Ana içeriğe geç
Sözlük

sada ile cümle

sada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Uzun yaşadı ve Augustus kendisine olan sadakatinden ötürü zaferlerden elde ettiği ganimetle ödüllendirdi.Augusto lo recompensó por su continua lealtad.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Arwen e Aragorn si promettono eterna Fedeltà.
Yara, Theon'a sadakatinin kime olduğunu ve buna göre seçim yapmasını söyler.Yara dice a Theon di scegliere dove riporre la sua lealtà.
Aşk, sadakat göstermektir.È come l'impegno di fedeltà...
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Dimostratemi questo giuramento.
Başlıca kolları Ananai, Iya, Dōzan, Sadamitsu ve Anabuki'dir.I suoi principali affluenti sono Ananai, Iya, Dōzan, Sadamitsu, e Anabuki.
Kadının hemen ardındaki köpek sadakati temsil eder.La presenza simbolica del cane ai piedi poi è un chiaro rimando al tema della fedeltà.
1771’de tekrar sadaret kethüdalığına atandı.In una relazione del 1777 risulta che si sta riedificando.
Ardından sadakatini gösterebileceği bir görev verilir.Questa sarà l'ultima occasione per Haplo di dimostrare la sua fedeltà.
Bu sadaret, tam 4 buçuk saat sürmüştü.Il tutto durò soltanto un'ora e mezza.
Sadaret mührü ise kapıcılar kethudası tarafından donanmaya deniz yolu ile gönderildi.Le tartarughe sono state censite e guidate verso il mare dai volontari locali.
Ben sadakatine güvenebilir miyim?Могу ли я рассчитывать на твою лояльность?
O, sadaka almayı reddetti.Она отказалась принимать милостыню.
Bu tür sadakat alamazsın.Ты не получишь такого рода лояльности.
Sadakatınızı takdir ediyoruz.Мы ценим вашу преданность.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Вот, душа надменная не успокоится, а праведный своею верою жив будет.
Ticaret Bakanlığı 24 Şubat 1948 tarihinde Condon'ı sadakatsizlik suçlamalarından akladı.24 февраля 1948 года Министерство торговли сняло с Кондона обвинение в измене.
Münafık Ahiret Amel Gıybet Yobaz Sadaka Nifak İhlas Gayb Kafir Şirk GünahЛицемерие в убеждениях Ислам считает лицемеров худшими, чем неверующие (кафиры).
Vatanseverlik ve ulusa karşı sadakat hakkında görüşleri karmaşıktı.Представления о патриотизме и верности своей нации были путанными.
Köprülü Mehmet Paşa'dan önceki 10 yıllık dönemde 17 kez sadaret el değiştirmiştir.За последние 10 лет предшественники Мехмеда Кёпрюлю менялись 17 раз.
Bizim bıraktıklarımız sadakadır.' buyurdu."Мы обвиняем их за то, что они таковы, каковы есть».
Fiili sadareti böylece 9 gün sürmüş oldu.Девять дней маньяк молчал.
Dul ve yetimlere sadaka dağıtımında öncelik verilir.Вдовам и сиротам бывших работников назначалась пенсия через милостыню.
Bu hikâye aşağıdaki anlatımda açıklanmış ve sözün, sadakatin, kısa yaşamın dersidir.Сама история является уроком верности своему слову и краткости жизни.
Yüksek Sadakat, Türk rock grubu.Создана турецкая рок-группа Yüksek Sadakat.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Виталиан и Юстин поклялись друг другу в верности.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Своей добротой он заслужил их преданность.
Sadako yarışı bitirdikten sonra başı dönmeye başladı ve bayıldı.Hemen onu doktora götürdüler.Сразу после матча у хоккеиста начались судороги, он потерял сознание и был доставлен в больницу.
Cumhuriyetin ilanından sonra eski Sadaret dairesi Vilayet Konağı olarak kullanılmaya başlandı.После войны церковь становится обычным приходским молитвенным домом.
Şükür sadakası olarak da bilinir.Была известна своей набожностью.
Bu Sadakonun hikâyesi'ydi.Это был ритуал выражения лояльности.
Argante'yi kendine sadakasizlikle itham eder ve ondan intikam alacağına yemin verir.يرفض جلجامش، وتغضب لذلك عشتار، وتتعهد بالأنتقام منه.
Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.وذلك بأن يجعلوا ما على أيمانهم على شمائلهم، ويستقبلوا القبلة، ويدعو الله رافعي الأيدي، مبالغين في ذلك.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.وكنا قد أقسمنا على القرآن بالولاء للخلافة.
Evlilik ömür boyu sadakattir.الزواج هو إلتزام لمدى الحياة.
Sürüp giden sadaka ise, ne güzel sevaptır.Drag (Arrancada): Quem tiver a melhor arrancada vence.
Etrafındaki ailesi ile beraber Sadako, 12 yaşında 25 Ekim 1955 sabahı öldü.Junta de sua família e amigos, Sasaki morreu na manhã do dia 25 de Outubro de 1955, aos 12 anos de idade.
İkinci kitabı ve ilk romanı olan High Fidelity (Ölümüne Sadakat), 1995 yılında yayınlanmıştır.Seu segundo trabalho, High Fidelity (Alta Fidelidade), foi publicado em 1995.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Temos concluído com nosso juramento de fidelidade.
"High Fidelity" yüksek sadakat anlamına gelir.O nome significa alta fidelidade.
Ordu, Cassius'u yeni komutanları yapmak istediyse de, o Crassus'a olan sadakat'i nedeniyle bu öneriyi reddeti.O exército então tentou fazer de Cássio seu novo comandante, mas ele recusou em lealdade a Crasso.
İtalyan Komünist Partisi’ne sadakat cesaret işiydi.Foi militante do activo do Partido Comunista Italiano.
Sünnet bazı toplumlarda ise evlilik kurumuna karşı sadakat gösterisi olarak uygulanmaktadır.Mulheres em partes do mundo continuam a perder direitos legais no casamento.
Ömer halifeliği alıralmaz Yezid bin Muhalleb 'e bir mektup yazarak ondan sadakat yemini yapmasını istedi.Para questioná-lo acerca da sua lealdade, Daisy enviou-lhe uma carta sobre o assunto.
Sadarak cephesindeki savaşlarda savaşa atılan Mirze burada büyük cesurluk göstermiştir.O medo de ver a guerra entrar no território foi grande.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Com favores, ele conseguiu sua lealdade, mas, com sua gentileza, ele conseguiu sua devoção.
Tarihi köklerinde Sadabat Paktı da vardır.Ainda existem ruínas neste local histórico.
Nitekim geleneklere olan sadakatini muhafaza etmekte ve Tanrıya olan bağlılığını açıkça beyan etmektedir.Ele continua dizendo da importância da fé e oração a Deus.
Bıraktıklarımız sadakadır.O Escuta é obediente.
Ekip, Angel’ın sadakatinden şüphe etmeye başlar.Hao begint de loyaliteit onder zijn vertrouwelingen te betwijfelen.
İşlenen ana temalar arkadaşlık ve sadakatsizliktir.Thema's in het verhaal zijn (on)trouw en loyaliteit.
Pek çok küçük hanedan kendilerine sadakat yemini etmiştir.Als kleine kinderen zweren ze elkaar eeuwige trouw.
Bu Sadakonun hikâyesi'ydi.Een daarvan was de Orde van Trouw.
Ancak Cassius, Praetorianların çoğunun sadakatini sağlama konusunda başarısız oldu.Severus ging er verder toe over de weinig loyale Praetoriaanse garde te ontbinden.
Temmuz 1690'da İstanbul'a dönerek sadaret kaymakamlığı yapmıştır.Tevergeefs probeerde hij echter in april 1630 zijn aanstelling in Zeeland terug te krijgen.
"High Fidelity" yüksek sadakat anlamına gelir."Serpentine" gaat over ontrouw.
Festival ilk olarak 2003 yılında Chen Sadan Shelach aracılığıyla gerçekleştirilmiştir.Het festival werd in 2003 opgericht door Léo Kanenman.
Fakire bir sadaka!Aalmoes voor de arme!
Kalp vakfına sadaka verdi.Zij gaf maar een aalmoes aan de Hartstichting.
Sonra iki aşık birbirlerine sadakat yemini ederler.Obaj mężczyźni potwierdzili swoją przyjaźń przysięgą.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod