Kenevir ve Sakinleştirici.Vérzéscsillapító és nyugtató.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Mikey vonzódik hozzá, de Lily ki nem állhatja őt.
Araştırmacılar bu nedenle bahçenin sakinleştirici etkisi olduğunu öne sürüyorlar.Úgy gondolják, ennek köszönhető a kert nyugtató hatása.
Sadece sakinleştirir.Akkor nyugalomba vonult.
Klorpromazin bir sakinleştiricidir.Gyomoridegességnél nyugtató hatású.
Ardından Lesnar sakinleştirildi.Siellä laji on kuitenkin rauhoitettu.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Nalle on häpeissään, mutta Heikki lohduttaa häntä.
Huzuru temsil eder ve sakinleştirir.Hän menee kotiin ja rauhoittuu.
Laura ise sakinleştirici ilaçlarla ayakta durabilmektedir.Tuolloin hän käytti myös rauhoittavia lääkkeitä.
Homer, fark edilince hemen sakinleştirilir ve araştırma için yakalanır.Η Μπέβερλι παρατηρώντας σκέφτεται ότι εάν ανακαλυφθεί, μπορεί να βιαστεί και να σκοτωθεί.
Sadece sakinleştirir.Να ησυχάσουμε.
Sadece sakinleştirir.Se Calandretal.
Rose seyirciyi sakinleştirmek için gösteriyi birkaç kez durdurmak zorunda kaldı.The Rolling Stones måtte afbryde deres optræden flere gange og appellere til publikum om ro.
Sabah saat 04:00'e kadar süren olaylar polisin meydana çekilmesi ile sakinleşti.Optagelserne fandt sted mellem midnat og kl. 4 om morgenen, mens stationen var lukket for offentligheden.
Klorpromazin bir sakinleştiricidir.Klorkalk er et oxidationsmiddel.
Dönme, derviş sakinleşinceye kadar sürerdi.Best å holde fingrene unna til det har roet seg.
Burada ekip üyeleri arasında tartışmalar çıkar ama sakinleşmeyi bilirler.Utfordringer fra fangene til mannskapet blir avvist, men de får bokse seg i mellom.
Petros birliklerini sakinleştirmeye çalışsa da, Konstantinopolis'e yürüdüler ve Mauricius'u devirdiler.Meskipun Petros berusaha menenangkan pasukannya, mereka berbaris ke Konstantinopel an menggulingkan Maurice.
Fakat Scott'un sakinleşmeye hiç niyeti yoktur.Pop tidak mau tinggal diam.
Sadece sakinleştirir.Dia semakin tenang.
Laura ise sakinleştirici ilaçlarla ayakta durabilmektedir.Alena pun mencoba bunuh diri dengan meminum obat penenang.
Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Với cả hai hoàng đế hiện tại, tình hình đã có phần lắng dịu nhưng sự lo lắng vẫn còn để lại.
Sadece sakinleştirir.Do làm thư giãn cơ.
Ardından Lesnar sakinleştirildi.Từ đó nước Tấn yên ổn.
Ama sakinleşince eski haline döner.Nhưng khi vừa hết bệnh, ông lại trở về đường cũ.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.無口だがブリーにはやさしい。
Oteldeki kat hizmetçisini öldürdükten sonra sakinleşir.大旦那が死去した後、旅館の女将となる。
Orada, 'Oturun sakinleşin, bir Fatiha okuyun' dememin, demememin bir önemi yok ki.^ 舞夜曰く、「暇な時はああして勉強してないと落ち着かないらしいのよ」とのこと。
Biraz sakinleşmelisin.少しのんびりしたほうがいいですよ。
Alfonso onları sakinleştirmeye çalışır, ama onlar güya zehir alıp kendilerinden geçerler.當阿方索勸他們冷靜時,他們喝下毒藥且昏倒。
Araştırmacılar bu nedenle bahçenin sakinleştirici etkisi olduğunu öne sürüyorlar.他们认为这有助于园林的宁静。
Burada ekip üyeleri arasında tartışmalar çıkar ama sakinleşmeyi bilirler.官兵围剿不成,只得商議招安。
Ardından Lesnar sakinleştirildi.海浪就平息了。
Kenevir ve Sakinleştirici.암수딴몸이며 체내수정을 한다.
Sadece sakinleştirir.그것은 재귀할 뿐이다.
Halkı sakinleştirmek için... onların tutuklanmasına karar verildi."כדי לשמור על שקט האוכלוסייה הוחלט שיש לעצור אותם".
Hasta, iğne etki edince sâkinleşti.החולה מת מידית לאחר קבלת הזריקה.
Araştırmacılar bu nedenle bahçenin sakinleştirici etkisi olduğunu öne sürüyorlar.חוקרים אלו מאמינים כי זו הסיבה להשפעה המרגיעה של הגן.
Annesi kâbus gördüğünü söyler ve onu sakinleştirmeye çalışır.Помислих, че сънува кошмар, и го събудих.
Sıklıkla sinirlendiğinde Andy'yi sakinleştirir.Понякога тормози Анди.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Тя понечва да затвори балконската врата, но Лиза я спира.
Huzuru temsil eder ve sakinleştirir.Символ е на тишината и спокойствието.
Biraz sakinleşmelisin.Трябва да се успокоиш малко.
Koku insanlarında duygularını sakinleştirir.Miris cvijeta umiruje osjećaje ljudi.
Halkı sakinleştirmek için... onların tutuklanmasına karar verildi."Na robiju je dospio kako bi se umirila javnost."
Hasta, iğne etki edince sâkinleşti.Oni se nakon injektiranja zavaruju.
Emzik sayesinde üzerindeki gerilimi atar, sakinleşir ve uykuya daha kolay dalar.Zaradi serotonina smo bolj sproščeni in se bolje počutimo, prav tako tudi bolje spimo.
Sadece sakinleştirir.Ta jo želi potolažiti.
Ayrıca Sırp-Hırvat sorunu çözerek ülkeyi sakinleştirmeye çalıştı.Pa tudi Mješko je želel spor zgladiti.
Orclar zaman geçtikçe çok daha sakinleşiyordu.Komet je postajal zelo hitro vedno bolj svetel.
Annenin kalbinin sakinleşmesi için tek bir yol var, o da ruhunun anne kartala geri gönderilmesidir".Vzela te bom neke sobote iz rok tvoje matere in te bom vodila naravnost v nebesa.”
Klorpromazin bir sakinleştiricidir.Klorofil katalizira reakcijo.
Sadece sakinleştirir.Pidavat hästi lõdvestama.
Annesi kâbus gördüğünü söyler ve onu sakinleştirmeye çalışır.Ta väidetavalt nägi pilve, arvas, et see jälitab teda ja üritas minema joosta.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.Felizmente, o imperador estava presente no jantar e acalmou a sua fúria.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.Fortunatamente, l'imperatore si trovava a quella cena e riuscì a tenere a bada il suo temperamento.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.Gelukkig was de keizer bij het diner en heeft zijn humeur getemperd.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.Heureusement, l'empereur était au dîner et a calmé sa colère.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.다행히도, 황제가 저녁식사에서 그의 성질을 길들였습니다.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.May thay, Hoàng đế có mặt ở đó dùng bữa tối và xoa dịu cơn giận của gã.