Ana içeriğe geç
Sözlük

sakın ile cümle

sakın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben kendi yüz ifademi biraz sakin tutmaya çalışıyorum.I try to keep my own face somewhat dispassionate.
Ürküyor olsaydı, o zaman Gregor yoktu daha fazla sorumluluk ve sakin olabilir.If they were startled, then Gregor had no more responsibility and could be calm.
Ancak, Gregor çok sakin olmuştu.However, Gregor had become much calmer.
Yöneticisi, geri düzenlenen sakinleşti olmalıdır ikna ve nihayet üzerinde kazandı.The manager must be held back, calmed down, convinced, and finally won over.
Şimdi gitti ne büyük bir kısmı oldukça sakindi.For the most part what went on now was very quiet.
Kardeş sakince için her şeyi hazırlanan resital.The sister calmly prepared everything for the recital.
Güzel ve tehlikeli, sakin ve ölümcül.Picturesque and perilous, laid back and lethal. (RAPlD GUNFlRE)
Sakın dişçime söylemeyin.Don't tell my dentist, if he's watching.
Genelde öncelikle sakinleşmeye çalışıp, derin bir nefes alırım.I usually have to just like try to calm down and take a deep breath.
Her şey harika, kendinizi yeniden keşfetmekten sakın vazgeçmeyin.The whole thing is amazing, and so don't you all go reinventing yourselves any time soon.
Sakin olun, sorun nedir?Take it easy, what's the matter?
Bir dakika... Sakin olun, Stanley!Wait a min... take it easy, Stanley!
Sakin ol, bu i˛i halledebiliriz.Take it easy, we can work this out.
Nat. Sakin ol, Nat.Nat, calm down, Nat.
- Lütfen sakin olun, bayan.Please calm down, miss.
Tamam, lütfen sakin olun.OK, please stay calm.
Sakin olun küçük bayan!Easy, mademoiselle!
Sakın vazgeçme!Don't give up!
Sakin olun.Calm down.
Gezegen "sakinleştiğinde" burada yaşam başladı.As soon as the planet "calmed down", life started to exist here.
Sakin ol.Please stay calm.
Dolabı aç. Sakinleştirici bir bitki ilacı çıkar.If you open the drawer without the handle, you will see medication to calm you down.
Anne... Sakın şaşırma.Mom, do not get shocked.
-Seninle tanıştığımdan beri sakin bir gün bile geçirmedim...Ever since I met you, I did not have one quiet day. <i> I told you to stop this.
Yeniden birlikte yaşamamızın bir sakıncası var mı?Would it be okay to live together again?
Anne sakinleţ, ben de sana anlatacađým tamam mý ne olur.Please calm down. I will explain, please
"Sakıncası yoksa daha büyük bir şey hakkında çaldı alırsınız" dedi Ses ve Mr."You'll get knocked about a great deal more if you don't mind," said the Voice, and Mr.
Suratında oldukça sakin, düz odasına gitti, belki de bir oyalanmak daha kararlıHe went straight into his room, his face quite calm--perhaps a trifle more resolute than usual.
"ona sakin olmasını söyle, ne diyor?" dedim. "diyor ki,""OK, tell him to calm down, what is he saying?" And she said, "Well, he's saying,
Sakın durma".Don't fuckin' stop".
Bir sakin ve derin bir uykuya düşüyor.You're falling into a calmer and deeper sleep.
O halde ne olursa olsun sakın çözme beni!"Now just don't untie me no matter what."
Pozisyonunu sakın unutma.Let's forget everything right now.
Sakıncası yoksa yemek yiyoruz burada!Do you mind, we're eating here!
Oğullarımızın sevgililerinin olmasında bir sakınca görmüyoruz.If we have sons, we don't mind knowing about our sons' girlfriends.
"Sakin olun."Calm down.
Böylece bu arkadaş şehir sakinlerinin sirenleri kontrol etmesini sağlamış oluyor.So he's getting citizens to check on them.
Ülkenin başbakanına gülmenizde herhangi bir sakınca yok.We can still laugh about our state officials. Don't worry.
Senin de ihtiyacın olmadığını söyleme sakın.Don't tell me you don't need it too.
Bunu sakın unutma.Don't forget that.
Şimdi sakin ol.So relax and be cool.
Seni... sakın kıpırdama!You... Don't move!
Bir daha sakın yakalanma.Don't get caught again.
Sakin ol, sakin ol.Don't worry, don't worry.
Dur, sakın söyleme...Don't tell me...
Sessiz, sakin bir adamdı...He was a quiet man...
Bir soluk al 25, sakin ol.RPG!
Sakin olun!I don't want to talk about it now, Colonel!
Othic, sakin ol, lanet olsun!Eversmann's Chalk Four has set up a perimeter around Wolcott's crash site.
Sanderson, cephanem bitti! Sakın yapma. -Ne yapıyorsun?The convoy is here!
Uzun süre dayanan ampuller iktisadi bir sakıncadır.Lasting lights are an economic disadvantage.
Sunbae? sakın kaçma bırak gideyim hayır. şimdi vazgeçemezsin.-Sunbae? <BR> -Don't escape. - Let me go. <BR>- No! You can't back off now.
Aksine, sakin bir semtte küçük bir sokakta, bu oldukça animasyonlu.On the contrary, for a small street in a quiet neighbourhood, it was remarkably animated.
"Ben biraz daha sakin olmanızı gerçekten sormak gerekir!" Holmes ciddi dedi."I must really ask you to be a little more quiet!" said Holmes severely.
Bunu başarabilecek kapasitemizin olmadığını söylemeyin sakın.Don't tell me that we don't have the capacity to do it.
Sen sakin ol yeter.Just stay calm.
Bunları çarptığımızı düşünmeyin sakın. -I don't want you to think I'm multiplying them all.
Sakın ağlama...Don't cry...
Göz rengi örneğiyle başlamıştım ve onunla devam etmekte de bir sakınca görmedim. -I've already started with the eye color example so I figured no harm in continuing it.
Beni sakın yeme! . .Day...
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod