26 Şubat'ta ateşkese saatler kalmasına rağmen çatışmalar devam etmiştir.Navzdory příměří z poloviny února boje pokračovaly.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.Po pěti až sedmi hodinách letu nejevila známky života.
Piaget, mekanik saatlerini kendi bünyesinde tasarlar, geliştirir ve üretir.Piaget vlastními silami zajišťuje vývoj, rozvoj a výrobu svých mechanických strojků.
Açılış saatleri ve diğer enformasyonu.Délky a další data komunikací .
Kışlanın kapısında saatlerce senin gelmeni bekledim. (kimi?)Na průčelí zámku byly hodiny.
Günün erken saatlerinde orada unutmuştur.Ta přišla v brzkých ranních hodinách.
Yakın çatışmalar akşamın geç saatlerine kadar sürdü.Přerušování závod natáhlo do pozdních nočních hodin.
Birleşim uzun saatler boyu sürer.Výroba trvá dlouhé hodiny.
"Beşiktaş artık saatleri sayıyor!".Jeho půdorys připomíná přesýpací hodiny.
Sabah saatlerinde, sis altında Doha.Ráno vyjíždí z Gdyně a večer je ve Vídni.
Çatışmalar yağmura rağmen gece saatlerine kadar sürdü.Vzhledem k přestávkám pro déšť bylo dohráno až před setměním.
Bu tespitin ardından saatler 1 saniye geri alındı.Po setmění pak hodiny odbíjely opět od 1 hodiny.
Tüm saatler yerel saat dilimine göredir.Hodinkám věnuje celou svou pracovní kariéru.
O günün ilerleyen saatlerinde Dostler, 135.V páté hodině pokračuje děj z hodiny předcházející.
Son saatlerinizi yaşadığınızı öğrenseydiniz, hayatınızda neleri değiştirmeye çalışırdınız?Změna studijního oboru v prvním ročníku, pokud byste zjistili, že se chcete věnovat něčemu jinému.
Tüm saatler Moskova Zaman Dilimi (UTC+3).Všechny časy jsou uvedeny v Moskevském času (UTC+3).
Hasat el ile günün erken saatlerde yapılır.Zevně je opatřena opěráky.
Aşağıdaki tüm saatler, OAZD'ne göredir.Dva menší zvony jsou přísluší k věžním hodinám.
Ayrıca gece saatlerinde Viyana Devlet Operası önünden kalkan N66 gece otobüsüyle ulaşım mümkündür.V noci se lze do čtvrti dostat noční autobusovou linkou číslo N89.
3 Eylül 2006 sabahının erken saatlerinde resmi geri sayım T-43 saat olarak başlatıldı.Skutečné odpočítávání začalo 29. února ve stavu T-43 hodin.
Tüm saatler Japonya Standart Zamanına göredir (UTC+09:00).Uvedené termíny jsou v místním čase Japan Standard Time (UTC+09:00).
Ancak o zamanlar da saatler bir aksesuar aleti olarak görülüyordu.Tyto hodiny byly někdy nazývány ekvinokciální hodiny.
Basit konuları tartışmak saatler alıyor ve anlaşmaya varılamıyordu."Oni na mě můžou beztrestně dvě hodiny křičet a já nemůžu nic?".
Festival iki farklı mekanda aynı saatlerde verilen konserlerden oluşur.Novela se odehrává ve dvou časových rovinách na stejném místě.
Öğle saatlerinde 174.Odpoledne 17.
Maç saatleri Orta Avrupa Yaz Zaman Dilimi ile belirtilmiştir.Všechny časy zápasů jsou uvedeny ve středoevropském letním čase (SELČ).
Bu çatışmalar, kalan Alman birliklerinin sabahın ilk saatlerinde teslim olmalarına dek sürdü.Jejich pomoc zabránila německé armádě rozdrtit povstání už v prvních dnech.
Ertesi günü olaylar daha sabahın erken saatlerinde başladı.Naposledy byl viděn v časných ranních hodinách následujícího dne.
(UTC-8) Bunun anlamı tüm saatler Eş Güdümlü Evrensel Zaman (UTC) den 8 saat geridedir.Od koordinovaného světového času (UTC) jej odděluje osm hodin (UTC-8).
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.1900: În Franța, ziua de muncă pentru femei și copii este limitată prin lege la 11 ore.
Bundan sonraki birkaç sene boyunca Bennet ve Şah haftalık saatler süren kişisel konuşmalar yaparlar.În următorii ani, Bennett și Shah au avut discuții săptămânale private care durau cu orele.
Kalan saatlerinin çoğunu bir komada geçirdi ve ertesi sabah 04: 30'da öldü.A fost în comă în următoarele ore și a murit a doua zi dimineața, în jurul orei 4:30.
Anafilakside genelde dakikalar veya saatler içerisinde birçok farklı semptom görülmektedir.În mod tipic, anafilaxia produce numeroase simptome diferite în decurs de câteva minute sau ore.
Tüm saatler Londra saatiyle yazılmıştır.Toate orele sunt listate la ora Rusiei.
Meksika Ordusu, 6 Mart sabahının erken saatlerinde Alamo'ya doğru ilerledi.La orele dimineții în ziua de 6 martie, armata mexicană a avansat înspre Alamo.
Mayer, kol saati koleksiyonu meraklısıdır ve sahip olduğu saatler, on bin dolarlar değerindedir.Este un colecționar avid de ceasuri și deține astfel de obiecte în valoare de zeci de mii de dolari.
Müze hafta içi 9-17 saatlerinde ziyaret edilebilmektedir.Muzeul poate fi vizitat săptămânal în intervalul marți – sâmbăta, între orele 09 – 17.
Akşam saatlerinde Tümen’in 143.Voci în noapte 14.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.După 5-7 ore de la lansare, nu au mai fost recepționate semne de viață din modulul de zbor.
Tüm saatler Japonya Standart Zamanına göredir (UTC+09:00).Toate orele Ora standard a Japoniei (UTC+09:00).
Artık saatler tamamen bir takı olarak görünüyordu ve mücevher değerinde idi.Acesta din urmă avea un ceas mare și era împodobit cu fresce frumoase.
Tüm saatler yerel saat dilimi olan Pacific Standard Time (UTC-8) göredir.Ora locală Pacific Standard Time (UTC-8).
Bütün saatler Orta Avrupa Saatine göredir.Toate orele sunt listate la ora Moscovei.
Antika saatlerin tamiri üzerine ustalaştı.A perfecționat construcția orologiilor.
Akşamın ilerleyen saatlerinde yaklaşımımız tamamiyle değişti.În a doua parte a serii însă, atitudinea noastră s-a schimbat complet.
Sabahın ilk saatlerinde yıpranan Osmanlı kuvvetleri mevzilerine geri çekilmişlerdi.Până noaptea trupele sârbe reocupă pozițiile pierdute în ziua anterioară.
Akşam ve gece saatlerinde aktif olurlar.Sunt activi în amurg și noaptea.
Piaget, mekanik saatlerini kendi bünyesinde tasarlar, geliştirir ve üretir.Piaget concepe, dezvoltă și produce în atelierele proprii mecanismele sale mecanice.
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.Se crede că în aceste zile animalele vorbesc, capătând puteri neobișnuite.
Bu çatışmalar, kalan Alman birliklerinin sabahın ilk saatlerinde teslim olmalarına dek sürdü.Rămășițele sale s-au predat trupele britanice în ultimele zile ale războiului.
Saatlerce birbirlerine sevgi gösterilerinde bulunurlar.Ei conversează ore întregi, îndrăgostindu-se unul de celălalt.
Guevara ve Cienfuegos da Havana'ya aynı saatlerde girdi.Concomitent cu acțiunile lui Castro, forțele lui Guevara și Cienfuegos au intrat în capitala Havana.
Her ne kadar antlaşma 29 Eylül tarihini taşıyorsa da imzalanması 30 Eylül 1938 gününün ilk saatleridir.Acordul a fost semnat în primele ore ale dimineții de 30 septembrie 1938, dar a fost datat 29 septembrie.
15 Mart sabah saatlerinde Alman birlikleri hiçbir direnişle karşılaşmadan Bohemya ve Moravya'ya girdi.În ziua de 15 martie 1939, trupele germane au ocupat Boemia și Moravia.
Gençler bu saatlerin ikisi veya üçünü aynı kollarına takmaktaydılar.Erau unii mititei de tot, să fi avut 2 sau 3 anișori.
Sabahın erken saatlerinde veya gecenin ilerleyen saatlerinde sefer sıklığı 10-15 dakikada bir yapılmaktadır.Trenurile de dimineață sau de noapte pleacă în fiecare 10-15 minute.
Festival iki farklı mekanda aynı saatlerde verilen konserlerden oluşur.Tabloul prezintă simultan două scene plasate în epoci diferite.
Haber | Komple haber her yarım saatte bir, günde 24 bir günün saatleri.Transmisiunea de știri are loc 24 de ore, șapte zile din săptămână.
Akşam ve gece saatlerinde ava çıkarlar.Preferă să vâneze în amurg sau noaptea.
Öyküleri saatlerce bizi eğlendirdi.Povestirile sale ne-au distrat ore întregi.