sabırsız ile cümle
sabırsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom sabırsız, ama Mary değil.Tom is impatient, but Mary isn't.
Tom sabırsız değil ama Mary öyle.Tom isn't impatient, but Mary is.
Tom sabırsızdı ama Mary değildi.Tom was patient, but Mary wasn't.
Mezun olmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to graduate.
Tom çok sabırsız hale geldi.Tom became very impatient.
Tom'un göründüğü kadar sabırsız görünmüyorsun.You don't seem to be as impatient as Tom seems to be.
Tom'un bu kadar sabırsız olacağını düşünmedim.I didn't think Tom would be so impatient.
Tom çok sabırsız görünüyordu.Tom seemed to be very impatient.
Sami sabırsızlanıyor.Sami couldn't wait.
Sami o konuyu Leyla'ya anlatmak için sabırsızlanıyor.Sami can't wait to tell Layla about that.
Tom, Mary'yi görmek için sabırsızlanıyordu.Tom couldn't wait to see Mary.
Tom, Mary'yi görmek gitmek için sabırsızlanıyordu.Tom couldn't wait to go see Mary.
Tom emeklilik için sabırsızlıkla bekliyor.Tom is looking forward to retirement.
Niye hep böyle sabırsızsın?Why are you always so impatient?
Tom'la ava çıkmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to go hunting with Tom.
Tom'un Cadılar bayramı kostümünü görmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to see Tom's Halloween costume.
Tom ve Mary sabırsız görünüyordu.It seemed Tom and Mary were impatient.
Tom ve Mary'nin sabırsız görünüyordu.It seemed that Tom and Mary were impatient.
Gelecek hafta için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to next week.
Tom Mary kadar sabırsız değil, değil mi?Tom isn't as impatient as Mary, is he?
om, Mary kadar sabırsız değil, değil mi?Tom isn't as impatient as Mary is, is he?
Bunu yapmak için sabırsızlanıyor musunuz?Are you looking forward to doing that?
Tom ve Mary sabırsız.Tom and Mary are impatient.
Tom senden haber almak için sabırsızlanıyor.Tom is looking forward to hearing from you.
Tom bunu yapmak için sabırsız, değil mi?Tom is impatient to do that, isn't he?
Tom sabırsızlanıyor, değil mi?Tom is growing impatient, isn't he?
Onun karşısına çıkmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to face him.
Sabırsızlanacak pek bir şey yok.There's not much to look forward to.
İşe dönmeye sabırsızlanıyorum.I can't wait to get back to work.
Üçüncü sezonu izlemek için sabırsızlanıyorum!I can't wait to watch season 3!
Anne-babamın yakamdan düşmesini sabırsızlıkla bekliyorum.I can't wait for my parents to get off my back.
William'ın ünlü tarifini denemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to try William's famous recipe.
"Yeni sarkilarimi bir an once paylasmak icin sabirsizim"."Yeni sarkilarimi bir an once paylasmak icin sabirsizim".
Scipio halen yaralarını tedavi ediyor ama Sempronius ise “Sabırsız ve dik kafalı” idi.Scipio was still recovering from his wounds but Sempronius was "impetuous and headstrong".
Flaminius, aynı Sempronius gibi sabırsız, aşırı güven ve kendini kontrol etme eksikliği içindeydi.Flaminius, like Sempronius, was impetuous, overconfident, and lacking in self-control.
Gizemli güçlere sahip olmak için sabırsızlanan Reoch, ne yapacağını söylemesi için ona bastırır.Keen to possess mystical powers, Reoch pressed him to tell her what to do.
Cüceler huysuz, sinirli ve sabırsızdır.They become distracted, irritable, impatient.
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.Hard to take in front of my family.
Pink turneyle ilgili "Tekrar yollara dönmek için sabırsızlanıyorum.Pink stated, "I'm so excited to get back on the road.
Çalışmak için sabırsızlanıyorum.I'm ready to work.
Torres gelecek sezon oynamak için sabırsızlandığını söyledi.Keats found out he was Ineligible to play on the season opening match.
Sabırsız ve sportif bir kızdır.He is a handsome and charming sportsman.
Bu müziği dünyadaki izleyicilerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. dedi.I can’t wait to share the project with the viewers."
Sabırsızlıkla yanıtınızı bekliyorum ve hiçbir hukuksal davanın gerekli olmayacağını umuyorum.The legal complaint however failed and it is unlikely that a second attempt will be made.
Bu parçayı, sizinle online seminerde tartışmak için sabırsızlanıyorum.I look forward to discussing it with you in the online seminar.
Ve ben elbiselerini parçalayıp seni yatağa atmak için sabırsızlanıyorum.And I can't wait to tear your clothes off and get you back to bed.
Birçok sabırsız su ve hava kalitesine ilişkin çok endişeliler.Many impatients are very concerned for water quality and air quality.
Avrupa enerjik ajan. Holmes yavaşça açtı gözlerini baktı sabırsızlıkla onun devasa istemcide.Holmes slowly reopened his eyes and looked impatiently at his gigantic client.
Biraz aşırı sabırsızlık tüm berbat edebilir. "A little over-precipitance may ruin all."
Bütün sabırsızlık gitmiş olması duyuyorum. "I am all impatience to be gone."
Önümüzdeki günlerde, birçoğunuzla bizzat zaman geçirmeye sabırsızlanıyorum.In the days ahead, I'll look forward to spending time with many of you personally.
Dünyadaki en sabırsız insanlardan bir olabilirim.I might be one of the most impatient people in the world.
Biz TEDcilerin bu krizle ilgili ne yapacağını görmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to see what we TEDsters do about this crisis.
Eminim ata binmeye sabırsızlanıyorsunuzdur.I bet you can't wait to get on with it.
İçimde yaşayan... ...bebeğimi karşılamak için... ...sabırsızlanıyorum.I can't wait ... ...to meet this living baby... ...inside me.
Yabancı, şapka, mont, eldiven ve ambalajında boğuk karşılamak için sabırsızlıkla çıktıThe stranger, muffled in hat, coat, gloves, and wrapper, came out impatiently to meet
Böylece, sabırsız bayım eleştirilmiştir olması sizin için gerek yoktur.There is no need for you to be so confounded impatient, mister.
Şehri gezmeyi ve ilk spor rozetimi almak için sabırsızlanıyorum.-I can't wait to travel to the city and get my first gym badge.
Onları duymak için sabırsızlanıyorum.And I can't wait to hear about what they are.
Sabırsızlıkla bekliyorum, tüm konferans 1 saat sürecek ve harika olacakI'm really looking forward to it. The entire conference will be an hour long. It'll be great.