sada ile cümle

sada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bir askerî komutan olan Radames, Aida'ya olan aşkı ile Firavun'a olan sadakatı arasında seçim yapamamaktadır.Un comandante militar, Radamés, lucha al dividirse entre su amor por ella y su lealtad al Faraón.
Dáil üyeleri sadakat yemini vermek zorundaydılar ve bu krala bağlılığın yemini anlamına geliyordu.Por otra parte tuvo que jurar fidelidad al rey.​ Permaneció fiel a este juramento.
Yaşayan kütüphane – sadaka.Espina bífida Mielomeningocele Biblioteca de Salud: Espina bífida.
Yüksek sayıda halk, yabancı vatandaşlıklar kazanınca Hindistan'a sadakatten uzaklaşacaktır".Más allá de salarios que cambian la vida, él les brinda lealtad más allá del terreno.”
Dul ve yetimlere sadaka dağıtımında öncelik verilir.A las viudas o huérfanos de viejos empleados se les otorgaba una pensión a través de limosna.
Geride kalan paralı askelerlerin böylece Kartaca'ya sadakatleri garanti edilmiş oldu.Hecho capital, Lotario mantiene su confianza en ellos.
Yalancı tespih ağacı (sadao) yaprak ve çiçekleri de ayrıca haşlanılarak yenilir.Entre otras, ingiere raíces tiernas, cortezas de árboles y frutos.
Fakat sadarete geçince Şirvanizade bu anlaşmayı uygulamadan vazgeçmişti.Sin embargo, una vez pasado el peligro, renegaron del compromiso.
Uzun yaşadı ve Augustus kendisine olan sadakatinden ötürü zaferlerden elde ettiği ganimetle ödüllendirdi.Augusto lo recompensó por su continua lealtad.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Arwen e Aragorn si promettono eterna Fedeltà.
Yara, Theon'a sadakatinin kime olduğunu ve buna göre seçim yapmasını söyler.Yara dice a Theon di scegliere dove riporre la sua lealtà.
Aşk, sadakat göstermektir.È come l'impegno di fedeltà...
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Dimostratemi questo giuramento.
Başlıca kolları Ananai, Iya, Dōzan, Sadamitsu ve Anabuki'dir.I suoi principali affluenti sono Ananai, Iya, Dōzan, Sadamitsu, e Anabuki.
Kadının hemen ardındaki köpek sadakati temsil eder.La presenza simbolica del cane ai piedi poi è un chiaro rimando al tema della fedeltà.
1771’de tekrar sadaret kethüdalığına atandı.In una relazione del 1777 risulta che si sta riedificando.
Ardından sadakatini gösterebileceği bir görev verilir.Questa sarà l'ultima occasione per Haplo di dimostrare la sua fedeltà.
Bu sadaret, tam 4 buçuk saat sürmüştü.Il tutto durò soltanto un'ora e mezza.
Sadaret mührü ise kapıcılar kethudası tarafından donanmaya deniz yolu ile gönderildi.Le tartarughe sono state censite e guidate verso il mare dai volontari locali.
Şadan Gökovalı: "Visal-i Yar",Meral Akkaya, 1987 BÜK basımevi.Concabala, Milano, All'insegna del Pesce d'oro-Scheiwiller, 1987.
Ben sadakatine güvenebilir miyim?Могу ли я рассчитывать на твою лояльность?
O, sadaka almayı reddetti.Она отказалась принимать милостыню.
Bu tür sadakat alamazsın.Ты не получишь такого рода лояльности.
Sadakatınızı takdir ediyoruz.Мы ценим вашу преданность.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Вот, душа надменная не успокоится, а праведный своею верою жив будет.
Ticaret Bakanlığı 24 Şubat 1948 tarihinde Condon'ı sadakatsizlik suçlamalarından akladı.24 февраля 1948 года Министерство торговли сняло с Кондона обвинение в измене.
Münafık Ahiret Amel Gıybet Yobaz Sadaka Nifak İhlas Gayb Kafir Şirk GünahЛицемерие в убеждениях Ислам считает лицемеров худшими, чем неверующие (кафиры).
Vatanseverlik ve ulusa karşı sadakat hakkında görüşleri karmaşıktı.Представления о патриотизме и верности своей нации были путанными.
Köprülü Mehmet Paşa'dan önceki 10 yıllık dönemde 17 kez sadaret el değiştirmiştir.За последние 10 лет предшественники Мехмеда Кёпрюлю менялись 17 раз.
Bizim bıraktıklarımız sadakadır.' buyurdu."Мы обвиняем их за то, что они таковы, каковы есть».
Fiili sadareti böylece 9 gün sürmüş oldu.Девять дней маньяк молчал.
Dul ve yetimlere sadaka dağıtımında öncelik verilir.Вдовам и сиротам бывших работников назначалась пенсия через милостыню.
Bu hikâye aşağıdaki anlatımda açıklanmış ve sözün, sadakatin, kısa yaşamın dersidir.Сама история является уроком верности своему слову и краткости жизни.
Yüksek Sadakat, Türk rock grubu.Создана турецкая рок-группа Yüksek Sadakat.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Виталиан и Юстин поклялись друг другу в верности.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Своей добротой он заслужил их преданность.
Sadako yarışı bitirdikten sonra başı dönmeye başladı ve bayıldı.Hemen onu doktora götürdüler.Сразу после матча у хоккеиста начались судороги, он потерял сознание и был доставлен в больницу.
Cumhuriyetin ilanından sonra eski Sadaret dairesi Vilayet Konağı olarak kullanılmaya başlandı.После войны церковь становится обычным приходским молитвенным домом.
Şadan Kâmil, film yönetmeni, senarist, görüntü yönetmeni. (ö.HD, автор сценария, режиссер).
Şükür sadakası olarak da bilinir.Была известна своей набожностью.
Bu Sadakonun hikâyesi'ydi.Это был ритуал выражения лояльности.
Argante'yi kendine sadakasizlikle itham eder ve ondan intikam alacağına yemin verir.يرفض جلجامش، وتغضب لذلك عشتار، وتتعهد بالأنتقام منه.
Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.وذلك بأن يجعلوا ما على أيمانهم على شمائلهم، ويستقبلوا القبلة، ويدعو الله رافعي الأيدي، مبالغين في ذلك.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.وكنا قد أقسمنا على القرآن بالولاء للخلافة.
Evlilik ömür boyu sadakattir.الزواج هو إلتزام لمدى الحياة.
Sürüp giden sadaka ise, ne güzel sevaptır.Drag (Arrancada): Quem tiver a melhor arrancada vence.
Etrafındaki ailesi ile beraber Sadako, 12 yaşında 25 Ekim 1955 sabahı öldü.Junta de sua família e amigos, Sasaki morreu na manhã do dia 25 de Outubro de 1955, aos 12 anos de idade.
İkinci kitabı ve ilk romanı olan High Fidelity (Ölümüne Sadakat), 1995 yılında yayınlanmıştır.Seu segundo trabalho, High Fidelity (Alta Fidelidade), foi publicado em 1995.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Temos concluído com nosso juramento de fidelidade.
Sadâkat, aynı zamanda kişinin dostlarına, ailesine ve eşine karşı olan yükümlülüklerin genişletilmiş şekliydi.A lealdade era também uma extensão dos deveres do indivíduo com os amigos, cônjuge e familiares.
"High Fidelity" yüksek sadakat anlamına gelir.O nome significa alta fidelidade.
Ordu, Cassius'u yeni komutanları yapmak istediyse de, o Crassus'a olan sadakat'i nedeniyle bu öneriyi reddeti.O exército então tentou fazer de Cássio seu novo comandante, mas ele recusou em lealdade a Crasso.
İtalyan Komünist Partisi’ne sadakat cesaret işiydi.Foi militante do activo do Partido Comunista Italiano.
Sünnet bazı toplumlarda ise evlilik kurumuna karşı sadakat gösterisi olarak uygulanmaktadır.Mulheres em partes do mundo continuam a perder direitos legais no casamento.
Ömer halifeliği alıralmaz Yezid bin Muhalleb 'e bir mektup yazarak ondan sadakat yemini yapmasını istedi.Para questioná-lo acerca da sua lealdade, Daisy enviou-lhe uma carta sobre o assunto.
Sadarak cephesindeki savaşlarda savaşa atılan Mirze burada büyük cesurluk göstermiştir.O medo de ver a guerra entrar no território foi grande.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Com favores, ele conseguiu sua lealdade, mas, com sua gentileza, ele conseguiu sua devoção.
Tarihi köklerinde Sadabat Paktı da vardır.Ainda existem ruínas neste local histórico.
Nitekim geleneklere olan sadakatini muhafaza etmekte ve Tanrıya olan bağlılığını açıkça beyan etmektedir.Ele continua dizendo da importância da fé e oração a Deus.
Bıraktıklarımız sadakadır.O Escuta é obediente.

İlgili Sayfalar