26 Nisan sabahının erken saatlerinde Refior, Weidling'in karargahı Bendlerblock'da kısa bir uykudan uyandı.Na manhã de 26 de abril, Refior foi acordado enquanto dormia no Quartel-general de Weidling, o Bendlerblock.
Akşamın ilerleyen saatlerinde yaklaşımımız tamamiyle değişti.No meio da noite, a nossa atitude mudou completamente.
Bu şirket ağ bağlantısından bağlantısız olan başlangıç saatleri makinelerde artırabilir.Isso pode melhorar os tempos de inicialização em máquinas que estão desconectadas da rede da empresa.
Gün ve gecenin saatleri için ve Mısır'ın idarî bölgeleri olan nomlar için tanrı grupları vardı.Havia conjuntos de deuses para as horas do dia e da noite e para cada região do Egito.
Gecenin ilerleyen saatlerinde Cesaro ve Sheamus, Kıtalararası Şampiyonluğu maçına karıştı.Mais tarde naquela noite, Cesaro e Sheamus se envolveram na luta pelo Campeonato Intercontinental.
1925 - Sürrealistlerin ilk sergisi, Paris Galerie Pierre'de gece yarısı saatlerinde ziyarete açıldı.1925 - Participa da primeira exposição dos surrealistas na Galeria Pierre em Paris.
15 Mart sabah saatlerinde Alman birlikleri hiçbir direnişle karşılaşmadan Bohemya ve Moravya'ya girdi.Em 15 de março de 1939, as tropas alemãs invadiram a Boêmia e a Morávia.
Sezyum atom saatlerinin çalışmasında da kullanılır.O isótopo também é utilizado na construção de relógios atômicos.
"Beşiktaş artık saatleri sayıyor!".«Rainha dos baixinhos tem seus dias contados».
Ertesi günü olaylar daha sabahın erken saatlerinde başladı.Depois ocorreu novamente o mesmo que tinha ocorrido durante a madrugada.
Piaget, mekanik saatlerini kendi bünyesinde tasarlar, geliştirir ve üretir.A Piaget concebe, desenvolve e produz em suas próprias instalações os movimentos mecânicos de seus relógios.
NET Foundation, o yılın ilerleyen saatlerinde Windows Live Writer'in açık kaynaklı bir çatalını ilan etti.Ainda no mesmo ano, a.NET Foundation anunciou uma fork de código aberto do Windows Live Writer.
Son saatlerinde karısı Magda Goebbels önce altı çocuğunu zehirleyerek öldürdü.No fim da guerra, Magda matou seus seis filhos com Goebbels.
Geri kalan saatlerinde uyur, yemek yer ve video oyunu oynar.Ele é viciado em videojogos e em dormir.
Meksika Ordusu, 6 Mart sabahının erken saatlerinde Alamo'ya doğru ilerledi.Nas primeiras horas da manhã do dia 6 de março, o exército mexicano avançou para o Álamo.
Müze hafta içi 9-17 saatlerinde ziyaret edilebilmektedir.Entre Abril e Setembro, o museu encontra-se aberto entre as 10 e as 17 horas.
29 Temmuz'un ilk saatlerinde ölmüştür.Ele morreu nas primeiras horas da manhã de 29 de julho de 1890.
Akşam saatlerinde ise bir anda serinlik meydana gelir.Sempre que há um problema, aparece na hora certa.
Müze, Pazartesi hariç her gün 10.00-18:00 saatlerinde ziyaretçilere açıktır.O Museu permanece aberto diariamente das 10 às 18 horas.
Pazar öğle saatlerinde gelin alınır.Aos domingos é celebrada missa ao meio-dia.
Son saatlerinizi yaşadığınızı öğrenseydiniz, hayatınızda neleri değiştirmeye çalışırdınız?Quando acabara de escapar, decidiu ter conhecimento de outra moradia, para viver com o que sobrou.
Polisler ölümün sabah 1 ve 2:45 saatleri arasında gerçekleştiğini açıkladı.Acredita-se que tenha encontrado o seu assassino por volta das 2:15 da manhã.
Her sürücünün sürüş saatleri de izlenmekte ve raporlanmaktadır.É claro que todos os monitores passam por processos de teste e verificação.
Stride ve Eddowes sabahın erken saatlerinde aynı gün öldürülmüştür.Ivan e Ieda foram levados naquela madrugada para o mesmo destino em carros distintos.
Sabah saatlerine kadar gece kulüpleri kapanmaz.Igreja Católica no cair da tarde.
Weltzeituhr (Dünya saati) dünyanın çeşitli şehrilerindeki saatleri gösteriyor.Hierop staan klokken die het uur in verschillende delen van de wereld weergeven.
Öğlen saatlerinde Longstreet, Thoroughfare Gap savaş alanına geldi ve Jackson'ın sağ kanadında yerini aldı.Rond de middag arriveerde Longstreet op het slagveld en stelde zich aan Jacksons rechterflank op.
Program hafta içi her gün 13:00-15:00 saatleri arasında yayınlanıyor.Het programma werd uitgezonden op weekdagen, tussen 13 uur en 15 uur.
Müze hafta içi 9-17 saatlerinde ziyaret edilebilmektedir.In de week is het museum open van 10 uur tot 19 uur.
Café tipi dükkânlar sabahın erken saatlerinde kapılarını açarak kahvaltı servisi yaparlar.De vele cafés daar sluiten pas in de vroege uurtjes hun deuren.
Genç kültür de çınlayan plastik Swatch saatleri tercih etmektedirler.Voor de productie van thee wordt bij voorkeur gebruikgemaakt van jonge lichtgroene bladeren.
Pazar öğle saatlerinde gelin alınır.Woensdagmiddag is het kindermiddag.
Tüm başlama saatleri yerel saatledir.Aanvangstijden wedstrijden zijn plaatselijke tijd.
Gece 23:00-02:00 saatlerinde talk-show veya sinema filmi verilir.Als voorbeeld moet men een tekenfilm niet om 22:00 uitzenden.
Günün ilerleyen saatlerinde top atışı yeniden başlamıştı.Langs het volledige front begonnen de vuurgevechten opnieuw.
Akşam saatlerine doğru protestocuların sayısı 500 ila 600 arasında bir sayıya yükseldi.De beweging had op haar hoogtepunt circa 500 tot 600 directe aanhangers.
Ertesi gün öğle saatlerinde yeniden evden çıktı.De volgende dag vertrok hij al terug naar huis.
Mekanik saatler (13 ila 14. yüzyıllar) Mekanik saatlerin ilk kez ne zaman ortaya çıktığı bilinmemektedir.Vanaf het eind van de veertiende eeuw verschijnen de eerste mechanische klokken.
O günün ilerleyen saatlerinde Dostler, 135.Hij stierf in de vroege uren van 13 oktober 54.
Polis sabah erken saatlerinde göstericilerin hazırladığı barikatları aşarak Taksim Meydanına geldi.Hij heeft gisterochtend op zijn vrije dag vrijwillig de rechtszitting tegen de kunstdieven bijgewoond.
Yatılı olan öğrenciler etüt saatlerinde çalışmalarına aralıksız devam ederler.Gedurende de TTO opleiding gaan de leerlingen één keer op werkweek naar het buitenland.
Çalışma saatleri azaltılarak işsizlik sorunu çözülmeye çalışıldı.Deze bepleit arbeidstijdverkorting als middel om de werkloosheid te bestrijden.
Ziyaret saatleri 09:00-18:00'dir.Een winkel is open van 9.00 tot 18.00 uur.
Saatlerin tümü OAZDne göre verilmiştir.Alle klokken zijn uit brons gegoten.
Geceye özgü (noktürnal) olan bu hayvanlar akşamın erken saatlerinde ortaya çıkar ve gece avlanırlar.Spośród nich tylko jeden – tortury w noc przed ukrzyżowaniem – są spoza Ewangelii.
Akşamın ilerleyen saatlerinde yaklaşımımız tamamiyle değişti.W połowie wieczoru, nasze nastawienie kompletnie się zmieniło.
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.31 marca – we Francji czas dnia roboczego, dla kobiet i dzieci, został ustawowo skrócony do 11 godzin.
Öğle saatleri olmasına rağmen hava sisliydi ve filoların büyük gemileri birbirlerini ilk başta göremediler.Mimo, że było koło południa, nad morzem zalegała mgła i główne okręty początkowo nie widziały się nawzajem.
Akşam ve gece saatlerinde ava çıkarlar.Poluje wieczorem i wczesną nocą.
Üretilen saatlerin büyük kısmı Alman ve Fransız üretimiydi.Większość czołgów była produkcji brytyjskiej i francuskiej.
Ahmet Hamdi Tanpınar romanı Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü tiyatroya uyarladı.Ahmet Hamdi Tanpinar Instytut Regulacji Zegarów, przeł.
Bununla birlikte şafakta değil öğleden sonranın geç saatlerinde ölmüş olmalıdır.Należy ją odmówić po zmroku, lecz nie później niż o północy.
Liste durumları her Cumartesi radyolarda 12:00 ilâ 14:00 saatleri arasında açıklanmaktadır.Lista jest publikowana w programie radiowym Radio Contact, w soboty od 12:00 do 14:00.
Tüm başlama saatleri yerel saatledir.Wszystkie godziny rozpoczęcia meczów według czasu lokalnego.
Sabah 06:30-08:30 saatleri arasında kahvaltı haberleri yayınlanır.Co godzinę, między 10:30 a 18:30 emitowane były wiadomości sportowe.
Dramaların çoğunluğu haftaiçleri, akşam 9:00, 10:00 veya 11:00 saatleri civarında gösterilir.Większość dram jest nadawanych w ciągu tygodnia w godzinach wieczornych około 21:00, 22:00, a nawet 23:00.
Mesai saatleri dışında da fahişelik yapmayı sürdürür.Poza pracą zawodową zajmował się numizmatyką.
Günün erken saatlerinde orada unutmuştur.Zmarł we wczesnych godzinach wieczornych.
Sabah saat dörtten önce olmamak şartıyla, gece saat on birlere kadar çalışma saatleri belirlendi.Z tego też względu zamiast o godzinie 24.00 zdał służbę dopiero rano.
Özellikle güneşin batmaya yakın saatlerinde daha da belirginleşmektedir.Wzmaga się zwłaszcza o wschodzie słońca.