sabır ile cümle

sabır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ancak sen biraz sabırlı ol.U moet vooral geduld hebben.
Çok sabırsız birisidir.Hij kan erg ongeduldig zijn.
Saint Bernard yavaş hareket eden, sabırlı ve itaatkar bir köpektir.De sint-bernard is een imposante, maar rustige hond.
Oscar'ın aksine sakin ve sabırlı bir kişiliğe sahiptir.De Javapony heeft over het algemeen een rustig en geduldig karakter.
Sabırsızlıkla yanıtınızı bekliyorum ve hiçbir hukuksal davanın gerekli olmayacağını umuyorum.Daarvoor was geen proces nodig en er was ook geen mogelijkheid voorzien voor een juridisch verweer.
İntikam almak için sabırla bekler.Waarna David wraak wil nemen.
Bayan Sabırsız Tütü'nün öğrencisidir.Zij is een student van Maito Gai.
Sabırlı olun.Ongeduldig wachten.
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Ik voel ik ben daertoe niet bekwaem. 't Hooft loopt mij om."
Sabırlı olun lütfen. Bu zaman alır.Wees geduldig alsjeblief, dat heeft tijd nodig.
O, oğlunu görmek için sabırsızlanıyordu.Hij was ongeduldig om zijn zoon te zien.
Onu sabırsızlıkla bekliyorum.Ik kijk er naar uit.
Allah'ım bana sabır ver!God geef me geduld!
Orada olmak için sabırsızlanıyor.Hij kan niet wachten om er te zijn.
Sabırsızlanmaya başladılar.Ze begonnen ongeduldig te worden.
Philip sabırsızlanıyordu.Filip był przytomny.
Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin.Byłeś względem mnie niesamowicie cierpliwy i niewiarygodnie dobry.
Sabırsız biridir.Dosyć niecierpliwa.
Çok huysuzdur ve sabırsızdır.Jest porywczy i niecierpliwy.
Hüseyin bin Ali dedi ki: Amca, Allah'tan sabır ve galibiyet dile.Ben Gurion powiedział wówczas: „To jest nasza ojczyzna; to nie jest pasaż ptaków, do którego się wraca.
Liam Payne: "Klip çok eğlenceli oldu. Görmeniz için sabırsızlanıyorum ."Cytat: „G-Man: Doktorze Freemanie, zapewne myślisz, że twoja wizyta jest dla mnie niespodzianką.
Bonsai yetiştirmek biraz bahçecilik bilgisi ve sabır gerektirir.Wytwarzanie sake wymaga wiedzy, dokładności i cierpliwości.
Ama Pietro gayet ihtiraslı ve pek sabırsız kişi idi.Niezależnie od tego Luciano był i pozostał człowiekiem bardzo majętnym.
Ama biz sabırlıyız.Straciłem cierpliwość!
Pink turneyle ilgili "Tekrar yollara dönmek için sabırsızlanıyorum.W międzyczasie Kruk wyrusza w trasę koncertową ”It Will Not Come Back Tour”.
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.Podczas swojej przygody napotykają na swoich poprzedników.
Sabırlı olun.Ha tålamod.
Eyyub'dan Kur'an'da dört yerde bahsedilir ve sabır örneği olarak takdim edilir.Quraysh (arabiska: سورة قريش) är den etthundrasjätte suran (kapitlet) i Koranen med 4 ayat (verser).
Hüseyin bin Ali dedi ki: Amca, Allah'tan sabır ve galibiyet dile.Uppsala: Bahá'í-förlaget AB: "O, ni Guds älskade!
Çok huysuzdur ve sabırsızdır.Kan vara provocerande och otålig.
Bonsai yetiştirmek biraz bahçecilik bilgisi ve sabır gerektirir.Att sköta en bonsai kräver både kunskap och omsorg.
Güler, Sabır.Tår och skratt.
Gürültücü bir köpektir ve tuvalet eğitimi biraz sabır isteyebilir.Det är en ganska självständig hund som kräver en del tålamod vid träning.
Ve sabırlı ol, zira sabır cömertlik demektir.För andra betydelser, se Dobromir.
Richard ise eğer bunu gerçekten yapmak istiyorsa çok sabırlı olması gerektiğini söyler.Річард обіцяв, що це може статися, якщо він буде дуже терплячим.
İntikam almak için sabırla bekler.Пацієнтка вирішує помститися.
Sabırlı olun.Набратися терпіння.
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.Знважливо ставиться до своїх помічників.
Ancak sen biraz sabırlı ol.Будьте видержливі та терпеливі.
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Я слухав, притаївши дух; волосся у мене піднялося дибом!
Ve sabırlı ol, zira sabır cömertlik demektir.Терпеливість стоїть природно за доброчесністю і смиренням.
Güler, Sabır.Розсмішити, шокувати?
Tom sabırsız.Том нетерплячий.
Tom gerçekten sabırlı, değil mi?Том дуже терпеливий, чи не так?
O sabırsız.Вона нетерпляча.
O sabırsız.Він нетерплячий.
Ben çok sabırlıydım.Я була дуже терпляча.
Sabırlı olun.Zachovávej míru.
Sabırlı ve oyuncu olması nedeniyle çocuklarla iyi anlaşırlar.Pro svou trpělivost a toleranci je skvělým společníkem pro děti.
Toprağın altındaki ölüler diyarı Babil Kralı'nı karşılamak için sabırsızlanıyor.Komnenos obsadil území na jihu země pod záminkou, že na jeho dvoře žije králův bratr Béla.
Sabırlıdırlar ve beklemeyi bilirler.Hasiči to vidí a jsou nadšeni.
Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin.Ai fost foarte răbdător cu mine și incredibil de bun.
Ama biz sabırlıyız.El trebuie să fie răbdător.
Ümit Nazlı Boyner: "Berkin Elvan ailesine ve tüm sevenlerine sabır diliyorum.Salutare toată lumea ~ ~ fetele din Belarus interesante.
Ağabeyim filmi önceden görmüştü, yemekte bize öyle bir anlattı ki, ben de görmek için felaket sabırsızlandım.Și el, și mama mea m-au înțeles foarte bine atunci când, foarte de timpuriu, am optat pentru Arte.
Öfkesine rağmen, sabırla beni dinledi.În ciuda faptului că era furios, m-a ascultat cu răbdare.
Öfkesine rağmen, sabırla beni dinledi.În ciuda faptului că era furioasă, m-a ascultat cu răbdare.
Sabırlı olun.Legyünk türelemmel.
Pink turneyle ilgili "Tekrar yollara dönmek için sabırsızlanıyorum.Pink nyilatkozata szerint: "Rendkívül izgatott vagyok, hogy újra útra kelhetek.
Sabırsızlıkla yanıtınızı bekliyorum ve hiçbir hukuksal davanın gerekli olmayacağını umuyorum.Lelkesen várom a válaszát, és remélem, nem kell lépéseket tennünk.
İlgili Sayfalar