Ana içeriğe geç
Sözlük

saatlerinde ile cümle

saatlerinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Kurslar ücretli olup, gündüz ve akşam saatlerinde düzenlenirler.Los cursos son de pago y tienen lugar tanto por la mañana como por la tarde.
Kurslar ücretli olup, gündüz ve akşam saatlerinde düzenlenirler.Opiskelu on maksullista.
Kurslar ücretli olup, gündüz ve akşam saatlerinde düzenlenirler.Курсы платные и проводятся в дневное и вечернее время.
Kurslar ücretli olup, gündüz ve akşam saatlerinde düzenlenirler.الدورات التعليمية هي مقابل أجر. تنظم الدورات التعليمية في النهار وكذلك مساءً.
Kurslar ücretli olup, gündüz ve akşam saatlerinde düzenlenirler.الدورات التعليمية هي مقابل أجر، ويتم تنظيمها خلال النهار وفي المساء.
Kurslar ücretli olup, gündüz ve akşam saatlerinde düzenlenirler.您可报名参加万塔成人学校(Vantaan aikuisopisto)提供的各种课程, 包括外语、
MARGARET WARNER: Venezuela liderinin ölüm haberi bugün akşam saatlerinde başkan yardımcısıأتت أنباء وفاه الرئيس الفنسويلي متاخره بعد ضهر اليوم
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz?Ako môžete ísť do banky, keď ste v práci?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz? Bunun bir önemi yoktu.Comment pouviez-vous aller à la banque quand vous étiez au travail ?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz? Bunun bir önemi yoktu.¿Cómo podías ir al banco cuando estabas trabajando?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz? Bunun bir önemi yoktu.Cum poți să mergi la bancă când ești la servici?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz? Bunun bir önemi yoktu.Hoe kon je naar een bank als je aan het werk was?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz? Bunun bir önemi yoktu.Làm sao mà bạn có thể đi đến ngân hàng khi bạn đang trong giờ làm việc?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz? Bunun bir önemi yoktu.Wie kann man zur Bank gehen, wenn man arbeiten muss?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz? Bunun bir önemi yoktu.Πώς θα μπορούσες να πας στην τράπεζα όταν δούλευες; Δεν είχε σημασία.
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz? Bunun bir önemi yoktu.Как можно пойти в банк, когда ты на работе?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz? Bunun bir önemi yoktu.Як ви могли піти в банк, коли ви були на роботі?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz?Come si poteva andare in banca quando si lavorava?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz?Hur man skulle ta sig till banken när man jobbade?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz?Hvordan kunne man komme i banken mens man var på arbejde?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz?Jak można było iść do banku, kiedy było się w pracy?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz?여러분이 직장에 있는 동안
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz?איך יכולת ללכת לבנק
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz?كيف يمكنك الذهاب إلى البنك
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz?你要開工點去銀行?
Mesai saatlerinde bankaya nasıl gidersiniz?銀行に行けっていうんですか? 知ったこっちゃなかった
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Antes, naquele dia, eu tinha notado algumas contusões no seu rosto, quando ele veio da escola.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Eerder die dag had ik schrammen gezien op zijn gezicht, toen hij van school thuiskwam.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Ein paar Stunden davor hatte ich in seinem Gesicht ein paar blaue Flecken bemerkt, als er aus der Schule kam.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Ese mismo día, había notado algunos moretones en su cara cuando volvió del colegio.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Hari itu saya melihat beberapa luka di wajahnya ketika ia pulang sekolah.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Když se toho dne vrátil ze školy, všimla jsem si u něj několika modřin v obličeji.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.그 날 일찍 저는 아이가 학교에서 돌아왔을 때 얼굴에 있는 멍을 발견했습니다.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Korábban észrevettem néhány véraláfutást az arcán, amikor hazajött az iskolából.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Observasem mai devreme că avea niște zgârieturi pe față când s-a întors de la școală.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Plus tôt dans la journée, j'avais remarqué des bleus sur son visage quand il était rentré de l'école.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Quello stesso giorno, avevo notato alcuni lividi sulla sua faccia tornando da scuola.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Skôr v ten deň som si na ňom všimla modriny na jeho tváry, keď prišiel zo školy.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Tidigare samma dag såg jag blåmärken i hans ansikte när han kom hem från skolan.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Trước đó vài ngày, tôi thấy trên mặt thằng bé có vết thâm tím sau giờ tan học.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Zauważyłam, że miał posiniaczoną buzię po powrocie ze szkoły.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Νωρίτερα εκείνη τη μέρα, όταν γύρισε από το σχολείο, είχα παρατηρήσει κάτι μελανιές στο πρόσωπό του.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.А ранее в этот же день я заметила какие-то ушибы у него на лице, когда он пришел из школы.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.По-рано същия ден бях забелязала някакви синини по лицето му, когато се върна от училище.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Раніше того дня я помітила синці на його обличчі, коли він прийшов зі школи.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.מוקדם יותר באותו היום, שמתי לב למספר חבוּרוֹת על פניו כשחזר מבית הספר.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.في وقت سابق من ذلك اليوم، كنت قد لاحظت كدمات على وجهه عندما عاد من المدرسة.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.顔に傷を作って学校から帰って来ました 理由を聞いても口をつぐむばかり
Park teyzeleri, günün sabah saatlerinde çocuk bakımında yardım konusunda geçici hizmet sunmaktadırlar.Les surveillantes de parc proposent de l’aide temporaire pour la garde des enfants le matin.
Park teyzeleri, günün sabah saatlerinde çocuk bakımında yardım konusunda geçici hizmet sunmaktadırlar.Los auxiliares de parque infantil ofrecen ayuda temporal para el cuidado infantil por las mañanas.
Park teyzeleri, günün sabah saatlerinde çocuk bakımında yardım konusunda geçici hizmet sunmaktadırlar.Parktanterna erbjuder tillfällig hjälp med skötsel av barn på förmiddagar.
Park teyzeleri, günün sabah saatlerinde çocuk bakımında yardım konusunda geçici hizmet sunmaktadırlar.Puistotädit tarjoavat tilapäistä lastenhoitoapua aamupäivisin.
Park teyzeleri, günün sabah saatlerinde çocuk bakımında yardım konusunda geçici hizmet sunmaktadırlar.Тёти детских парков предлагают помощь по временному уходу за ребенком в первой половине дня.
Park teyzeleri, günün sabah saatlerinde çocuk bakımında yardım konusunda geçici hizmet sunmaktadırlar.مربيات البستان تقدم مساعدة مؤقتة في رعاية الطفل في أوقات الصباح.
Park teyzeleri, günün sabah saatlerinde çocuk bakımında yardım konusunda geçici hizmet sunmaktadırlar.赫尔辛基市里的儿童活动场里会有公园阿姨( puistotäti)。公园阿姨每日上午提供临时儿童照看服务,监护并指导儿童活动场里的孩子。公园阿姨提供的服务并非免费。
Sabahın erken saatlerinde gidecekleri yere vardılar... ...ve Juan Antonio'nun seçtiği bir otele yerleştiler.Kora reggelre elérték úticéljukat, és elmentek egy szállodába, amit Juan Antonio választott ki nekik.
Sabahın erken saatlerinde gidecekleri yere vardılar... ...ve Juan Antonio'nun seçtiği bir otele yerleştiler.Probeer het maar. 's Morgens bereikten ze hun bestemming en ze gingen naar een hotel dar hij had uitgekozen.
Sabahın erken saatlerinde gidecekleri yere vardılar... ...ve Juan Antonio'nun seçtiği bir otele yerleştiler.Tenta. Pela manhã chegaram ao destino e dirigiram-se a um Hotel... ...que Juan Antonio, escolheu para elas.
Sabahın erken saatlerinde gidecekleri yere vardılar... ...ve Juan Antonio'nun seçtiği bir otele yerleştiler.عند الصباح كانهوا قد وصلوا لمقصدهم و دخلوا لفندق كان قد اختاره خوان انطونيو
Sabahın erken saatlerinde hareket aldı.아침에 자기 출발했다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod