Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.만약 아이가 8시 반에 기저귀를 더럽힌다고 해도 몇시간 동안 기다릴 수밖에 없습니다
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Als een kind zijn luier bevuilt om 8u30, zal het enkele uren moeten wachten voor het verschoond kan worden.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Dacă un copil îşi murdărea scutecul la 8:30, trebuia să aştepte mai multe ore până să fie schimbat din nou.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Ha egy gyerek a pelenkába piszkít 8:30-kor, várnia kell több órán keresztül, amíg újra tisztába teszik.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Jeśli któreś narobiło w pieluchę o 8:30, musiało czekać kilka godzin na następne przewijanie.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Jika ada anak yang popoknya kotor pada jam 8.30, dia harus menunggu beberapa jam sebelum popoknya diganti.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Pokud si dítě v 8:30 ušpiní plenku, musí čekat několik hodin, než mu ji někdo vymění.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Se uma criança sujar a fralda às 8h30, terá que esperar várias horas até ser trocada novamente.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Se un bambino sporca il pannolino alle 8.30 dovrà aspettare diverse ore prima di essere cambiato.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Si uno ensucia su pañal a las 8:30, tendrá que esperar varias horas a que lo cambien.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Wenn ein Kind seine Windel um 8:30 beschmutzt, muss es einige Stunden warten, bis sie gewechselt werden kann.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Если ребёнок марает пелёнку в 8:30, ему придётся ждать несколько часов до следующей процедуры замены пелёнок.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.Якщо дитина забруднить підгузник о 8:30, їй доведеться чекати кілька годин, поки його поміняють.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.אם ילד ילכלך את החיתול בשעה 8.30, הוא יצטרך לחכות שעות אחדות עד שיחליפו לו שוב.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.و إذا قام طفل بتوسيخ حفاضته في الساعة 8:30، عليه أن ينتظر عدة ساعات حتى يتم تغيير حفاضته مرة أخرى.
Bir çocuk altına 8.30'da kirletse saatlerce altının temizlenmesi için bekliyordu.取り替えてもらうまでに 数時間待たねばなりません 子どもが他の人間と 触れ合う時間は
Birimleri de göz önünde bulundurursak saatler de sadeleşir.3000 ÷ 6 = 500, 6 ÷ 6 = 1 입니다
Birimleri de göz önünde bulundurursak saatler de sadeleşir.3000 divideret med 6 er lig med 500. 6 divideret med 6 er lig med 1.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.A szabály, amit én már megfigyelhető, az amerikai kapitány az ipar nem csinál semmit az üzletből óra.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Co do zasady, z tego co zauważyłem, że amerykański kapitan przemysłu nie robi coś z godzinami pracy.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.원칙적으로, 내가 관찰한 바로는, 업계의 미국 선장은하지 않습니다 영업 시간 밖으로 아무것도.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Kot pravilo, od kar sem ugotovili, kapetan ameriške industrije ne naredi karkoli izven delovnega časa.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Pääsääntöisesti mitä olen todennut, amerikkalainen kapteeni teollisuus ei tee mitään pois aukioloaikoina.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Platí pravidlo, podľa toho čo som pozoroval, americký kapitán priemyslu nerobí niečo mimo pracovnú dobu.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Som regel, fra hvad jeg har observeret gør den amerikanske kaptajn for industrien ikke noget ud af kontortid.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.Zpravidla se z toho, co jsem pozoroval, americký kapitán průmyslu nedělá něco mimo pracovní dobu.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.وكقاعدة عامة ، من ما كنت لاحظت ، القبطان الأمريكي للصناعة لا تفعل أي شيء خارج ساعات العمل.
Bir kural olarak, ne gözlenen ettik, Amerikan endüstrisinin kaptan değildir iş saatleri dışında hiçbir şey.営業時間外は何も。 彼は猫を出すと夜のオフィスをロックしたときに、彼は単に再発
Bir yatağa bağlanmayı ve acı çekmek üzere saatlerce öylece bırakılmayı ondan daha fazla sevmiyorduk.苦しむことを好む人は誰もいません 実際 ごく最近まで
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.1-2 euro au fost suficienți ca 20% din mașini să dispară în orele de vârf.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.1-2 euros đủ để làm 20% số lượng ô tô biến mất trong giờ cao điểm.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.1 atau 2 euro cukup untuk membuat 20 persen kendaraan menghilang dari jam-jam sibk.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.1 czy 2 euro wystarczyło, by 20% aut zniknęło w godzinach szczytu.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.1 o 2 euros fueron suficientes para que el 20 % de los coches desaparecieran en las horas punta.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.1 او 2 يورو كانت كافية لجعل 20 بالمئة من المركبات الاختفاء في اوقات الذروة.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.러시아워때 20%의 차를 줄이는데 1~2 유로로도 충분했던 것입니다.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.20%の車を減らすことに成功しました さて20%は大きな違いだと 考えるかもしれませんが
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Eén of twee euro volstond om 20 procent van de auto's weg te jagen uit de spitsuren.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Ein oder zwei Euro reichten aus, um 20 Prozent der Autos von der Hauptverkehrszeit verschwinden zu lassen.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.En eller två euro var tillräckligt för att få 20 procent av bilarna att försvinna under rusningstid.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Et par euro var nok til at 20 procent af bilerne forsvandt fra myldretiden.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Ez az egy vagy két euró elegendő volt arra, hogy az autók 20 százaléka eltűnjön a csúcsforgalomból.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Jedno, dvě eura stačily, aby během špičky ubylo dvacet procent aut.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Stačili 1 až 2 eurá a 20 % áut zmizlo z dopravnej špičky.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Uno o due euro sono stati abbastanza per far sparire il 20 per cento delle auto nelle ore di punta.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Un ou deux euros ont suffit pour que 20% des voitures disparaissent de la circulation en heure de pointe.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Ένα ή δύο ευρώ στάθηκαν αρκετά για να μειωθούν τα οχήματα κατά 20% τις ώρες αιχμής.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Едно или две евро беше достатъчно, за да накарат 20 процента от колите да изчезнат в натоварените часовете.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Один-два евро оказалось достаточно, чтобы 20% машин исчезли в час-пик.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.Одного-двох євро виявилося достатньо, щоб 20 відсотків авто зникло під час години пік.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.יורו או שניים היה מספיק על מנת לגרום ל20% מהמכוניות להיעלם משעות העומס.
Bir yatağa bağlanmayı ve acı çekmek üzere saatlerce öylece bırakılmayı ondan daha fazla sevmiyorduk.우린 침대에 묶여있기 싫고 긴 시간동한 고생하는걸 그보다 좋아하지 않습니다.
Bir yatağa bağlanmayı ve acı çekmek üzere saatlerce öylece bırakılmayı ondan daha fazla sevmiyorduk.Não gostamos de estar atados a uma cama e deixados a sofrer durante horas mais do que ele gostaria.
Bir yatağa bağlanmayı ve acı çekmek üzere saatlerce öylece bırakılmayı ondan daha fazla sevmiyorduk.Nechceme být připoutaní k posteli a hodiny trpět, stejně jako by to nechtěl on.
Bir yatağa bağlanmayı ve acı çekmek üzere saatlerce öylece bırakılmayı ondan daha fazla sevmiyorduk.Nem szeretjük jobban nála, ha lekötöznek egy ágyra, és órákra otthagynak szenvedni.
Bir yatağa bağlanmayı ve acı çekmek üzere saatlerce öylece bırakılmayı ondan daha fazla sevmiyorduk.Net als hij houden we er niet van om aan een bed te worden gebonden en uren te liggen lijden.
Bir yatağa bağlanmayı ve acı çekmek üzere saatlerce öylece bırakılmayı ondan daha fazla sevmiyorduk.No nos gusta, como a él tampoco, que nos aten a una cama y que después nos dejen sufriendo horas.
Bir yatağa bağlanmayı ve acı çekmek üzere saatlerce öylece bırakılmayı ondan daha fazla sevmiyorduk.Nous n'aimons pas plus que lui être attaché à un lit et laissé à souffrir pendant des heures.
Bir yatağa bağlanmayı ve acı çekmek üzere saatlerce öylece bırakılmayı ondan daha fazla sevmiyorduk.Nu ne place să suferim legați de pat ore în șir mai mult decât i-ar plăcea lui.
Bir yatağa bağlanmayı ve acı çekmek üzere saatlerce öylece bırakılmayı ondan daha fazla sevmiyorduk.Tak jak i on, nie lubimy być przypasani do łóżka i pozostawieni na wiele godzin.