sadık ile cümle
sadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.Als er geboren wurde, hast du alles dafür gegeben, einen anständigen Menschen großzuziehen.
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.Amikor megszületett, eltökélted magad, hogy jó embert fogsz nevelni belőle.
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.Cand s-a nascut, tu te-ai devotat cresterii unui om bun.
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.Gdy się narodził, poświęciłaś się, by wyrósł na dobrego człowieka.
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.Když se narodil, oddala jsi se tomu, aby z něj vyrostl dobrý člověk.
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.Lúc cậu ấy sinh ra... ...cô đã hết lòng để tạo nên 1 con người tốt.
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.Quand il est né, tu t'es dédiée à élever un homme de bien.
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.Quando lui è nato ti sei impegnata a farne un uomo per bene.
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız. Ve o öldüğünde, bağımlılık artmıştır.Όταν γεννήθηκε, αφιερωθήκατε στην ανατροφή ενός καλού ατόμου. και όταν πέθανε, η αφοσίωση αυξήθηκε.
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.Когда он родился, ты посвятил себя воспитанию хорошего человека.
O Elijah Mohammed'e sadıktır."Seine Loyalität gälte Elijah Muhammad."
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Aku tidak bisa menempel pada di sini jika ia memotong persediaan.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.En voi pysyä täällä, jos hän katkaisee tarvikkeita.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Eu nu pot lipi pe aici daca el taie aprovizionarea.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Ich kann nicht hier bleiben, wenn er die Lieferungen Schnitte.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Ik kan niet plakken hier, als hij snijdt de bevoorrading.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Jag kan inte hålla på här om han klipper av leveranser.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Jeg kan ikke holde på her, hvis han skærer forsyninger.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Je ne peux pas coller sur ici si il coupe les fournitures.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.그는 공급 중단하면 여기에 붙어 수 없습니다.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Ne morem držati tukaj, če odreže dobave.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Nemôžem držať tu, či vypne zásoby.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Nem tudok ragaszkodni itt, ha levágja kellékek.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Nemůžu držet tady, jestli vypne zásoby.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Nie mogę trzymać się tutaj, jeśli cięcia w dostawach.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Non posso attaccare qui, se si taglia i rifornimenti.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Tôi không thể gắn bó ở đây nếu anh ta cắt đứt nguồn cung cấp.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Δεν μπορώ να κολλήσει εδώ πέρα, αν κόβει προμήθειες.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Не мога да остана тук, ако той прекъсва доставките.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Я не могу придерживаться здесь, если он отрезает поставок.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.Я не можу дотримуватися тут, якщо він відрізає поставок.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.لا أستطيع على عصا هنا اذا كان يقطع الامدادات.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.あなたは、彼が言ったことを聞いた。私は、オフィスに行かなければならないものとします
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.(77:37) сердце же их было неправо пред Ним, и они не были верны заветуЕго.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.aber ihr Herz war nicht fest an ihm, und hielten nicht treulich an seinem Bund.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.a ich srdce nebolo úprimné pred ním, ani neboli verní v jeho smluve,
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.a njih srce ni bilo utrjeno pri njem in niso se izkazali zvesti zavezi njegovi.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.A serce ich nie było szczere przed nim, ani wiernymi byli w przymierzu jego.)
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.A srdce jejich nebylo upřímé před ním, aniž se věrně měli v smlouvě jeho),
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.deres Hjerter holdt ikke fast ved ham, hans Pagt var de ikke tro.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.De szívök nem volt tökéletes iránta, és nem voltak hûségesek az õ szövetségéhez;
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.il loro cuore non era sincero con lui e non erano fedeli alla sua alleanza
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Inima nu le era tare faţă de El, şi nu erau credincioşi legămîntului Său.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.이는 하나님께 향하는 저희 마음이 정함이 없으며 그의 언약에 성실치 아니하였음이로다
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Leur coeur n`était pas ferme envers lui, Et ils n`étaient pas fidèles à son alliance.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Men deras hjärtan höllo sig icke ståndaktigt vid honom, och de voro icke trogna i hans förbund.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Mereka tidak setia kepada-Nya dan tidak berpegang pada perjanjian-Nya
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Og deres hjerte hang ikke fast ved ham, og de var ikke tro mot hans pakt.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Pois o coração deles não era constante para com ele, nem foram eles fiéis ao seu pacto.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Pues sus corazones no eran firmes para con él, ni eran fieles con su pacto
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.sillä heidän sydämensä ei ollut vakaa häntä kohtaan, eivätkä he olleet uskolliset hänen liitossansa.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Vì lòng chúng nó chẳng khắn khít cùng Ngài, Chúng nó cũng không trung tín trong sự giao ước Ngài.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Vì lòng chúng_nó chẳng khắn_khít cùng Ngài , Chúng_nó cũng không trung_tín trong sự giao_ước Ngài .
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Zij bleven niet bij Hem en waren Gods verbond al weer ontrouw.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Η δε καρδια αυτων δεν ητο ευθεια μετ' αυτου, και δεν ησαν πιστοι εις την διαθηκην αυτου.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.Защото сърцето им не беше право пред Него, Нито бяха верни на завета Му.
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.ולבם לא נכון עמו ולא נאמנו בבריתו׃
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.اما قلوبهم فلم تثبت معه ولم يكونوا امناء في عهده
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.因 他 們 的 心 向 他 不 正 、 在 他 的 約 上 也 不 忠 心
Ona yürekten bağlı değillerdi, Antlaşmasına sadık kalmadılar.因 他 們的 心向 他 不正 、 在 他 的 約上 也 不 忠心