Benimle öğle yemeğinde, iş saatlerinden sonra görüşemiyorsun.قلت انه لا يمكنك رؤيتي بعد الضهيرة, وبعد العمل لا يمكنك
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.A szabály, amit én már megfigyelhető, az amerikai kapitány az ipar nem csinál semmit az üzletből óra.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Co do zasady, z tego co zauważyłem, że amerykański kapitan przemysłu nie robi coś z godzinami pracy.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.원칙적으로, 내가 관찰한 바로는, 업계의 미국 선장은하지 않습니다 영업 시간 밖으로 아무것도.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Kot pravilo, od kar sem ugotovili, kapetan ameriške industrije ne naredi karkoli izven delovnega časa.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Pääsääntöisesti mitä olen todennut, amerikkalainen kapteeni teollisuus ei tee mitään pois aukioloaikoina.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Platí pravidlo, podľa toho čo som pozoroval, americký kapitán priemyslu nerobí niečo mimo pracovnú dobu.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Som regel, fra hvad jeg har observeret gør den amerikanske kaptajn for industrien ikke noget ud af kontortid.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Zpravidla se z toho, co jsem pozoroval, americký kapitán průmyslu nedělá něco mimo pracovní dobu.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.وكقاعدة عامة ، من ما كنت لاحظت ، القبطان الأمريكي للصناعة لا تفعل أي شيء خارج ساعات العمل.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.営業時間外は何も。 彼は猫を出すと夜のオフィスをロックしたときに、彼は単に再発
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"A já jsem řekl: "Dobrá, ale co hry a přestávky?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"Dan kami berkata, "Bagaimana dengan bermain dan istirahat?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?""e leitura 5 vezes por dia", etc. E nós dissemos: "E as brincadeiras e o intervalo?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"E noi, "E quando c'è l'intervallo, quando giocano?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"És azt kérdeztük: "Mikor lesz szünet és játék?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"Il n'y aura pas un seul instant dans l'emploi du temps. " (Rires)
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"우리가 "놀이와 휴식은요?"라고 물었더니,
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"Powiedzieliśmy: - No dobrze, ale co z zabawą i przerwami?
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"Și am spus: "Dar joaca și pauzele?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"Und wir fragten, "Na gut, aber wie geht es mit Spielen und Schulpausen?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"Wij zeiden: "En de speeltijd, de ontspanning?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"Y nosotros dijimos: "Bien, ¿y qué hay del juego y el recreo?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"Ρώτησα: "Πότε θα παίζει και θα έχει ελεύθερο χρόνο;"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"І я запитав, "А як у вас з іграми та перервами?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"Мы спрашиваем: "А что у вас с играми и переменами?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"Ние попитахме, "А колко пъти седмично са отделени за игра и почивка?"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"וקריאה חמש פעמים ביום וכל זה.
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"وقلنا لهم،" حسنا، ماذا عن اللعب والعطلات؟"
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"彼らの答えは 「は? そんな時間は時間割に全くありません」
Biz de dedik ki, "Peki ya oyun saatleri ve teneffüsler?"跟著我哋問:"咁啲學生玩幾耐啊?"
Brezilyalı şirket Semco Group, kendi iş saatlerini ve hatta ücretlerini belirlemeyi çalışanlarına bırakıyor.Brasilialainen yhtiö Semco Group antaa työntekijöidensä asettaa itse omat työajat ja jopa palkkansa.
Brezilyalı şirket Semco Group, kendi iş saatlerini ve hatta ücretlerini belirlemeyi çalışanlarına bırakıyor.Brazylijska firma Semco Group i jej słynne: "Niech pracownicy sami ułożą swój harmonogram i określą zarobki".
Brezilyalı şirket Semco Group, kendi iş saatlerini ve hatta ücretlerini belirlemeyi çalışanlarına bırakıyor.브라질 회사인 셈코 그룹은 종업원들이 자신의 업무와 일정, 심지어 급여까지 정할 수 있게한 것으로 유명합니다.
Brezilyalı şirket Semco Group, kendi iş saatlerini ve hatta ücretlerini belirlemeyi çalışanlarına bırakıyor.החברה הברזילאית "Semco group" מפורסמת בכך שהיא נותנת לעובדים לקבוע את זמני המשמרות שלהם ואפילו את משכורתם.
Brezilyalı şirket Semco Group, kendi iş saatlerini ve hatta ücretlerini belirlemeyi çalışanlarına bırakıyor.الشركة البرازيلية مجموعة سيمكو تتيح لموظفيها تعيين جداول العمل الخاصة بهم وحتى رواتبهم.
Brezilyalı şirket Semco Group, kendi iş saatlerini ve hatta ücretlerini belirlemeyi çalışanlarına bırakıyor.社員に仕事のスケジュールや 給料まで 決めさせることで 知られています Huluや Netflixの オープン休暇制度では
Bu da bir sonraki günün öğle saatlerine denk geliyorDet er kl. 12 næste dag.
Bu da bir sonraki günün öğle saatlerine denk geliyorÉ meio-dia no dia seguinte.
Bu da bir sonraki günün öğle saatlerine denk geliyorEso es mediodía del día siguiente.
Bu da bir sonraki günün öğle saatlerine denk geliyorТова е на обяд на следващия ден.
Bu da bir sonraki günün öğle saatlerine denk geliyorЦе полудень наступного дня.
Bu da bir sonraki günün öğle saatlerine denk geliyorاي في ظهيرة اليوم التالي
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Chẳng gì có thể bảo đảm mọi người lãng phí hàng tiếng đồng hồ với họ.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Er is nooit iets gebeurd dat rechtvaardigt dat mensen de tijd nemen om bij hen te zijn.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Es gibt nichts, was rechtfertigt, die wertvolle Zeit des Publikums zu vergeuden.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.귀중한 시간을 자리에 앉아 허비할 이유가 전혀 없습니다.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Neexistuje nic, co by ospravedlnilo lidem čas strávený s nimi.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Nie ma nic co by usprawiedliwiało, że ludzie poświęcili tyle cennego czasu, żeby przyjść na ten wywiad.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.No hay algo que justifique el que la gente tome buenas horas de su día para estar con ellos.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Non capita mai niente che giustifica che la gente dedichi qualche ora per stare con loro.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Δεν υπάρχει τίποτα που να δικαιολογεί γιατί οι άνθρωποι να κάθονται για ώρες μαζί τους.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.И тогда за все интервью не происходит ровно ничего, что бы оправдало время, потраченное зрителями.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Никога не се случва нищо, което да оправдае хората, отделящи часове от деня, за да бъдат с тях.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.אין שום דבר שקורה ומצדיק לקחת שעות יקרות מהיום להיות איתם.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.فهم لا يعطون انجازاتهم حقها رغم ان الناس تصرف ساعات قيمة من وقتها لكي يستمعوا إليهم.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.時間を割いて集まりはしないのですから ウィリアム・L・シャイラーのインタビューが 私の最悪の経験でした
Bu , gündeki saatleri değiştirdi.1日が10時間、1時間は100分
Bu , gündeki saatleri değiştirdi.E in realtà, è cambiato il numero di ore al giorno.
Bu , gündeki saatleri değiştirdi.E na verdade, ele mudou o número de horas no dia.