Ancak bilgisayar sadece bir eldiven olmamalı, el sahiden de bilgisayarın gücünü yöneten unsur olmalı.手そのものが、コンピュータをドライブしなくてはいけない なぜなら、手は
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.A říkal mi, že bychom se je měli pokusit vyhladit.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.A vravel mi, že by sme sa mali posnažiť a vyhubiť tieto veci.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Azt mondta, meg kéne próbálnunk kipusztítani ezeket az állatokat.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Dia memberi tahu saya bahwa kita harus benar-benar mencoba memberantasnya.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu."Dobbiamo provare a sterminarli", mi diceva.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Et il me disait que nous devrions vraiment tenter de les éradiquer
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Hän sanoi, että meidän pitäisi yrittää hävittää ne otukset.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Hij zei: we zouden echt moeten proberen deze dingen uit te roeien.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.이렇게 더러운 짐승들은
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Mówił mi, że powinniśmy spróbować się ich pozbyć.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Mου έλεγε ότι πρέπει να προσπαθήσουμε να εξαλείψουμε αυτά τα πλάσματα.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Och han sa till mig att vi borde faktiskt försöka utrota dem.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Og han fortalte mig at vi virkelig burde prøve at udrydde disse tingester.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Rekel je, da bi bilo treba ta problem rešiti.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Si imi spunea ca trebuie intr-adevar sa incercam sa eradicam chestiile astea.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Und er erklärte mir, dass wir diese Viecher eigentlich auslöschen sollten.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Và anh ấy nói với tôi rằng thật đấy, ta cần phải cố gắng trừ tiệt cái lũ này.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Y me decía que debíamos intentar erradicarlos.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Він казав мені, що ми зобов'язані припинити це.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.И ми разправяше как наистина трябвало да се опитаме да ги изтребим.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Он мне сказал, что этим следует заняться всерьёз и постараться истребить их.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.הוא אמר שחייבים לנסות לחסל את הדברים האלה.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.وكان يخبرني أنه علينا حقاً، القضاء على كل هذه الأشياء.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.退治しなきゃ と言う彼に 僕は
Belki şanslıysanız, birkaçı kıl payı kurtarabilir. Pekala, bu sahiden neye benziyor?Ei bine, ce înseamnă asta?
Belki şanslıysanız, birkaçı kıl payı kurtarabilir. Pekala, bu sahiden neye benziyor?Szóval, hogy néz ez ki valójában?
Belki şanslıysanız, birkaçı kıl payı kurtarabilir. Pekala, bu sahiden neye benziyor?Как изглежда това?
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Een beetje zeevruchten en een beetje verse room. En de foto smaakt precies zoals het gerecht. (Gelach)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Egy kis tenger gyümölcsei és egy kevés tejföl és a képnek teljesen olyan az íze, mint az ételnek. (Nevetés)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.약간의 해산물과 생크림을 좀 치면 사진에서 요리와 똑같은 맛이 나지요. (웃음)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Một chút hải sản và một chút crème fraiche (kem chua) và bức ảnh thực sự nếm như chính món ăn vậy. (Cười)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Puţine fructe de mare şi frişcă şi poza chiar are acelaşi gust ca şi mâncarea. (Râsete)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Sedikit makanan laut dan sedikit crème fraiche, dan juga gambar ini rasanya sama dengan makanannya. (Tawa)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Trochę owoców morza i świeżej śmietany, zdjęcie smakuje dokładnie jak potrawa. (śmiech)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Trochu morských plodov a čerstvej smotany a obrázok v skutočnosti chutí presne ako toto jedlo. (Smiech)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Trochu mořských plodů a smetany a obrázek opravdu chutná stejně jako jídlo. (Smích)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Um pouco de marisco e um pouco de natas e a fotografia sabe exatamente ao mesmo que o prato. (Risos)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Unos mariscos, algo de crema fresca y la foto que sabe exactamente igual que el plato. (Risas)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Un peu de fruits de mer et un peu de crème fraiche et l'image a exactement le même goût que le plat. (Rires)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Un po' di frutti di mare, un po' di crème fraiche, e l'immagine ha l'identico sapore del piatto. (Risate)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Λίγα θαλασσινά και λίγη κρεμ φρες και η εικόνα έχει ακριβώς την ίδια γεύση με το πιάτο. (γέλια)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Малко морски вкусотии и крем фреш и картината всъщност има вкус точно като блюдото. (Смях)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Немного морепродуктов и сметаны, и изображение приобретает вкус самого блюда. (Смех)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.Трішки морепродуктів і трохи сметани, і зображення, власне, смакує точно як ця страва. (Сміх)
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.ב.ר: אבל זה לא הכל תמונות אכילות. החלטנו לעשות משהו מעט שונה ולהפוך את הטעמים
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.ونكهة الكريمة الذاكية والصورة التي تبدو نكهتها تماما كما الصحن نحصل على طبق مميز ( ضحك )
Biraz deniz mahsülleri ve ekşi krema ve resmin tadı sahiden yemeğin tadıyla tamamen aynı.この写真は全く同じ味なんです (笑) ベン:食用の写真だけではありません
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.그들의 민사소송을 시작하고, 10년이 지나
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.Am luat măsuri şi 10 ani mai târziu, am câştigat procesul.
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.Ed hanno iniziato un'azione privata e, grazie a Dio, 10 anni dopo l'hanno vinta.
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.Iniciámos uma acção privada, e graças a Deus, 10 anos depois, nós ganhámos.
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.Kami berusaha berjuang sendiri melawan hal ini, dan syukurlah, 10 tahun kemudian, kami akhirnya menang.
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.On a mené un recours privé, et grâce à Dieu, 10 ans plus tard, nous l'avons finalement gagné.
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.Se llevó a los tribunales y 10 años después ganamos.
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.We startten een particuliere actie, en dank God, 10 jaar later wonnen we ze.
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.Wir klagten, und Gott sei Dank haben wir nach 10 Jahren gewonnen.
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.Wytoczyliśmy prywatny pozew, i dzięki Bogu, 10 lat później wygraliśmy.
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.И, слава богу, 10 лет спустя, они выиграли суд.
Biz de kişisel bir eylem geliştirdik ve çok şükür 10 yıl sonra sahiden de kazandık.הגשנו תביעה אזרחית, ותודה לאל, אחרי 10 שנים,