sabırsız ile cümle
sabırsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Onlar öğle yemekleri için sabırsızlar.Ils attendent impatiemment le déjeuner.
Baba bugün sabırsız ruh halindeydi.Papa ne tient pas en place, aujourd'hui.
Sonucunu öğrenmek için sabırsızlanıyor.Il est impatient de connaître le résultat.
Sabırsızlıkla gelecek tatilleri bekliyoruz.Nous attendons les prochaines vacances d'été avec impatience.
Tom sabırsız görünüyor.Tom a l'air impatient.
Tom sabırsız.Tom est impatient.
Sonuçları görmek için sabırsızdım.J'étais impatient de voir les résultats.
Sonuçları görmeye sabırsızlanmıştım.J'étais impatient de voir les résultats.
Philip sabırsızlanıyordu.Simon s'impatiente.
Çalışmak için sabırsızlanıyorum.Je suis prêt à travailler.
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Ne vois-tu pas que j’essaye de pousser ces chevaux hors de la route !»
Tom sabırsız, değil mi?Tom es un impaciente, ¿verdad?
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.Muy buena para atacar a grupos delante de nosotros.
Çok huysuzdur ve sabırsızdır.Es muy energético e impaciente.
Çalışmak için sabırsızlanıyorum.Incapacidad para trabajar.
Sevgililer günü için sabırsızlanıyorum!Non vedo l'ora che arrivi il giorno di San Valentino!
Onun hediyesini sabırsızlıkla bekliyorum.Sto aspettando con impazienza il suo regalo.
Doğum günü partisini sabırsızlıkla bekliyor.Sta aspettando con impazienza la sua festa di compleanno.
Yeni romanını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.Non vedo l'ora di leggere il tuo nuovo romanzo.
Üniversiteye gitmek için sabırsızlanıyorum.Non vedo l'ora di andare all'università.
Seninle tanıştığımı Tom'a söylemek için sabırsızlanıyorum.Non vedo l'ora di dire a Tom che ti ho incontrato.
Tom seni görmek için çok sabırsızlanıyor.Tom è impaziente di vederti.
Luke Skywalker, eğitimini sona erdirmek için sabırsızlanmaktadır.Vi si reca Luke Skywalker per completare il suo addestramento nel 3 ABY.
Bu müziği dünyadaki izleyicilerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. dedi.La musica è stata scritta per emozionare profondamente l'ascoltatore».
Ama Pietro gayet ihtiraslı ve pek sabırsız kişi idi.Thomas era frugale e assai diligente.
Tatoeba'nın yeni sürümünü sabırsızlıkla bekliyorum.Я с нетерпением жду новую версию Татоэбы.
Ben onun için sabırsızlanıyorum.Я с нетерпением жду этого.
Onun hediyesini sabırsızlıkla bekliyorum.Жду его подарка с нетерпением.
Sizi görmek için sabırsızlanıyoruz.Мы с нетерпением ждём встречи с вами.
Sabırsızlanmaya başladım.Я начал проявлять нетерпение.
Otobüs bekleyen insanlar sabırsız görünüyordu.Люди, ожидавшие автобуса, выглядели нетерпеливыми.
Çalışmak için sabırsızlanıyorum.Жду студийку с нетерпением.
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.Заступался перед карателями за своих прихожан.
Çok huysuzdur ve sabırsızdır.Очень импульсивный и нетерпеливый.
Bu müziği dünyadaki izleyicilerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. dedi.Эта музыка написана для того, чтобы глубоко проникнуть в слушателя».
Pink turneyle ilgili "Tekrar yollara dönmek için sabırsızlanıyorum.Фронтмен THERION: «Мы больше никогда не поедем в турне по США» (рус.)
Bayern Münih'in internet sitesindeki profilinde "sabırsız, disiplinli, hırslı" gibi ifadeler yer almaktadır.وقد اشهرت الصفحة الشخصية لبايرن ميونخ على مواقع الانترنت بعبارات مثل "قلة الصبر، التأديب، الجشع".
Philip sabırsızlanıyordu.كان فيليب مقتنعا بسهولة.
Sabırsız biridir.رجل طموح.
Seni görmek için sabırsızlanıyorلا يطيق صبرا ليراك.
Sabırsız biridir.É impaciente.
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Eu não tinha hábitos saudáveis, minha pele era péssima e eu via pelos crescendo no meu rosto!”
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.Ele está tentando ficar um passo à frente de seus adversários..
Pink turneyle ilgili "Tekrar yollara dönmek için sabırsızlanıyorum.«De volta à Espanha, Raulzinho não lamenta: 'Não posso pular etapas'».
Çok sabırsız birisidir.Hij kan erg ongeduldig zijn.
Sabırsızlıkla yanıtınızı bekliyorum ve hiçbir hukuksal davanın gerekli olmayacağını umuyorum.Daarvoor was geen proces nodig en er was ook geen mogelijkheid voorzien voor een juridisch verweer.
Bayan Sabırsız Tütü'nün öğrencisidir.Zij is een student van Maito Gai.
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Ik voel ik ben daertoe niet bekwaem. 't Hooft loopt mij om."
O, oğlunu görmek için sabırsızlanıyordu.Hij was ongeduldig om zijn zoon te zien.
Onu sabırsızlıkla bekliyorum.Ik kijk er naar uit.
Orada olmak için sabırsızlanıyor.Hij kan niet wachten om er te zijn.
Sabırsızlanmaya başladılar.Ze begonnen ongeduldig te worden.
Philip sabırsızlanıyordu.Filip był przytomny.
Sabırsız biridir.Dosyć niecierpliwa.
Çok huysuzdur ve sabırsızdır.Jest porywczy i niecierpliwy.
Liam Payne: "Klip çok eğlenceli oldu. Görmeniz için sabırsızlanıyorum ."Cytat: „G-Man: Doktorze Freemanie, zapewne myślisz, że twoja wizyta jest dla mnie niespodzianką.
Ama Pietro gayet ihtiraslı ve pek sabırsız kişi idi.Niezależnie od tego Luciano był i pozostał człowiekiem bardzo majętnym.
Pink turneyle ilgili "Tekrar yollara dönmek için sabırsızlanıyorum.W międzyczasie Kruk wyrusza w trasę koncertową ”It Will Not Come Back Tour”.
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.Podczas swojej przygody napotykają na swoich poprzedników.
Çok huysuzdur ve sabırsızdır.Kan vara provocerande och otålig.