Bu durumda Dünya'nın toplam kütlesi M, veya yerçekimi sabitini G`nin bilinmesine de gerek yoktur.Não é necessário conhecer a constante gravitacional G ou a massa M da Terra.
Her tutsak için, Han % 10 veya% 20'lik sabit bir pay aldı.Para cada cativo, o cã recebia uma parcela fixa (savğa) de 10% ou 20%.
Diğer seçenek ise gravitinonun sabit olmaması.Uma possibilidade é que o gravitino seria estável.
Zeyd bin Sabit, devrinin en büyük hadis, kıraat ve miras hukuku âlimlerinden birisiydi.Seus nomes, Garai, o mais poderoso; Zuu, a única fêmea entre eles e Agito, o mais velho e sábio.
Böylece, f sabit olacaktır.Logo, f é limitada.
Port Moresby'nin yıl boyuncu nispeten sabit sıcaklığı olan tropikal nemli ve kuru iklimi vardır.Port Moresby possui um clima equatorial, quente e úmido praticamente o ano todo.
Sabit çıkrıklar üç kişiyle çalıştırılır.Uma troca normal acontece quando envolvem três pedras.
O bunun dünyada bir sabit olduğunu söylüyor ve ilerleyen günleri ve yılları aşıyor bile.Ela canta que é uma constante no mundo, apesar dos dias e anos em que está em crise.
Opsite, Sabir Hunlarını Kafkasya'dan kaçırdı, ancak tüm aile üyeleri esir alındı.Opsites fugiu para junto dos sabires do Cáucaso mas os membros da sua família foram todos capturados.
Kral kobralarda sabit çene kemikleri yoktur.O Rei Cobra não tem poderes sobre-humanos.
Elektrik ve sabit telefon mevcuttur.Na telefonia celular Claro e Vivo.
Bilimde kullanılan fiziksel sabitlerin bazıları büyük bilim insanlarının adıyla anılmaktadır.Para algumas das constantes físicas utilizadas em ciência são usados nomes de famosos cientistas.
Klasik mekanikte parçacıklar, tanımları gereği sabit kütleye sahiptirler.Na mecânica clássica, partículas tem por definição massa constante.
Bir buzul boyut olarak kritik noktaya ulaştığında akışı durur ve buz sabit hale geçer.Quando uma geleira diminui o seu tamanho até chegar a um ponto crítico, o fluxo detém-se e o gelo para.
Annesinin teşvikiyle Vespasian, sosyal hayatta büyük kardeşi Titus Flavius Sabinus II'u takip etmeye başladı.A pedido da sua mãe, Vespasiano seguiu a carreira política do seu irmão Tito Flávio Sabino.
Sıkıştırılamaz bir akış yoğunluğu zaman ve mekanda sabit olduğu bir akıştır.Pode ser mostrado que esse método é incondicionalmente estável e de segunda ordem no tempo e espaço.
Sabiilerin kutsal kitabıdır.O livro sagrado das pessoas.
Bu genel sabitler termodinamiğin dört kuralında açıklanmıştır.A essência da termodinâmica é incorporada nas quatro leis da termodinâmica.
Fakat A, B, C ve D'nin konsantrasyonlarının sabit kalması demektir.(E) Se A, B, C e D forem verdade, Z tem que ser verdade.
Clara, ölümünün zamanda bir sabit nokta olduğu için zaman çizgisine dönmeye Gallifrey'ye gideceğini söyler.Porém, como sua morte é um ponto fixo no tempo, Clara um dia teria que voltar para Gallifrey e morrer.
"Abdullah Sabir" (İngilizce). thefreedictionary.com.«Je·ho·vah's Witness» (em inglês). thefreedictionary.com.
Sabit Fikir dergisi 20.04.2012.Revista Veja, 09/08/2012.
Yeni sabit h, Planck sabiti olarak adlandırılmıştır.O fator h é conhecido como a constante de Planck.
Panayırın kurulma tarihi sabit olup her yıl Ağustos ayının son pazar günü düzenlenmektedir.A Romaria da Penha sempre e realizada no último domingo de novembro.
Misalen Sabin bakirelerinin sayısını tam olarak 527 olarak verir.Por exemplo, assevera que a quantidade de Sabinas virgens era de exatamente sete .
Fakat Sabiha Zekeriya ve Zekeriya Sertel buna karşı çıkmıştır.Além disso, "Guaxinim" e "jaguacinim" procedem do tupi antigo îagûasinĩ.
Sonra (p,0) dan (p,T) ye yani sabit basınçla integral alırız (figür 6’ya bakınız).Em seguida, temos a secundina: segundo invólucro ou camada protetora do óvulo.
R molar ideal gaz sabitidir.Volume molar de um gás ideal.
Jetlerin kaynak yıldızdan patlamaları sabit akış yerine vuruşlar halinde gerçekleşir.A erupção de jatos das estrelas progenitoras ocorre em pulsos, ao invés de constituir uma corrente contínua.
Yaylar sabit durumdaki sistemler değildirler.Nem todos os núcleos são estáveis.
Anlam sabit değildir, nitekim her yorumcunun belli bir eyleme farklı anlamlar vermesi bundandır.Não existe uma leitura única, mas sim a transmissão de coisas distintas que a obra conceda a cada indivíduo.
Petrol ve gaz ihracatı, özellikle sabit döviz ana kaynağı olmaya devam etmektedir.As exportações de petróleo e gás, especificamente, continuam a ser a principal fonte de divisas do país.
Penaltı atışı, sabit bir noktadan şut çekilerek veya drop gol şeklinde gerçekleştirilebilir.Estes podem ser definidos para disparar em uma direção ou em um padrão fixo.
Türkiye içindeki üçüncü merkezini ise 2008'de İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı'nda açmıştır.A primeira cafeteria abriu em julho de 2012 no aeroporto Sabiha Gökçen .
1865 yılında termodinamiğin birinci ve ikinci yasasını aşağıdaki gibi özetlemiştir: Evrenin enerjisi sabittir.Seguem-se duas citações famosas feitas por Clausius em 1865: A energia do universo é constante.
Bunların arasında imparator Caligula'nın oğlu olduğu iddia edilen Nymphidius Sabinus'ta vardı.Um dos mais importantes foi Ninfídio Sabino, suposto filho do imperador Calígula.
Sabit bir algoritmadır.É um Algoritmo preemptivo.
Merkezi Sabirabad şehridir.A cidade capital é a cidade de Sabirabad.
Bağıl permittivite K, sığalara ait dielektrik sabiti ile eşanlamlıdır.A letra h isolada implica fricativa glotal surda.
PTT şubesi yoktur ancak her evde sabit telefon vardır.Não é permitido mais do que um peão em cada casa.
Sabit yıldızlar küresinin dışında dokuzuncu kürenin bulunmadığının geometrik ispatı.Destaque-se que há outras projecções geométricas que não têm o norte para cima.
Zamanla 6 hafta (42 gün) olarak sabitlendi.Ele reinou por quarenta e quatro anos (datas aproximadas).
Bu yüzden hız sabit kalacaktır.A agilidade dele vai continuar.
İç alanları geniştir ve çok fazla noktadan sabitlenme gerektirmezler.As facas, por outro lado não precisam de muito espaço para causar danos.
2009) 1913 - Sabiha Gökçen, Türk pilot (ö.1913 — Sabiha Gökçen, aviadora turca (m. 2001).
2.2.0 (31 Ağustos, 2001) : phpMyAdmin Projesi'nin hazırladığı ilk sabit sürüm.2.2.0 (31 augustus 2001): Eerste stabiele versie door The phpMyAdmin Project.
Sabinus ve Cotta nasıl bir cevap verecekleri hakkında tüm gece boyunca konuştular.Sabinus en Cotta vergaderden de hele nacht over wat ze zouden doen.
Evrimleşmelerin çoğu (onda dokuzu) bütün neslin sabit filetik dönüşümü ile gerçekleşir (anagenez).De meeste van hen werden weggevoerd, weinigen doken onder; slechts een enkeling keerde terug.
Nero ve Poppaea Sabina bu ölümün yasını tutmuş ve daha sonra Claudia tanrıça ilan edilmiştir.Nero en Poppaea Sabina rouwden om haar dood en Claudia werd vergoddelijkt.
Sabiha Gökçen ise ilk Türk kadın pilot ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu oldu.Sabiha Gökçen was de eerste luchtvaartpionier van Turkije en 's werelds eerste vrouwelijke gevechtspiloot.
Sabiha Gökçen (22 Mart 1913; Bursa – 22 Mart 2001, Ankara), Türk pilot.Sabiha Gökçen (Bursa, 22 maart 1913 - Ankara, 22 maart 2001) was een Turks gevechtspiloot.
H. G. Wells, The Time Machine’de zamanda sabit bir hızda hareket ettiğimizi açıklamaktadır.Op ongeveer hetzelfde moment verscheen H.G. Wells' The Time Machine.
Romalıların Sabin kadınlarını kaçırması hikâyesi de burada geçer.Tijdens dat feest ontvoerden de Romeinen de huwbare Sabijnse vrouwen.
Euro ile sabitlenmektedir.Dit principe is voortgezet bij de euro.
Tarihi kayıtlarda da bu şekilde sabittir.Ook evidentialiteit wordt op deze manier weergegeven.
Bu güzergahta 2020 yılında Fehmarn Kemer Sabit Bağlantısının yapılması planlanmaktadır.Bij de ingebruikname van de Fehmarnbelttunnel in 2020 zou deze verbinding gereed moeten zijn.
Bir miyar yıl veya daha fazla bir zaman ölçeği üzerinde sabit değildir.Echter niet voor één maand maar voor een langere tijd.
Kilise, Bizans İmparatorluğu'ndaki en sabit bileşen olarak varlığını sürdürdü.De Kerk bleef het stabielste element in het Byzantijnse Rijk.
Bu sabit gerilim çalışma (zener) gerilimidir.Dit is het formaat van een (gewone) buizerd.
Böylece her direk altındaki ayağa sabitlenmiştir.Zij kan op elke ondergrond uit de voeten.