER bir sır saklıyor.Keel zahtjeva tajni sastanak.
Erkeklerde testisler vücudun içinde saklıdır.Mužjaci nemaju mošnje a testisi su im smješteni unutar tijela.
Sonrasında, 1 dakika içinde saklı anahtar elde edilebilir.Počas jednej minúty sa teda prenesie kompletná informáciá.
Fakat asıl kimliğini saklıyordu.Tam potom odhalil svoju pravú totožnosť.
Fakat yine de Tor saklı servislerine ait bazı güvenlik problemleri mevcuttur.Existuje však množstvo otázok týkajúcich sa bezpečnosti skrytých služieb.
Güney Afrika Cumhuriyeti resmi olarak toprak talebi hakkını saklı tutuyor.Starostlivosť o rezerváciu zabezpečuje podľa zákona Juhočeský kraj.
Üç kopyası kalmıştı fakat bunlar on yıllarca saklı kaldılar.Ostali so le trije izvodi, ki pa so ostali skriti še desetletja kasneje.
Çok ürkek ve saklı yaşayan bir hayvandır.Bila je miroljubna in plašna živalica.
Geri kalanlar ya siper almışlar ya da yüzlerini saklıyorlardı.Druge so zasužnjili ali zanje zahtevali dokupnino.
Fakat asıl kimliğini saklıyordu.Jis slėpdavo savo tikrają galią.
Saklı şehir yedi kapıyla korunurdu.Prefektūra padalinta į 7 apskritis.
Müze, pilotların ses kayıtlarını ve LNK tarafından aktarılan görüntüleri saklıyor.Muziejuje saugomi lakūnų balso įrašai ir filmuota medžiaga, kurią perdavė LNK.
Fakat asıl kimliğini saklıyordu.Kuid ta varjab oma tegelikku päritolu.
Varsayımlar bir dilin içindeki saklı anlamlardır.Eeldused on meie keelekasutuses peituvad vihjed.
DNA ikileşmesi İkileşme orijini Replikon Replizom Yarı saklı çoğalmaOrgaaniline süntees Täissüntees Reaktsiooni staadium Konsekutiivsed reaktsioonid Mitmekomponentne reaktsioon
Köyün sırları onda saklıdır.Külas asub Salatse ohvrikivi.
Şehirde çok yiyecek saklı bulunuyordu.Varem toodeti linnas suurel hulgal naftat.
Açık iş pozisyonlarının çoğu saklıdır.Buena parte de los puestos de trabajo vacantes no se dan a conocer.
Açık iş pozisyonlarının çoğu saklıdır.De flesta jobben är dolda jobb.
Açık iş pozisyonlarının çoğu saklıdır.La majeure partie des emplois figure sur le marché caché de l’emploi.
Açık iş pozisyonlarının çoğu saklıdır.Suuri osa työpaikoista on piilotyöpaikkoja.
Açık iş pozisyonlarının çoğu saklıdır.Большая часть рабочих мест являются т.н. скрытыми местами.
Açık iş pozisyonlarının çoğu saklıdır.الجزء الأكبر من أماكن العمل هو أماكن عمل مختبأة.
Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.Encontrei "noor", a luz escondida do Afeganistão.
Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.NOOR라는 아프가니스탄의 재활단체에 대해 알 수 있었죠.
Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.Я знайшла нур - приховане світло Афганістану.
Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.ובדרך זו יכולתי למצוא את נור, האור הנסתר של אפגניסטאן.
Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.استطعت ان اجد النور, الضؤ الخفي لافغانستان.
Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.我發現咗阿富汗神秘唧一面:努爾鎮。
Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.私の唯一の武器は
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.(27)Устата му са пълни с проклинание и угнетяване и насилство; Под езика му има злоба и беззаконие.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.(9:28) уста его полны проклятия, коварства и лжи; под языком – его мучение и пагуба;
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.A sua boca está cheia de imprecações, de enganos e de opressão; debaixo da sua língua há malícia e iniqüidade.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Gura îi este plină de blesteme, de înşelătorii şi de vicleşuguri; şi supt limbă are răutate şi fărădelege.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hänen suunsa on täynnä kirousta, petosta, sortoa; tuho ja turmio on hänen kielensä alla.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans mun är full av förbannelse, av svek och förtryck; hans tunga gömmer olycka och fördärv.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans Mund er fuld af Banden og Svig og Vold, Fordærv og Uret er under hans Tunge;
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans munn er full av forbannelse og av svik og vold; under hans tunge er ulykke og ondskap.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Ia terus mengutuk, mengancam dan menipu, kata-katanya penuh kebencian dan kejahatan
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Jeho ústa sú plné kliatby, lesti a úžerného útisku; pod jeho jazykom je trápenie a márnosť.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Kletve polna so usta njegova in zvijač in zatiranja; pod jezikom njegovim je nadloga in krivica.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.그 입에는 저주와 궤휼과 포학이 충만하며 혀 밑에는 잔해와 죄악이 있나이다
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Miệng hắn đầy sự nguyền rủa, sự giả dối, và sự gian lận; Dưới lưỡi nó chỉ có sự khuấy khỏa và gian ác.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Miệng hắn đầy sự nguyền_rủa , sự giả_dối , và sự gian_lận ; Dưới lưỡi nó chỉ có sự khuấy khỏa và gian_ác .
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Per sempre sono abbattute le fortezze del nemico, è scomparso il ricordo delle città che hai distrutte
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Sein Mund ist voll Fluchens, Falschheit und Trugs; seine Zunge richtet Mühe und Arbeit an.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Su boca está llena de maldición, engaño y fraude; debajo de su lengua hay vejación e iniquidad
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Szája telve átkozódással, csalárdsággal és erõszakossággal; nyelve alatt hamisság és álnokság.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Usta jego pełne są złorzeczeństwa, i chytrości, i zdrady; pod językiem jego uprzykrzenie i nieprawość.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Ústa jeho plná jsou zlořečenství, i chytrosti a lsti; pod jazykem jeho trápení a starost.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Το στομα αυτου γεμει καταρας και απατης και δολου υπο την γλωσσαν αυτου ειναι κακια και ανομια.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.אלה פיהו מלא ומרמות ותך תחת לשונו עמל ואון׃
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.‎فمه مملوء لعنة وغشا وظلما. تحت لسانه مشقة واثم‎.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.他 滿 口 是 咒 罵 、 詭 詐 、 欺 壓 . 舌 底 是 毒 害 奸 惡
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.他 滿口 是 咒罵 、 詭詐 、 欺壓.舌底 是 毒害 奸惡
Ama harcamanın il sebebi büyük ihtimalle DNAlarımızda saklı.Aber der erste Verursacher von Müll ist wahrscheinlich sogar ein Teil unserer DNS.
Ama harcamanın il sebebi büyük ihtimalle DNAlarımızda saklı.Ale pierwsza przyczyna marnotrawstwa jest pewnie zakopana w naszym DNA.
İlgili Sayfalar