sabırsız ile cümle

sabırsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'la tanışmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to meet Tom.
Tom'a onunla görüşmeyi sabırsızlıkla beklediğimi söyle.Tell Tom I'm looking forward to meeting him.
Ben yine kendi yatağımda uyumak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to sleep in my own bed again.
Tom Mary ile konuşmak için sabırsızlanıyor.Tom can't wait to talk to Mary.
Bence Tom biraz fazla sabırsız.I think Tom is a bit too impatient.
Herkese söylemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to tell everybody.
İyi haberi Tom'a söylemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to tell Tom the good news.
Biz sabırsızlıkla sevgili arkadaşımızın gelişini bekliyoruz.We are awaiting impatiently the arrival of our dear friend.
Ben haberi duymak için çok sabırsızım.I am very impatient to hear the news.
Bu sabırsızlıkla beklenecek bir şey.That's something to look forward to.
Seni görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.We're all looking forward to seeing you.
Onun için sabırsızlanıyoruz.We're looking forward to it.
Tom sabırsızdı.Tom was impatient.
Seni tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to see you again.
Sen sabırsızsın, değil mi?You're impatient, aren't you?
Tom seni görmek için çok sabırsızlanıyor.Tom is dying to see you.
Tom çok sabırsız, değil mi?Tom is very impatient, isn't he?
Tom sabırsız, değil mi?Tom is impatient, isn't he?
Tom çok sabırsız, sinirli bir kişi.Tom's a very impatient, angry person.
Tom eve dönmek için sabırsızlanıyordu.Tom couldn't wait to get back home.
Tom çok sabırsız.Tom is very impatient.
Tom son derece sabırsız.Tom is extremely impatient.
Tom sabırsızlıkla kornaya bastı.Tom honked the horn impatiently.
Tom Mary ile sabırsızlanıyor.Tom is getting impatient with Mary.
Tom Mary kadar sabırsız değil.Tom isn't as impatient as Mary.
Tom, Mary'ye harika haberi söylemek için sabırsızlanıyordu.Tom couldn't wait to tell Mary the great news.
Tom seninle gitmek için sabırsızlanıyor.Tom is anxious to go with you.
Tom seni görmeyi sabırsızlıkla bekliyor.Tom is looking forward to seeing you.
Tom sizinle tanışmak için sabırsızlanıyorTom is anxious to meet you.
Tom biraz sabırsızlanıyor.Tom is getting a little impatient.
Okula gitmek için sabırsızlanıyorum.I just can't wait to go to school.
Sana sarılmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to hug you.
Bu kızla tanışmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to meet this girl.
Üniversiteye gitmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to go to college.
Onların yüzlerini görmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to see their faces.
Tom bunu kesinlikle sabırsızlıkla beklemiyor.Tom is definitely not looking forward to this.
Bunu sabırsızlıkla bekliyordum.I was so looking forward to that.
Tom sabırsız görünüyordu.Tom looked impatient.
Tom kendini gittikçe sabırsız hissetti.Tom felt himself growing impatient.
Tom bu anı sabırsızlıkla beklemiyor.Tom hasn't been looking forward to this moment.
Sessiz bir gün için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm kind of looking forward to a quiet day.
Tom biraz sabırsız görünüyordu.Tom seemed a little impatient.
Ölmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to die.
Oraya gitmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to get there.
Sabırsız olmaya başladım.I started to become impatient.
Eve geri gitmek için sabırsızlanıyoruz.We look forward to getting back home.
Gitmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to go.
Bitirmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to finish.
Sana tekrar sarılmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to hug you again.
Sesini duymak için sabırsızlanıyorum, Tom.I can't wait to hear your voice, Tom.
Birlikte sabah kahvaltısı yiyeceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to the day that we eat breakfast together.
Onlara söylemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to tell them.
Ona söylemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to tell him.
Onlarla buluşmayı sabırsızlıkla bekliyorum.I look forward to meeting them.
Onunla buluşmayı sabırsızlıkla bekliyorum.I look forward to meeting him.
Seninle tanıştığımı Tom'a söylemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to tell Tom that I met you.
Arkadaşlarımla tanışman için sabırsızlanıyorum.I can't wait for you to meet my friends.
Onu yemek için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm dying to eat it.
Tom her sabah işe gitmek için sabırsızlanıyor.Tom looks forward to going to work every morning.
Herkes onu sabırsızlıkla bekliyor.Everyone's looking forward to it.

İlgili Sayfalar