Sakinlerin %70'inden daha fazlası proğramın lehinde.More than 70 percent of the inhabitants are in favor of the program.
Bir süre TV izlememin bir sakıncası var mı?Do you mind if I watch TV for a while?
Bir süre sakin ol ve konsantre ol.Settle down for a while and concentrate.
Biraz erken gitmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I left a little early?
Biraz beklemenizin sakıncası var mı?Would you mind waiting a moment?
Sakin kal ve elinden geleni yap.Stay calm, and do your best.
Benim şaka çok iyi gitti.My joke went over very well.
Şaka yaptığımı sanma.Don't think I'm joking.
Şaka ile öyle söyledim.I said so by way of a joke.
Şaka yapıyor olmalısın.You must be joking!
Canım şaka yapmak istemiyor.I don't feel like joking.
Çiçek saksısı kaldırıma düştü.The flower pot crashed to the sidewalk.
Sakin olmak için gözlerimi kapattım.I closed my eyes to calm down.
Kuşlar ormanda şakıyorlardı.Birds were singing in the woods.
Gelişme günlük olarak takip edilir ve bir veritabanında saklanır.Progress is monitored daily and stored in a database.
Öğrenciler o şakayı seviyordu.The pupils loved that joke.
Sakin bir ülkede yaşamak istiyorum.I would like to live in the quiet country.
Sakin bir geceydi.It was a quiet night.
Sakin ol ve beni dinle.Be quiet and listen to me.
Keşke sakin olsan.I wish you would be quiet.
Niçin sakin olmuyorsun?Why don't you be quiet?
Öğretmenin şakasına gülmekten kendimi alamadım.We couldn't help laughing at the teacher's joke.
Barış birlikleri sakinliği geri getirmek için taşındı.Peace-keeping troops moved in to restore calm after the battle.
Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.My grandfather wants to live quietly for the rest of his life.
Pencereyi açmamın bir sakıncası var mı?Would you mind my opening the window?
Pencereyi kapatmamın bir sakıncası var mı? Biraz üşüyorum.Would you mind if I shut the window? I have a slight cold.
Beden dersinde sakatlandım.I injured myself during the physical education lesson.
Beden eğitimi dersinde sakatlandım.I injured myself during the physical education lesson.
Emeklilikten sonra ülkede sakin bir hayat yaşamak istiyorum.I'd like to live a quiet life in the country after retirement.
O, büyük tehlike karşısında sakindi.He was calm in the face of great danger.
Belden aşağı şakalar yapman terbiyesizlik.It is impudent of you to make fun of adults.
Çocuklar sakindi.The boys were quiet.
Adam sık bir ormanda saklanıyordu.The man was hiding in a dense forest.
Yabancı köpeklerden sakınmalısın.You must beware of strange dogs.
En sakin bir insan bile bir noktada sinirlenir.Even a worm will turn.
Deprem kent sakinlerini korkuttu.The townsfolk were frightened by the earthquake.
Kuşlar şakıyorlar.The birds are singing.
Para tahvil piyasaları diğerlerine nazaran sakin.Currency and bond markets are relatively calm.
Ülkedeki yaşam her zaman sakin değildir.Life in the country is not always tranquil.
Genç bitkiler kışın saksıya dikilir.The young plants are potted during the winter.
Koş ve dağlarda saklan.Run and hide in the mountains.
Sakin ol!Cool off!
Size katılmamın bir sakıncası var mı?You mind if I join you?
Birdenbire, kalın bulutlar güneşi sakladı.Suddenly, the thick clouds hid the sun.
İki kız kardeş çok sakince yaşadılar.The two sisters lived very quietly.
Her ne zaman sake içsem başım ağrır.Whenever I drink sake, I get a headache.
Pazar geç saate kadar uyumanda bir sakınca yok.There is no harm in you sleeping late on Sunday.
Kedi dalların arasında saklandı.The cat hid among the branches.
O pençelerini saklıyor.He is hiding his claws.
Dalgalar sakinleşiyor.The waves are subsiding.
Bay Suziki Tom'un şakası hakkında kızgın.Mr. Suzuki is angry about Tom's prank.
Bazı insanlar onun şakalarına güler ama diğerleri gülmez.Some people laugh at his jokes, but others don't.
Onun şakası beni öldürdü.His joke killed me.
Onun şakası harikaydı.His joke killed me.
Onun şakalarına gülmemek elimde değildi.I could not help laughing at his jokes.
Onun şakasına gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at his joke.
Onun tehdidinin sadece bir şaka olduğunu düşündük.We thought his threat was only a joke.
Karısı onu muhabirlerden sakladı.His wife screened him from reporters.
Onun şakası hepimizi güldürdü.His joke made us all laugh.
Onun şakaları beni eğlendirdi.His jokes amused me.