Şafak vakti geliyor.Dawn is coming.
Tom şafak sökümünde uyandı.Tom woke up at the crack of dawn.
Tom ne kadar saf olduğumuzu düşünüyor?How gullible does Tom think we are?
Tom'un çok saf olduğunu fark etmedim.I didn't realize that Tom was so gullible.
Çok saf insanlar var, bu yüzden Tom'un seçilme şansı var.There are a lot of gullible people, so there is a chance that Tom will be elected.
Onun saf bir kalbi var.She has a pure heart.
Tiyatro şafak vakti açardı.The theater used to open up at dawn.
O, şafakta geldi.He came at dawn.
O biraz saf.He's a bit naive.
O saftı.She was naive.
Onlar saftı.They were naive.
Ben şafaktan önce kalkarım.I will get up before the day is breaking.
Saf olmayın.Don't be naive.
Muhtemelen o kadar saf olamazsın.You can't possibly be that naive.
O kadar saf olamazsın.You can't possibly be that naive.
Koca, oldukça saf.The husband is quite naive.
Karşı safa geçelim.Let's switch sides.
Bu saf ikiyüzlülüktür!This is pure hypocrisy!
Ben Maria'dan hoşlanıyorum ama o çok saf.I like Maria, but she's very naïve.
Bu birine mantıksal safsata verir.That gives one a horse laugh.
Biz safız.We're gullible.
Sen safsın.You're gullible.
Tom saftır.Tom is gullible.
Ben safım.I'm gullible.
Çok safsın.You're so naive.
Saf değilim.I'm not naive.
Safevi hanedanı 1501 yılında İran'ı yeniden birleştirdi.The Safavid dynasty reunified Iran in 1501.
Yüksek komuta şafakta saldırmaya karar verdi.The high command decided to attack at dawn.
Bu kadar saf olmayın.Don't be so naive.
Tom çok saf.Tom is very naive.
İyot suyun saflaştırılması için kullanılır.Iodine is used to purify water.
Bence saflık ediyorsun.I think you're being naive.
Onlar şafağa kadar yatmadı.They stayed up until dawn.
Çoğu yarış atları safkandır.Most race horses are thoroughbreds.
Şafak sökümünde kalktım.I got up at the crack of dawn.
O zaman genç ve saftım.I was young and naive then.
Ben saf ve duyarlıydım.I was naive and impressionable.
Tom, her sabah% 100 saf portakal suyu içiyor.Tom drinks 100% pure orange juice every morning.
Tom şafağa kadar yatmadı.Tom stayed up until dawn.
Su temiz ve saf.The water is clean and pure.
Tom her gün %100 saf portakal suyu içer.Tom drinks 100% pure orange juice every day.
Orada olanlar onun saf altın olduğunu düşündü.Those who were there thought it was pure gold.
Gerçekten bu kadar saf değilsin, değil mi?You're not really that naive, are you?
Tom gerçekten saf.Tom is really gullible.
Sen inanılmaz derecede safsın.You are incredibly naive!
O inanılmaz derecede saf.She's unbelievably naive.
Elbise saf ipek.The dress is pure silk.
Bu saf gerçekten kaçış.It's pure escapism.
Ben saf değilim, sadece iyimserim.I'm not naive, I'm just an optimist.
Suçlular genellikle çocuklar kadar saftır.Mostly criminals are as naive as children.
Nasıl bu kadar saf olabilirsin?How can you be so naive?
Biz zaten olasılıkların yarısını saf dışı bıraktık.We've already eliminated half the possibilities.
İnanılmaz şekilde safsın.You're incredibly naive.
Kaynaktan gelen suyu çok saf.The water from the spring is very pure.
Neredeyse şafak vakti ve henüz bir şey olmadı.It's almost dawn and nothing's happened yet.
İtalya'da çocuk saflık sembolüdür.In Italy the child is a symbol of innocence.
Tom saftı.Tom was naive.
Tom saf değil.Tom isn't naive.
Tom'un saf olduğunu düşünüyorum.I think Tom is naive.
Mary'nin saf bir kalbi vardır.Mary has a pure heart.