sabır ile cümle
sabır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Size karşı son derece sabırlı davranmaktayım.I've been very patient with you.
Sadece daha sabırlı olacağını düşündüm.I just thought you'd be more patient.
Yeni romanını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.I look forward to reading your new novel.
Tom sabırsız ve huzursuzdu.Tom was impatient and restless.
Çocuklar genellikle sabırsız ve tez canlı.Children are often impatient and restless.
Tom Mary'yi beklerken sabırsızlandı.Tom got impatient waiting for Mary.
Sürücü öğretmenim daha sabırlı olmam gerektiğini söylüyor.My driving instructor says that I need to be more patient.
O nazik ve sabırlı.She's gentle and patient.
Tom'un yıllık ziyaretini her zaman sabırsızlıkla bekleriz.We always look forward to Tom's annual visit.
O beni sabırla ve çok dikkatle dinledi.She listened to me patiently and very attentively.
O beni sabırla ve çok dikkatli olarak dinledi.She listened to me patiently and very carefully.
Fırsatı sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to the opportunity.
Boston'a gitmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to going to Boston.
Bunu sabırsızlıkla beklemiyorum.I'm not looking forward to this.
Tom, Mary'yi sabırla dinledi.Tom listened to Mary patiently.
Tom ev almak için sabırsızlanıyordu.Tom couldn't wait to get home.
Tom, Mary'ye sabırlı olmasını söyledi.Tom told Mary to be patient.
Ben sabırlı bir insan değilim.I'm not a patient person.
Sabırlı olmak zorundayız.We have to be patient.
Ben sabırlı bir adam değilim.I'm not a patient man.
Ben sabırlı olacağım.I'll be patient.
Tom'la tenis oynamayı gerçekten sabırsızlıkla bekliyorum.I'm really looking forward to playing tennis with Tom.
Doğum günü partimi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm really looking forward to my birthday party.
Bugünkü toplantıyı sabırsızlıkla beklemiyorum.I'm not looking forward to today's meeting.
Bütün ihtiyacınız biraz sabır.All you need is a little patience.
Bütün ihtiyacımız biraz sabır.All we need is a little patience.
Tom sabırsızlanıyor.Tom is growing impatient.
Hadi, Tom, sabırlı ol.Come on, Tom, be patient.
Sabıra ihtiyacın var, Tom.You need patience, Tom.
Senin sorunun yeterince sabırlı olmaman.Your problem is you're not patient enough.
Sorun senin yeterince sabırlı olmaman.The problem is you're not patient enough.
Biraz sabır öğrenmen gerekiyor.You need to learn some patience.
Çok sabırlısın.You're very patient.
Lütfen benimle sabırlı olun!Please, be patient with me!
Bir dil öğrenmek istiyorsan sabırlı olmalısın. Başarı biraz zaman gerektiriyor.If you want to learn a language, you must be patient. Success requires some time.
Bir dil öğrenmek istiyorsan sabırlı olmalısın. Başarı biraz zaman gerektirir.If you want to learn a language, you must be patient. Success requires some time.
Savaşın bitmesi için sabırsızlanıyorum.I can't wait for the war to end.
Tatilimiz için sabırsızlıkla bekliyoruz.We're looking forward to our vacation.
Seni çok özledim. Seni görmek için sabırsızlanıyorum.I miss you so much. I can't wait to see you.
Bugün neyi sabırsızlıkla bekliyorsun?What are you looking forward to today?
Lütfen bana karşı sabırlı olun.Please be patient with me.
Bana karşı sabırlı olun.Have patience with me.
Tom daha sabırlı olsaydı daha iyi bir öğretmen olurdu.Tom would be a better teacher if he were more patient.
Tom sabırsızlanıyordu.Tom was getting impatient.
Bir çocuk yetiştirmek sabır gerektirir.Raising a child demands patience.
Onlar sabırsız.They are impatient.
O sabırsız.She's impatient.
O sabırsızdır.He's impatient.
Onu görmek için sabırsızlanıyordum.I can't wait to see her.
Tom'la yine buluşmayı sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to meeting Tom again.
Sabırsız olmayın!Don't be impatient!
Yarın için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to tomorrow.
Yarını sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to tomorrow.
Tom üç saattir lobide sabırla bekliyor.Tom has been waiting patiently in the lobby for three hours.
Tom her zaman olduğu kadar sabırsız.Tom is as impatient as ever.
Tom durumu sabırla Mary'ye açıklamaya çalıştı.Tom patiently tried to explain the situation to Mary.
Tom Mary'yi beklerken sandalyesinde sabırla oturdu.Tom sat patiently in his chair, waiting for Mary.
Tom sabırla üç saat bekledi, sonra gitti.Tom waited patiently for three hours, then left.
Mary sabırla arabada beklerken Tom bankaya gitti.Tom went into the bank while Mary waited patiently in the car.
Bu zaman, para ve sabır alacak.This will take time, money and patience.
İlgili Sayfalar