Onun şakası odadaki gerginliği azalttı.His joke eased the tension in the room.
Titreyen elleri onun sakin davranışını yalanladı.His trembling hands belied his calm attitude.
Onun nezaketsiz şakaları Jane'i kızdırdı.His crude jokes made Jane angry.
O, dosyayı güvenli bir yer olduğunu düşündüğü şeyin içine sakladı.He concealed the file in what he thought was a safe place.
Büyük bir kayanın arkasına saklandı.He hid himself behind a large rock.
O sakal uzatmayı düşündü ama vazgeçti.He thought of growing a beard but gave that up.
Yeni bir şey denemeyecek kadar sakıngan.He is too cautious to try anything new.
O her zaman şaka yapıyor.He is always joking.
O, her zaman sakindir.He is always cool.
Oyuncaklarını yatağın altına sakladı.He hid his toys under the bed.
O,oyucaklarını yatağın altına sakladı.He hid his toys under the bed.
O, bu kasabanın sakinleri tarafından bir yetkili seçildi.He was elected an official by the inhabitants of this town.
O, her şeyi kötü bir şaka sandı.He thought the whole thing a bad joke.
Böyle bir tehlike karşısında sakin kaldı.He remained calm in the face of such danger.
O, istediği zaman bir sırrı saklayabilir.He is capable of keeping a secret when he wants to.
O, şakayı anlayamadı.He could not see the joke.
Haberi biliyordu ama kendisine sakladı.He knew the news, but he kept it to himself.
O, sırrı kendine sakladı.He kept the secret to himself.
Kitabı ceketinin altına sakladı.He concealed the book under his coat.
O, ağacın arkasına saklandı.He hid behind the tree.
O, o konuda bir şaka yaptı.He made a joke about it.
Onu kendine saklayacağına söz verdi.He promised to keep it to himself.
O, onu kapının arkasına sakladı.He hid it behind the door.
O bir şaka ile başladı.He began with a joke.
Daha olgun görünmek için sakal uzattı.He grew a beard to look more mature.
Bizden sakınıyor gibi görünüyor.He seems to be wary of us.
Onun bir sakalı var.He has a beard.
O bir sakala sahiptir.He has a beard.
Onun bizden bir şey sakladığından eminim.I'm sure he is holding back something from us.
O, krizlerde sakindi.He was cool in the crisis.
Tehlike olduğunda bile sakin kaldı.He remained calm even in the presence of danger.
O, tatildeyken sakal uzattı.He grew a beard while he was on holiday.
O, kapının arkasında kendini sakladı.He hid himself behind the door.
O, sakin bir hayat yaşadığı memleketinden ayrıldı.He retired to his hometown, where he lived a quiet life.
O, ne sakladığımı bulamadı.He could not find what I had hidden.
Bizden bir şey sakladığını düşünüyordum.I thought he held something back from us.
O çok sakin kaldı.He kept quite calm.
O duygularını sakladı ve istekliymiş gibi davrandı.He hid his emotions and pretended to be enthusiastic.
Öfkesini dinleyiciden sakladı.He concealed his anger from the audience.
O, gözden uzak bir yere sözlüğünü sakladı.He hid his dictionary out of sight.
O benim şakama güldü.He laughed at my joke.
Bütün akşam şakalarıyla bizi eğlendirdi.He entertained us with jokes all evening.
O, sakin bir adamdı.He used to be a quiet man.
O, onu sadece bir şaka olarak söyledi.He said it merely as a joke.
O, terk edilmiş bir binada saklandı.He hid in an abandoned building.
O, onlar onu görmesinler diye çalılıkların arkasına saklandı.He hid in the bushes so that they would not see him.
Sırrı kendisine sakladı.He had kept the secret to himself.
Tebessümün arkasında üzüntüsünü sakladı.He hid his sadness behind a smile.
Sakin gözüküyordu, ama aslında çok gergindi.He looked calm, but actually he was very nervous.
Onun benden bir şey sakladığından eminim.I'm sure he is keeping something from me.
Gerçek duygusunu saklamada uzman oldu.He has become expert in hiding his true feeling.
Arkadaşını polislerden sakladı.He hid his friend from the police.
Onların saklanma yerini saptamak bir haftamızı aldı.It took us a week to locate their hideaway.
Onlar her zaman şakalar yapıyorlardı.They were always making jokes.
Onların hepsi onun şakalarına güldü.They all laughed at his jokes.
Onunda gelmesinin bir sakıncası var mı?Do you mind their coming too?
Onu sakinleştirin, olur mu?Quiet him down, will you?
Sanırım o seni affedinceye kadar saklansan iyi olur.I think you'd better lie low until she forgives you.
Onun şakalarına gülmeden edemiyorum.I cannot help laughing at her jokes.
Onun şakaları hepimizi güldürdü.Her jokes made us all laugh.