Ana içeriğe geç
Sözlük

saatler ile cümle

saatler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Böyle pek uygunsuz saatlerde neden beni aramak zorundasın?De ce trebuie să mă suni la astfel de ore nepotrivite?
Dün bu saatlerde internet de sörf yapıyordum.Ieri pe timpul ăsta, navigam pe internet.
Tom'la saatlerce konuşabilirim.Pot vorbi cu Tom ore în şir.
Tom'la saatlerce konuşabilirim.Pot vorbi cu Tom ore întregi.
Tüm saatler Londra saatiyle yazılmıştır.Az idő múlását London órái jelzik.
Günün erken saatlerinde orada unutmuştur.A kora reggeli órákban ívnak.
Müze hafta içi 9-17 saatlerinde ziyaret edilebilmektedir.A tájház naponta 9-17 óra között látogatható.
Öğlen saatlerinde Longstreet, Thoroughfare Gap savaş alanına geldi ve Jackson'ın sağ kanadında yerini aldı.Délben Longstreet is megérkezett a thoroughfare-i hágó irányából és felfejlődött Jackson jobbszárnyára.
5 Eylül günü erken saatlerde "Alman" filosu üzerine bir torpido bot akını düzenlendi.Szeptember 5-ének korai óráiban torpedótámadást imitáltak a német raj ellen.
Tüm saatler yereldir.Órái mintaszerűek.
Alan, gece geç saatlere kadar kalabalıktır.Paul késő éjszakákig dolgozik a terveken.
Bütün saatler Orta Avrupa Saatine göredir.Minden időpont közép-európai idő szerint van feltüntetve.
"Beşiktaş artık saatleri sayıyor!".A Kaposfest órákat keres!.
Dramaların çoğunluğu haftaiçleri, akşam 9:00, 10:00 veya 11:00 saatleri civarında gösterilir.A sorozatok legnagyobb része hétköznap este 9-től este 10-ig, néha 11-ig tart.
Saatlerin tümü OAZDne göre verilmiştir.Az órákat óraistennők személyesítették meg.
Saatleri 08:30, 12:15 ve 17:00'dir.Hétvégén 8 óra, 12 óra és 17 óra után.
Protestocular akşam saatlerinde Kahire'deki NDP başkanlıklarından birini ateşe verdiler.Este a tüntetők felgyújtották a kormánypárt egyik fővárosi székházát.
Akşam saatlerine doğru düğün eğlencesi başlar.Tíz órakor kezdődik a tulajdonképpeni mulatság.
Eğlenceler geç saatlere kadar devam eder.A mulatság sokáig tartott.
Gonglu saatler 24 saatlik zamanda bazen çalmazlar (ses çıkarmazlar).A magas rotációban lévő dalokat számos alkalommal játsszák le 24 óra alatt.
Saatlerin üst kısımlarda üçer pencere kuşağı bulunmaktadır.Az ablakok felett vannak az órák helyei.
Beraber Viyana sokaklarında geçirdikleri saatler, belki de hayatlarının en güzel saatleriydi.A szüleivel tett St. Ives-i látogatások életének talán legboldogabb időszakában voltak.
Okulda başarısız bir öğrenciydi fakat saatlerce kitap okurdu.Tulajdonképpen iskolajárat volt, csak tanítási napokon közlekedett.
Akşam yemeği, öğleden sonra ya da akşam saatlerine denk gelen öğün.Szájon át, este, étkezés után.
Meksika Ordusu, 6 Mart sabahının erken saatlerinde Alamo'ya doğru ilerledi.Március 6-án kora reggel, a mexikói hadsereg rátámadt az Alamóra.
GPS sistemi kullanılan saatlerin senkronize edilmesi gerekir.Az adatbuszon az időjel GPS-szel szinkronizált.
Pazar öğle saatlerinde gelin alınır.Vasárnap délutánonként jelentkezik.
Son saatlerinizi yaşadığınızı öğrenseydiniz, hayatınızda neleri değiştirmeye çalışırdınız?Ha megtanulod átalakítani a szokásaidat, képes leszel átalakítani életed.
Vera ve Platon ilerleyen saatlerde birbirlerini biraz daha tanımaya çalışırlar.Elena és Stefan próbálják jobban megismerni egymást.
Sadık âşıklar bu saatlerde uykuda olmamalıdır.Az éjjeliőr nem tud aludni.
Tüm saatler Pacific Time Zone'a göredir.A másik evakuációs pont a Time Square.
Düşük ücretler, uzun iş saatleri ve kötü barınma koşulları işçiler arasında tepkiler doğurmada gecikmedi.A kis fizetések, a rossz életkörülmények és a felemelt munkanormák a munkásokat is elégedetlenné tették.
Öğle saatlerinde Fransızlar Avusturyalıların merkezini yarmayı başardı.Délután háromkor a franciáknak sikerült elfoglalni a település fő védelmi gerincét.
Guguklu saatlerde, sesleri taklit edilmektedir.A harangjátékot minden órában megszólaltatják.
Öyle ki, bu onu gün batımından önceki son saatlerin önemini sorgulamaya itti.Ezzel olyan döntést semmisített meg, amelyet elődje hivatali idejének utolsó napjaiban hozott.
31 Mayıs'ın geç saatlerinde donanma Almanya'ya çekilmek için düzen almaya başladı.Május 31-ének éjjelén a flotta felkészült az éjszakai összecsapásra.
Pazar günü öğle saatlerinde gelin getirilmesi ile eğlence sona erer.Ugyanis éjfélkor véget ér a bolondozás és a móka.
Ben gece geç saatlere kadar kalmaya alışkınım.Szokásom, hogy este sokáig fönn maradok.
Geç saatlere kadar çalışabilirim.Késő este is tudok dolgozni.
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.1900 – Naisten ja lasten työpäivän pituus rajoitettiin Ranskassa lailla 11 tuntiin.
Bundan sonraki birkaç sene boyunca Bennet ve Şah haftalık saatler süren kişisel konuşmalar yaparlar.Seuraavat muutamat vuodet Bennett ja Shah kävivät viikoittain tuntikausia kestäviä yksityisiä keskusteluja.
Akşamın ilerleyen saatlerinde yaklaşımımız tamamiyle değişti.Puolivälissä iltaa asenteemme muuttui täysin.
Avlarını sabahın erken saatlerinde ya da geceleyin avlarlar.Perhoset kuoriutuvat koteloistaan joko aamulla tai aamupäivällä.
Öğlen saatlerinde Longstreet, Thoroughfare Gap savaş alanına geldi ve Jackson'ın sağ kanadında yerini aldı.Keskipäivällä Longstreetin joukot saapuivat Thoroughfare Gapista ja ryhmittyivät Jacksonin sivustaan.
Bütün saatler Orta Avrupa Saatine göredir.Keskimmäisen vitriinin ylin kello osoittaa kelloajan Keski-Euroopan ajan mukaan.
İlk atom saatleri, sayım ekipmanları eklenmiş Maserler'dir.Ensimmäiset atomikellot olivat masereihin kytkettyjä laitteita.
Akşam yemeği, öğleden sonra ya da akşam saatlerine denk gelen öğün.Päivällinen on ateria, joka syödään iltapäivällä tai alkuillasta.
Tüm başlama saatleri yerel saatledir.Otteluiden alkamisajat ovat paikallista aikaa.
Başlarda kuşağın başlama saatleri sık sık değişse de genellikle hafta sonları yayınlanıyordu.Promootiotehtäviä oli hänen mukaansa vain silloin tällöin ja useimmiten viikonloppuina.
Gecenin ilerleyen saatlerinde Josh Mathews'u yendi.Hän päihitti avauskierroksella Younes Rachidin.
O gecenin geç saatlerinde, Nina evine Lily ile birlikte döner ve annesiyle yeniden kavga ederler.Kun Nina viimein palaa kotiin, hän riitelee jälleen äitinsä kanssa.
Çatışmalar saatlerce sürdü.Reaktio kestää tunteja.
Çalışma saatleri azaltılarak işsizlik sorunu çözülmeye çalışıldı.Heidän vaatimuksenaan oli työajan lyhentäminen.
Ayrıca Kalaşnikof saatleri, şemsiyeleri ve bıçaklarıda satışa sunuldu.Victorinox myy myös kelloja ja laukkuja.
Ayrıca belli saatlerde yurtlardan bölümlere dönüşümlü servis yapılması planlanmaktadır.Jo tällöin kannattaa valmistautua hiljalleen siirtymään sisätiloihin.
Akşam saatlerinde Linz'e vardı.Bendin keskustaa yöllä.
Kaynak: FIFA Sıralama kuralları: Grup maçları sıralama kriterleri Tüm saatler Moskova Zaman Dilimi (UTC+3).Lähde: FIFA Kaikki kellonajat Moskovan aikaa (UTC+3).
Tüm saatler Moskova Zaman Dilimi (UTC+3).Kaikki kellonajat Moskovan aikaa (UTC+3).
Genç kültür de çınlayan plastik Swatch saatleri tercih etmektedirler.Verna-lasisarja oli suosioltaan Iittalan kärkituotteita.
Eşler birbirlerine sarılarak saatlerce suda sürüklenir.Naiset huudetaan kuljetettavaksi yksi kerrallaan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod