Adam bütün hayatını bu sahilde geçirdiğini kaçmak yerine burada ölmeyi tercih ettiğini söyledi.قال أنه عاش طوال حياته بالقرب من الشاطئ و أنه يفضل الموت هناك على الهروب
Adam bütün hayatını bu sahilde geçirdiğini kaçmak yerine burada ölmeyi tercih ettiğini söyledi.逃げるなら死んだほうがましだ!」と叫び 少年は母親を振りほどき
Afrika sahiline, bir bota yüklemek istiyorsanız, bunu kendiniz yapmak zorundaydınız.Afrikan rannikolle, laivaan, mikäli halusit ne pois Saharan keskeltä.
Afrika sahiline, bir bota yüklemek istiyorsanız, bunu kendiniz yapmak zorundaydınız.중앙에서 밖으로 나가고자 한다면 여러분은, 직접 보트를 타고 아프리카 해안으로 뼈를 수송해야 합니다.
Afrika sahiline, bir bota yüklemek istiyorsanız, bunu kendiniz yapmak zorundaydınız.לחוף של אפריקה,
Afrika sahiline, bir bota yüklemek istiyorsanız, bunu kendiniz yapmak zorundaydınız.إلى ساحل افريقيا إلى القوارب, اما إذا أردت نقلها من وسط الصحراء الكبرى
Afrika sahiline, bir bota yüklemek istiyorsanız, bunu kendiniz yapmak zorundaydınız.サハラの真ん中から運び出そうとすれば 約3千キロの道のりです
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.A da! In acest weekend, plecam la plaja.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.À, đúng rồi. Chúng ta định ra biển cuối tuần này.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.Ah, c'est vrai ! Ce week-end nous allons aller à la plage.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.Ah dat is waar ook! Dit weekend, gaan we naar het strand.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.Ah genau! Dieses Wochenende fahren wir ja an den Strand.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.Ah, giusto! Questo weekend andiamo in spiaggia.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.Ah, počkať! Tento víkend ideme na pláž.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.Ah, správně! Tenhle víkend jedeme na pláž.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.Ah visst! Denna veckoslut ska vi till stranden.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.A właśnie! W ten weekend wybieramy się na plażę.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.아, 그래! 이번 주말에 우리 바다 갈건데
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.Α, σωστά! Αυτό το Σαββατοκύριακο, θα πάμε στην παραλία.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.Ах,да! Този уикенд ние ще ходим на плаж.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.Ах да, точно! На эти выходные мы едем на пляж.
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.אה כן! סופש הקרוב אנחנו הולכים לחוף הים
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.آه صحيـح! سنذهب إلى الشاطيء في نهايـة هـذا الأسبـــوع
Ah,doğru!Bu haftasonu ,Biz Sahile gideceğiz.一緒に行きましょう!
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.A já jel se svými rodiči na prázdniny na pobřeží Jersey.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.És a szüleimmel nyaralni mentem a Jersey-i tengerpartra.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Et, je suis parti en vacances avec mes parents sur les côtes du New-Jersey.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Fui de férias com os meus pais para a costa de Jersey.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Fui de vacaciones con mis padres a la costa de Jersey.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Ik ging op vakantie met mijn ouders naar de kust van Jersey.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Io andai in vacanza con i miei genitori sulla costa del New Jersey.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Jag åkte på semester med mina föräldrar till Jersey-kusten.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.그리고 저는 제 부모님과 함께 저지 해변에 휴가를 갔습니다.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Pojechałem z rodzicami na wybrzeże New Jersey.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Și am mers în vacanță cu părinții mei pe țărmul din Jersey.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Tôi đi nghỉ với bố mẹ ở bờ biển Jersey.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Und ich fuhr mit meinen Eltern in den Urlaub an die Küste Jerseys.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Είχα πάει διακοπές με τους γονείς μου στην ακτή του Τζέρσεϋ.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.Бях на почивка с родителите ми в Джърси.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.И я отправился на каникулы с моими родителями на побережье Джерси.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.ואני יצאתי לחופשה עם ההורים שלי בחוף של ג'רזי.
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.توجهت مع والديّ لقضاء الاجازةعلى شاطئ جيرسي
Ailemle Jersey sahiline tatile gitmiştik.着いて12時間で わたしはひどく日焼けしました
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.그러나 그들은 아이보리코스트의 13년에 걸친 정치적 위기를 돌아보는 한 권의 책을 만들어 냈습니다.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Ale nakoniec prišli s knihou, ktorá mapuje posledých 13 rokov politickej krízy na Pobreží Slonoviny.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Ale potom přišli s knihou, která rekapitulovala 13 let politické krize Pobřeží slonoviny.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Ale wpadli na pomysł książki robiącej bilans 13 lat politycznego kryzysu na Wybrzeżu Kości Słoniowej.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Dar au produs o carte, uitându-se înapoi la ultimii 13 ani de criză politică în Coasta de Fildeş.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.De aztán előálltak egy könyvvel, ami felölelte Elefántcsontpart politikai válságának az elmúlt 13 évét.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Maar ze kwamen op het idee van een boek, waarin werd terug gekeken naar 13 jaar politieke crisis in Ivoorkust.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Mais ils ont produit un livre, en revenant sur les 13 années de crise politique en Côte d'Ivoire.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Mas acabaram por fazer um livro, sobre os últimos 13 anos da crise política na Costa do Marfim.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Ma si avvicinarono con un libro, che trattava dei precedenti 13 anni di crisi politica in Costa d'Avorio.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Men sen skapade de en bok, en överblick över 13 år av politisk kris på Elfenbenskusten.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Nhưng họ đã đưa ra một quyển sách, nhìn lại 13 năm trước về sự khủng hỏang chính trị ở Bờ Biển Ngà.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Pero acabaron sacando un libro, que comprende desde 13 años atrás de crisis política en Costa de Marfil.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Tetapi mereka menemukan sebuah buku, melihat kembali 13 tahun lalu mengenai krisis politik di Pantai Gading.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Но в итоге они издали журнал, оглядываясь на 13 лет политического кризиса в Кот-д'Ивуаре.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.Но накрая направиха книга, описваща последните 13 години от политическата криза в Кот д'Ивоар.
Ama sonunda Fildişi Sahilinin 13 yıllık politik sorunlarına değinen bir kitap ile geldiler.אבל הם יצאו עם ספר, שבוחן 13 שנה אחורה את המשבר הפוליטי בחוף השנהב.