Sakın gideyim deme.Don't you dare leave.
Bana sakinleşmemi söyleme.Don't tell me to calm down.
Bana sakinleşmemi söylemeyin.Don't tell me to mellow out.
Sakın bana sakin olmamı söyleme.Don't you tell me to relax.
Ben sadece senin için bir sakıncası olmayacağını sandım.I just assumed you wouldn't mind.
Tom'u sakinleştiremedim.I couldn't calm Tom down.
Biraz daha çay içmemin bir sakıncası var mı?Would it be OK if I drank a little more tea?
Tom'a bize katılmasını rica ettim. Umarım senin için sakıncası yoktur.I've asked Tom to join us. I hope you don't mind.
Yalnızca seni gerçekten öpmek istiyorum. Sakıncası var mı?I just really want to kiss you. Would you mind?
Sadece Tom'un sakinleşmesini istedim.I just wanted Tom to calm down.
Tom'a sakin kalmasını söylemeyi sürdürdüm.I kept telling Tom to calm down.
Sakin olacağıma söz veriyorum.I promise I'll be quiet.
Sakin ol dedim.I said be quiet!
Bir kokarcayı vurmayı sakınmaktan caydım.I swerved to avoid hitting a skunk.
Tom ve Mary, John'u sakinleştirmeye çalışıyorlar.Tom and Mary are trying to calm John down.
Tom ve Mary sakin bir köşede bir masadalar.Tom and Mary are at a table in a quiet corner.
Tom ve Mary birlikte sakin bir anın tadını çıkardı.Tom and Mary enjoyed a quiet moment together.
Tom Mary'nin gözlerinden sakındı.Tom avoided Mary's eyes.
Seni öpmemin sakıncası var mı?Is it OK if I kiss you?
Fırtınadan sonra gelen sakinlik.The calm that comes after the storm.
Bu sakin bir sokak.This is a quiet street.
Bana bir imza vermenizin bir sakıncası olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if you'd mind giving me an autograph.
Bacaklarımı biraz uzatmamın benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind stretching my legs a little.
Birkaç soruyu cevaplamamın benim için sakıncası yok.I wouldn't mind answering a few questions.
Şimdi bir süre durmamın benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind stopping for a while now.
Başka bir yere gitmemin benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind going someplace else.
Tom'un sakinleşmesini bekliyorum.I'm waiting for Tom to cool down.
Tom Mary'yi sakinleştirmeyi denedi.Tom attempted to calm Mary down.
Erken gitmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I left early?
Bugün aşırı derecede sakinsin.You're unusually quiet today.
Tom Mary'nin sakinleşmesini istedi.Tom asked Mary to quiet down.
Eğer sakıncası yoksa onu yapacağım.I'll do it if you don't mind.
Gitmemizin sakıncası var mı?Would you mind if we left?
Tom sakin olmamızı istedi.Tom asked us to be quiet.
Sakin bir sokakta yaşıyorum.I live on a quiet street.
Onlar Tom'u sakinleştirdiler.They have Tom sedated.
Ağır şekilde sakinleşmiştim.I was heavily sedated.
Hepiniz çok sakinsiniz.You're all very calm.
Sizden sakınmıyorum.I'm not avoiding you.
Sakin olur musun?Would you calm down?
Hey, sakin ol.Hey, ease up.
Sizin için bir sakıncası yoksa.If you don't mind.
Sakinlik, güçlünün bir erdemidir.Calm is a virtue of the strong.
Lütfen, sakin ol!Please, calm down!
Enjektörü görünceye kadar sakindim.I was calm until I saw the syringe.
Polis aracının zırh kaplaması apartman sakinlerinin hayatlarını kurtardı.The police vehicle's armor plating saved the lives of its occupants.
Eğer burada kalırsak Tom için bir sakıncası olmaz.Tom won't mind if we stay here.
Bu yer güzel ve sakin.This place is nice and quiet.
Tom sakınmak için eğildi.Tom ducked for cover.
Tom çok sakin oturdu.Tom sat very still.
Bir saniye sakinleş.Relax for a second.
Tom çok sakindi.Tom was very calm.
Sakin ol, Tom!Take it easy, Tom.
Tom sakin görünüyordu.Tom seemed calm.
Fabrikanın kapatılması şehrin sakinlerine yutmak için zor bir hap oldu.The closure of the factory was a tough pill to swallow to the town's residents.
Sakin olmaya çalışıyor.He's trying to be cool.
Sakin ol şimdi. Sakin ol.Chill out now. Calm down.
Sakın bir daha buraya geleyim deme!Don't you dare come here again!
Bir yürüyüşe çıkmamın sakıncası var mı?Is it okay if I go for a walk?
Sormamda bir sakınca yoksa, sorunun neydi?If you don't mind telling me, what was your problem?