Sabaha lazım olacak."Se on laskelmoiva älykkyys, joka muistuttaa minua kun minun on pestävä pyykkiä.
Sabaha lazım olacak."Tôi cần nó vào buổi sáng."
Sabaha lazım olacak."Zjutraj jih rabim."
Sabaha lazım olacak."Τις χρειάζομαι το πρωί."
Sabaha lazım olacak."Вони мені знадобляться вранці".
Sabaha lazım olacak."Они мне понадобятся утром".
Sabaha lazım olacak."Трябват ми за утре."
Sabaha lazım olacak."אני זקוקה להן בבוקר.
Sabaha lazım olacak."أحتاجهم في الصباح"
Sabaha lazım olacak."計算的な知能が 洗濯をするよう
Sabaha... ...onunla bir daha konuş.Dans la matinée, dis au Président, que tu ne peux pas faire ça.
Sabaha... ...onunla bir daha konuş. Ona bunu yapamayacağını söyle.Reggel mondd meg az Elnök úrnak, hogy nem teheted meg.
Sabaha... ...onunla bir daha konuş.Το πρωί... Μίλησέ του ξανά
Sabaha... ...onunla bir daha konuş.....في الصباح تحذثي معه مجددا
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.Am strigat pînă dimineaţa; ca un leu, îmi zdrobise toate oasele! Pînă deseară îmi vei pune capăt.
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.Ik kon de hele nacht niet slapen van verdriet; het was alsof leeuwen mij verscheurden.
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.Io ho gridato fino al mattino. Come un leone, così egli stritola tutte le mie ossa
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.jeg skriger til daggry; som en Løve knuser han alle Benene i mig; du giver mig ben fra Dag til Nat.
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.Je me suis contenu jusqu`au matin; Comme un lion, il brisait tous mes os, Du jour à la nuit tu m`auras achevé!
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.내가 아침까지 견디었사오나 주께서 사자 같이 나의 모든 뼈를 꺾으시오니 나의 명이 조석간에 마치리이다
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.Reggelig nyugton vártam; mint oroszlán, úgy törte össze minden csontjaimat; reggeltõl estig végzesz velem!
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.Tolažil sem se do jutra – kakor lev je zdrobil vse kosti moje. Od dne do noči me boš končal!
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.Εστοχαζομην εως πρωιας, ως λεων θελει συντριψει παντα τα οστα μου απο πρωιας εως εσπερας θελεις με τελειωσει.
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.Успокоявах се до сутринта; но той като лъв троши всичките ми кости; Между заранта и вечерта ще ме довършиш.
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.Я ждал до утра; подобно льву, Он сокрушал все кости мои; день иночь я ждал, что Ты пошлешь мне кончину.
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.שויתי עד בקר כארי כן ישבר כל עצמותי מיום עד לילה תשלימני׃
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.صرخت الى الصباح. كالاسد هكذا يهشم جميع عظامي. النهار والليل تفنيني.
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.我 使 自 己 安 靜 直 到 天 亮 . 他 像 獅 子 折 斷 我 一 切 的 骨 頭 、 從 早 到 晚 、 他 要 使 我 完 結
Sabırla bekledim sabaha kadar, RAB bir aslan gibi kırdı bütün kemiklerimi, Bir gün içinde sonumu getiriverdi.我 使 自己 安 靜直 到 天亮 . 他 像 獅子 折斷 我 一切 的 骨頭 、 從早 到 晚 、 他 要 使我 完結
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;¿Alguna vez en tu vida diste órdenes a la mañana? ¿Has mostrado a la aurora su lugar
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Ali si kdaj, odkar živiš, ukazal jutru se svitati, si li odkazal jutranji zarji mesto njeno,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Či si voľakedy za svojich dní rozkázal ránu? Či si ukázal rannej zore, kde je jej miesto,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Da quando vivi, hai mai comandato al mattino e assegnato il posto all'aurora
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;De cînd eşti, ai poruncit tu dimineţei? Ai arătat zorilor locul lor,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Depuis que tu existes, as-tu commandé au matin? As-tu montré sa place à l`aurore,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Desde que começaram os teus dias, deste tu ordem � madrugada, ou mostraste � alva o seu lugar,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Hai Ayub, pernahkah engkau barang sekali, menyuruh datang dinihari
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Har du i dine dager befalt morgenen å bryte frem, har du vist morgenrøden dens sted,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Har du i din tid bjudit dagen att gry eller anvisat åt morgonrodnaden dess plats,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Har du nogen Sinde kaldt Morgenen frem, ladet Morgenrøden vide sit Sted,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Hast du bei deiner Zeit dem Morgen geboten und der Morgenröte ihren Ort gezeigt,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Hebt u ooit een nieuwe morgen opgeroepen en de zonsopgang in het oosten laten verschijnen?
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Izażeś za dni twoich rozkazywał świtaniu, i ukazałeś zorzy miejsce jej?
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;네가 나던 날부터 아침을 명하였었느냐 새벽으로 그 처소를 알게 하여
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Oletko eläissäsi käskenyt päivän koittaa tahi osoittanut aamuruskolle paikkansa,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Parancsoltál-é a reggelnek, a mióta megvagy? Kimutattad-é a hajnalnak a helyét?
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Từ khi ngươi sanh , ngươi há có sai_khiến buổi_sáng , Và phân_định chỗ cho hừng đông ,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Từ khi ngươi sanh, ngươi há có sai khiến buổi sáng, Và phân định chỗ cho hừng đông,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Zdaž jsi kdy za dnů svých rozkázal jitru? Ukázal-lis záři jitřní místo její,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Προσεταξας συ την πρωιαν επι των ημερων σου; εδειξας εις την αυγην τον τοπον αυτης,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Давал ли ты когда в жизни своей приказания утру и указывал ли заре место ее,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Откак започнаха дните ти заповядал ли си ти на утрото И показал на зората мястото й,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;המימיך צוית בקר ידעתה שחר מקמו׃
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;هل في ايامك امرت الصبح. هل عرّفت الفجر موضعه
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;你 自 生 以 來 、 曾 命 定 晨 光 、 使 清 晨 的 日 光 知 道 本 位
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;你 自生 以來 、 曾 命定 晨光 、 使 清晨 的 日光 知道 本位
Şimdi sabaha kadar hiç kimse bir daha Gregor gireceği belli oldu.Acum era sigur că nimeni nu va veni în orice Gregor mai mult, pana dimineata.
Şimdi sabaha kadar hiç kimse bir daha Gregor gireceği belli oldu.Agora ele estava certo de que ninguém iria entrar em Gregor mais até a manhã.
Şimdi sabaha kadar hiç kimse bir daha Gregor gireceği belli oldu.Ahora estaba seguro de que nadie vendría a Gregor más hasta la mañana.
Şimdi sabaha kadar hiç kimse bir daha Gregor gireceği belli oldu.Bây giờ nó chắc chắn rằng không ai có thể đi vào Gregor nữa cho đến khi buổi sáng.