sahte ile cümle
sahte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesihin elçisi süsü verenlerdir.Vì mấy người như vậy là sứ đồ giả, là kẻ làm công lừa dối, mạo chức sứ đồ của Ðấng Christ.
Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesihin elçisi süsü verenlerdir.Vì mấy người như_vậy là sứ đồ giả , là kẻ làm_công lừa_dối , mạo chức sứ đồ của Ðấng_Christ .
Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesihin elçisi süsü verenlerdir.Διοτι οι τοιουτοι ειναι ψευδαποστολοι, εργαται δολιοι, μετασχηματιζομενοι εις αποστολους Χριστου.
Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesihin elçisi süsü verenlerdir.Бо такі лжеапостоли, робітники лукаві, прикидають ся апостолами Христовими.
Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesihin elçisi süsü verenlerdir.Ибо таковые лжеапостолы, лукавые делатели, принимают вид Апостолов Христовых.
Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesihin elçisi süsü verenlerdir.כי אנשים כאלה שליחי שקר הם פעלי רמיה מתחפשים לשליחי המשיח׃
Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesihin elçisi süsü verenlerdir.لان مثل هؤلاء هم رسل كذبة فعلة ماكرون مغيّرون شكلهم الى شبه رسل المسيح.
Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesihin elçisi süsü verenlerdir.那 等 人 是 假 使 徒 、 行 事 詭 詐 、 裝 作 基 督 使 徒 的 模 樣
Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesihin elçisi süsü verenlerdir.那 等 人 是 假 使徒 、 行事 詭詐 、 裝作 基督 使徒 的 模樣
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Also nennt sie es echt falsch.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Așa că ea îl numește un fals real.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.A więc nazywa je prawdziwym fałszem.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Donc elle l'appelle un "Faux" vrai.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Dus noemt ze het een echte onechte.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Entonces ella lo llama un falso real.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Ezt hívja tehát igaz-hamisnak.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.그래서 그녀는 그걸 진실된 가짜라고 부른 겁니다
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Quindi lo chiama un vero falso.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Thế nên tác giả gọi nó giả tạo thực sự.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Οπότε το αποκαλεί μια πραγματική απομίμηση.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Затова тя го нарича истински фалшификат.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.Таким образом, она называет это место реально ненастоящим.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.לכן היא מכנה זאת 'זיוף אמיתי'.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.لذا فهي تسميه زيف حقيقي.
Bu yüzden buna gerçek sahte diyor.いっぽうディズニーランドはfake realです
Bu yüzden problemlerin önüne geçirebilir ve GPS sahteciliğine karşı koruma sağlayabilirdik.GPSスプーファーの予防にもなります 皆で一緒にやったあの1週間を鮮明に覚えています
Bu yüzden problemlerin önüne geçirebilir ve GPS sahteciliğine karşı koruma sağlayabilirdik.보호할 수 있는 어떤 것을 최초로 개발한 사람들이 되길 원했죠.
Bu yüzden problemlerin önüne geçirebilir ve GPS sahteciliğine karşı koruma sağlayabilirdik.כדי שנוכל להקדים תרופה למכה ולסייע בהגנה מפני הטעיית ג'י-פי-אס.
Bu yüzden problemlerin önüne geçirebilir ve GPS sahteciliğine karşı koruma sağlayabilirdik.لكي نواجه هذه المشكلة ولكي نساعد في الحماية من هذا النوع من القرصنة
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.El glamur es una forma de falsificación, pero una falsificación con una finalidad concreta.
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.Farmecul este o formă de falsificare, dar o falsificare pentru a atinge un scop particular.
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.Glamour is een vorm van vervalsing, maar vervalsing met een bedoeling.
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.Glamour ist eine Form der Falsifizierung, aber Falsifizierung, um einen gewissen Zweck zu erreichen.
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.Il glamour è una forma di falsificazione, ma una falsificazione per raggiungere uno scopo particolare.
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.매력은 변조의 모습입니다. 하지만 변조는 특정한 목표를 이루어 냅니다.
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.Le glamour est une forme de falsification, mais une falsification pour atteindre un but particulier.
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.Блясъкът е вид фалшификация, но фалшификация за постигане на определена цел.
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.Гламур — это особая форма фальсификации, которая, создаётся для достижения определённого эффекта.
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.זוהר הוא צורה של זיוף, אבל זיוף לשם השגת מטרה מסויימת.
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.الابهار هو نوع من التزييف لكنه تزييف لتحقيق هدف معين
Cazibe bir sahtecilik şeklidir, ama bu sahtecilik belirli bir amaca ulaşmaya yönelik çalışır.効果を狙った偽りです これがスターを輝かせ 映画が売れるようにします
Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.알제리 내전 중 알제리 사람들을 위해 위조서류들을 만들었고
Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.הוא הכין ניירות מזויפים עבור אלג'ירים במהלך מלחמת אלג'יר.
Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.وكان يقوم بتزوير الاوراق للجزائرين اثناء الحرب الجزائرية
Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.アルジェリア戦争後は
Charlie, ben sahte bilimin, batıl inançlarınCharlie, ich habe das Gefühl, dass so Dinge wie Pseudowissenschaft, Aberglaube,
Charlie, ben sahte bilimin, batıl inançların-Nu ştiu. Cum ai preveni o clădire de la arderea in flacari?
Charlie, ben sahte bilimin, batıl inançların決して目新しいものでも何でもなく
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.Dia dengan cepat menjadi ahli pemalsu dokumen kelompok Perlawanan.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.Diventando rapidamente l'esperto di documenti falsi della Resistenza.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.Ele tornou-se muito rapidamente o perito em documentos falsos da Resistência.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.Er wurde sehr rasch zu einem Expreten für falsche Papier für den Widerstand.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.Hamarosan az Ellenállás hamisított dokumentumok szakértőjévé vált.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.Hij groeide snel uit tot de expert in vervalste documenten van het verzet.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.Il est devenu très vite l'expert en faux papiers de la résistance.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.Kmalu je postal strokovnjak Odpora za ponarejanje dokumentov.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.아주 빠르게 레지스탕스의 서류위조 전문가가 되었습니다.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.laboratoarelor de acte false. A devenit foarte repede expertul Rezistenței în falsificarea actelor.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.Ông nhanh chóng trở thành chuyên gia làm giấy tờ giả cho quân Kháng chiến.
Çok hızlı bir biçimde sahte evrak uzmanı oldu.Rápidamente se convirtió en el experto en documentos falsos de la resistencia.