Bundan sakınmak için her şeyi yaparım.I'd do anything to avoid that.
Konuları değiştirmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I changed subjects?
Lütfen tamamen sakin kal.Please remain perfectly still.
Sana birkaç soru sormamızın bir sakıncası var mı?Would you mind if we asked you a few questions?
Şimdi içeri gelmemin bir sakıncası var mı?Is it OK for me to come in now?
Neden olmadığını sormamın bir sakıncası var mı?Do you mind if I ask why not?
Kendim yardım etmemin bir sakıncası var mı?Do you mind if I help myself?
Işıkları kapatmamın bir sakıncası var mı?Would you mind if I turned off the lights?
Bazı ışıkları açsam bir sakıncası var mı?Would anyone mind if I turned on some lights?
Bunun hakkında daha sonra konuşup konuşmamızın bir sakıncası var mı?Would you mind if we talked about this later?
Bunu daha sonra tartışıp tartışmamamızın bir sakıncası var mı?Would you mind if we discussed this later?
İçeri girmemizin bir sakıncası var mı?Do you mind if we come in?
Pekala, sakinleşelim.All right, let's settle down.
Tamam arkadaşlar, sakin olun.All right, everyone, remain calm.
Küçük bir tavsiyenin sakıncası var mı?Would you mind a little advice?
Burada olmanın sakıncası yok.It's okay for you to be here.
Binmemde bir sakınca var mı?Is it ok if I ride?
Oturup sakince tartışalım.Let's sit down and discuss it calmly.
Tom sakinleşti mi?Has Tom calmed down?
Sakin ol. Sorun nedir?Calm down. What's the problem?
Sakin bir yerde uyu.Sleep in a quiet place.
O ilaç hastayı sakinleştirdi.That medication calmed the patient.
Babam sakin bir adamdır.My father is a silent person.
Onun kullanmamın bir sakıncası var mı?It is OK for me to use that?
Sakinleşmeye çalış.Try to calm down.
Gelmezsem bir sakıncası var mı?Is it okay if I don't show up?
Biz sakinleştik.We calmed down.
Mary'nin sakinleşmesi gerek.Mary needs to be tranquilised.
Sınıftaki herkes sakin.Everyone in the class is calm.
Görece sakindi.It was relatively quiet.
Sakın öyle zannetme.Never assume that.
Garip biçimde sakin hissettim.I felt strangely calm.
Asıl meseleyi sakın unutma.Never forget what matters.
Tom'a sakin olmasını söyledim.I told Tom to calm down.
Tom'un sakin olması gerekiyor.Tom needs to chill.
Yolcular sakin kaldılar.The passengers remained calm.
Tom ve Mary Boston'un uzun süreli sakinleri.Tom and Mary are longtime residents of Boston.
Tom ve Mary uzun süreli sakinlerdir.Tom and Mary are longtime residents.
Herkes oldukça sakin görünüyordu.Everybody seemed pretty calm.
Sakinleştirici etkisini gösteriyor.The sedative is taking effect.
Ben huzur ve sakinliği severim.I love peace and quiet.
Bu yerde, sakinlerden daha fazla kurbağa var.This place has more frogs than residents.
Nereye oturduğunun sakıncası yok, değil mi?You don't mind where you sit, do you?
Sakin ol. Eğlenceli olması gerekiyor.Relax. It's supposed to be fun.
Giriş, sakinler için ücretsizdir.Admission is free for residents.
Konuşabilmemiz için sakin bir yere gidelim.Let's go somewhere quiet so we can talk.
Sakinleşmem ve kendime gelmem gerekiyor.I need to calm down and snap out of it.
Tom benden sakınıyor.Tom is avoiding me.
Şunu kullanmamda bir sakınca var mı?Is it OK if I use that?
Tom arabamı ödünç alsa benim için sakıncası yok.I wouldn't mind if Tom borrowed my car.
Tom'u benim için aramanın bir sakıncası var mı?Would you mind calling Tom for me?
Bir konuk getirmemin bir sakıncası var mı?Is it OK if I bring a guest?
Tom sakin ve aklı başındaydı.Tom was calm and collected.
Tom sakinleşmeli.Tom needs to calm down.
Tom Mary'ye bakmaktan sakındı.Tom avoided looking at Mary.
"Tuvalete gitmemin bir sakıncası var mı?" "Kesinlikle. Öyleyse seni burada bekleyeceğim.""Is it OK if I go to the restroom?" "Sure. I'll wait here for you then."
Sakın bir daha eşyalarıma elini sürme.Don't ever touch my things again.
Sen sakin bir adamsın.You are a calm man.
Birçok Boston sakini belediye başkanının planına karşı çıkıyor.Many Boston residents oppose the mayor's plan.
Masanı paylaşmamın sakıncası var mı?Would you mind sharing your table?