Senta sadakati ile hayalet Hollandalı'yi lanetten kurtarabileceğini herkese bildirir.Nur Senta ist von der Vorstellung eingenommen, den sagenumwobenen Holländer von seinem Fluch zu erlösen.
Aynı zamanda her ikisi de kadınların sadakatsızlığı yüzünden bunun ortay çıktığına inanmışlardır.Wegen dieser Zerstreuungen halten ihn beide Frauen für untreu.
Daha sonra ben sadakatimi samimi bir şekilde arz ettim, takdimeler yaptım, mal-mülk kayıplarını telâfi ettim.Ihr habt mir erlaubt, mitzunehmen, was mir das Liebste sei; darum habe ich meinen theuersten Schatz genommen.
Ancak birliklerinin sadakatini sağlayamaması nedeniyle başarısız oldu.Viele konnten jedoch nicht glauben, dass er seinen Treueeid gebrochen habe.
Bu sadakatinin ödülü olarak çok zengin olmuştu.Dies Sprach für eine Urheberschaft der Loyalisten.
Onlar, özellikle Melisende'nin sadakatsizliği hakkındaki dedikoduları duydular.Dabei kann sie sich von den teils unwürdigen Methoden Melzers überzeugen.
Edirneliler II. Murat'i şehir dışında karşılayarak ona sadakatlerini bildirdiler.Agüeybaná II. wird in Puerto Rico für die Treue zu seinem Volk verehrt.
Bu, dinginlik kazandırır ve efendiye sadakat sağlardı.Er sei ein Ausbund von Treue, prahlt er und preist seine eheliche Treue in den höchsten Tönen.
Türkiye-Irak-İran-Afganistan arasında aktedilen Sadabat Paktı, TBMM’de onaylandı.Nachdem sich die RQ-11 im Irak und in Afghanistan bewährt hatte, wurde sie in verschiedene Länder exportiert.
Şükür sadakası olarak da bilinir.Er war auch als Loves War bekannt.
Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.Es war demnach auch der Kaiser, der die Loyalität seiner Untertanen beanspruchen durfte.
Onun sadakatsizliğini asla affetmedi ve her fırsatta bunu onun başına kaktı.Elle ne lui pardonna jamais son infidélité et la lui rappelait à tout propos.
"Kesinlikle daha iyi olacağım." dedi Sadako kendi kendine."Je vais sûrement aller mieux." se dit Sadako pour elle-même.
Beş eşinden üçü sadakatsizdi.Des cinq épouses qu'il a eues, trois ont été infidèles.
O benim hâlâ sadakatsiz olduğumu düşünüyor.Elle pense encore que je suis infidèle.
Sadakatsizliği Polybius'un düşüşüne neden olmuştur.La déloyauté aurait mené Polybe à sa chute.
İkinci kitabı ve ilk romanı olan High Fidelity (Ölümüne Sadakat), 1995 yılında yayınlanmıştır.Haute Fidélité, son troisième livre et premier roman de fiction, fut publié en 1995.
İlk karısı Else Weil de Tucholsky'nin sadakat konusunda çok da hassas olmadığını doğruluyordu.La première épouse de Tucholsky, Else Weil, affirmait aussi qu'il ne prenait pas la fidélité très au sérieux.
Ancak birliklerinin sadakatini sağlayamaması nedeniyle başarısız oldu.Toutefois, il ne parvient pas à s'assurer de la loyauté de ses troupes.
İtalyan Komünist Partisi’ne sadakat cesaret işiydi.Symbole du Parti communiste italien.
Sadaka ehli olanlar /daima sadaka verenler, Sadaka kapısından çağrılır.”Ceux qui traitent le peuple avec compassion (柔質慈民) sont appelés « Compatissant » (惠 huì).
Anyanka 1199 yılında Ural dağlarındaki Koskov vadisine, sadakatsiz bir adamı cezalandırmaya gider.Autour de 1199, Anyanka se trouve dans les Monts Oural pour maudire un homme infidèle.
Fides, Roma mitolojisinde inanç, vefa ve sadakatin tanrıçasıydı.Dans la mythologie romaine, Fides ou Fidès ou Fidélité était la déesse de la bonne foi et de l'honneur.
Kadının hemen ardındaki köpek sadakati temsil eder.Un chien visible en bas symbolise la fidélité.
Bu Sadakonun hikâyesi'ydi.C'est plutôt une question de loyauté pour moi.
1771’de tekrar sadaret kethüdalığına atandı.Après 1771, sa participation est moins fréquente.
1999'da Puba ve Sadat X, Handsome Boy Modeling School'un konsept albümü So...L'album s'est classé 18e au Top Heatseekers. ↑ (en) « Handsome Boy Modeling School So...
Galba, askerlerin sadakâtları için rüşvet almak istemeleri fikrini küçümsedi.Galba dédaigna la notion de subordination par loyauté des soldats.
Bıraktıklarımız sadakadır.Les gens sont toujours restés loyaux.
Ama, seni kullanan elden başka ne bey, ne sadakat bilirsin?Où donc, où est la foi Que si souvent tu me jurais ?
Bu, dinginlik kazandırır ve efendiye sadakat sağlardı.Ces vassaux devaient prêter foi et hommage au seigneur.
Ayrıca, sürücü belgesi, sağlık kartı, sadakat kartı ve diğer kimlik belgelerini telefonda saklayabilirler.Différentes cartes de crédit, de débit et de cartes de fidélité peuvent être chargées dans l'application.
Çaycı İzzet Paşa sadaret mektubî kalemine girdi.Crampe de l'écrivain : un crayon dans l'avant-bras.
Aşk, sadakat göstermektir.Le salut est dans la loyauté.
Ayrıca bütün itaat ve sadakati temsil eder.Toujours servir avec Honneur et Fidélité.
İbrahim Paşa, kendilerine gücendiği ve husumet ettiği kişilerdan sadareti sırasında intikam almaya başladı.Abraham, désespéré car il avait placé tous ses espoirs en lui, le frappe alors violemment au visage.
Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.Il fut le premier empereur à s’assurer ainsi de la fidélité de sa garde.
Sadakov futbol kariyerine yerel Lokomotiv Plovdiv'de başladı.Il commence sa carrière au Lokomotiv Plovdiv.
2014 yılında Sadakov, kendisine ALS hastalığı teşhisi konduğunu duyurdu.En avril 2015, Solder révèle qu'on lui a diagnostiqué un cancer du testicule.
Adamlar sadakatsizdir.Los hombres son infieles.
Ben sadakatsiz olsam ne yaparsın?¿Qué harías si yo fuera infiel?
Ormanlarda, dağlarda dolaşan yankı (aks-i sada) perisi.Desemboca en A Foz (Nigrán), junto a Monte Lourido.
Vallahi sizin için ancak sadakat ve sabır kalmıştır.No seguís sino conjeturas, no formuláis sino hipótesis.»
12 yıl içinde onlara gösterdikleri sadakat için sevenlerine teşekkür ettiler.Agradecieron a sus fans por todo el apoyo que les brindaron durante 12 años.
Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.Además, fue el primer emperador que recurrió al soborno como forma de asegurarse la lealtad del Ejército.
Fakat evliliğini onun sadakatsizliği yüzünden 1931'de boşanma ile bitirdi.Sin embargo, este matrimonio terminó en un divorcio en 1931 debido a su infidelidad.
Bıraktıklarımız sadakadır.Han servido con lealtad.
Augustus, Praetorian Muhafızların tam sadakatine sahip tek İmparator olarak tarihe geçti.Augusto fue el único emperador que gozó de la lealtad total de los pretorianos.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Te prometemos nuestro amor con juramento de lealtad.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Había ganado su lealtad con favores y su devoción con su bondad.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Helena y Orfeo se juraron amor eterno.
Etrafındaki ailesi ile beraber Sadako, 12 yaşında 25 Ekim 1955 sabahı öldü.Con su familia a su alrededor, Sadako murió a la edad de 12 años.
Bu seferki sadareti 2 yıl 2 ay sürdü.En este lugar permanecieron dos años y dos meses.
Bir askerî komutan olan Radames, Aida'ya olan aşkı ile Firavun'a olan sadakatı arasında seçim yapamamaktadır.Un comandante militar, Radamés, lucha al dividirse entre su amor por ella y su lealtad al Faraón.
Dáil üyeleri sadakat yemini vermek zorundaydılar ve bu krala bağlılığın yemini anlamına geliyordu.Por otra parte tuvo que jurar fidelidad al rey. Permaneció fiel a este juramento.
Yaşayan kütüphane – sadaka.Espina bífida Mielomeningocele Biblioteca de Salud: Espina bífida.
Yüksek sayıda halk, yabancı vatandaşlıklar kazanınca Hindistan'a sadakatten uzaklaşacaktır".Más allá de salarios que cambian la vida, él les brinda lealtad más allá del terreno.”
Dul ve yetimlere sadaka dağıtımında öncelik verilir.A las viudas o huérfanos de viejos empleados se les otorgaba una pensión a través de limosna.
Geride kalan paralı askelerlerin böylece Kartaca'ya sadakatleri garanti edilmiş oldu.Hecho capital, Lotario mantiene su confianza en ellos.
Fakat sadarete geçince Şirvanizade bu anlaşmayı uygulamadan vazgeçmişti.Sin embargo, una vez pasado el peligro, renegaron del compromiso.