Akşam saatlerine doğru 5. Ordu cephesindeki durum açıklığa kavuşmuş bulunmaktaydı.Au soir de la 5e journée, la cause est entendue.
Saatlerce birbirlerine sevgi gösterilerinde bulunurlar.On les présentait les uns aux autres lors de soirées organisées.
Öğle saatlerinde 174.Daté 1724.
Artık saatler tamamen bir takı olarak görünüyordu ve mücevher değerinde idi.En fait, c’était une horloge à calcul et elle était en bois,.
Karşılaşma saatleri yerel saat ile gösterilmiştir.Horaires des rencontres en heure locale.
15 Mart sabah saatlerinde Alman birlikleri hiçbir direnişle karşılaşmadan Bohemya ve Moravya'ya girdi.Le 15 mars 1939, les troupes allemandes envahissent la Bohême et la Moravie.
Bazıları kart oyunu oynarken bazıları ise son saatlerini dua ederek geçirmektedir.Puis tout le monde attend la fin : certains jouent aux cartes, d'autres prient.
Fikstür ve maçların başlama saatleri 15 Nisan 2014'te belirlenmiştir.Le calendrier et les horaires des matchs ont été communiqués le 13 août 2014.
Daha sonra ilerleyen saatlerde binanın çatısından atladı.Il se serait alors enfui par le toit.
Akşam yemeği günün ana öğünü olup genellikle akşam üzeri veya akşam saatlerinde yenir.Son cri strident peut être le plus souvent entendu en matinée ou soirée.
Tüm saatler Japonya Standart Zamanına göredir (UTC+09:00).Toutes les heures correspondent au Japan Standard Time (UTC+9).
Bu neşeli kutlama genelde saatler sürer.Ce plat clôture généralement les festivités.
Çalışma saatleri genelde güneşin doğuşuyla başlar, öğleden sonra biterdi.Généralement, la journée de travail commence au lever du soleil, et s’achève en milieu d'après-midi.
Bazı yağlı tohumların sindirilmesi uzun saatler alabilmektedir.La dégustation de ces fruits secs dure plusieurs jours.
26 Şubat'ta ateşkese saatler kalmasına rağmen çatışmalar devam etmiştir.Dès la fin de l'Armistice, le 16 février, les hostilités reprirent.
Ertesi gün erken saatlerde acil bir apandisit uygulandı.Le lendemain a lieu une imposante procession.
Özel sektörde çalışma saatleri uzundur.À domicile les journées de travail sont longues.
16 Ağustos sabah saatlerinde tüm müttefik kuvvetleri eski hatlarına çekilmiştir.Le 16 novembre au matin, toutes les unités engagées sont arrivées face aux différents centres de résistance.
Böylece saatler bir saat ileri alınır ve Türkiye saati UTC+3 olur.Observant l'heure d'été, les Samoa avancent alors d'une heure et se retrouvent en UTC+14.
07:00-23:00 saatleri arasında işletim yapılan hatta 14 durak bulunmaktadir.Huit prises de You Like Me Too Much sont réalisées entre 19 et 23 heures.
General Jodl, 30 Nisan sabahı erken saatlerde yanıtladı.Elle décolla de Gleiwitz le 13 août 1935 à 3 heures 30 du matin.
Gündüzleri kafeterya hizmeti verilen iki katlı yapıda akşam saatlerinde film gösterimleri yapılır.Pour la distraction des hommes, deux séances de cinéma sont prévues par jour.
Günün erken saatlerinde orada unutmuştur.Il était auparavant sur la matinale semaine.
Pik saatlerde köprülerde sık sık tıkanmalar oluşmaktadır.L'usage de moulins sur les ponts était, alors, très fréquent.
Saatler sonra Parlamento, monarşinin lağvedildiğini duyurarak Halk cumhuriyeti ilan etti.Dans les heures qui suivent, le parlement proclame la république,.
Fakat günlerin uzunluğu arasındaki farkı hesaplayacak kadar kesin ölçüm yapabilen saatleri yoktu.Ils n'ont plus vraiment la notion pour mesurer le temps qui passe.
Maçlar 19:00 CET ve 21.05 CET saatlerinde oynandı.Les horaires de coup d'envoi sont 19h00 et 21h05 CEST/CET.
Çatışmalar saatlerce sürdü.Les affrontements durent plusieurs heures.
Haber | Komple haber her yarım saatte bir, günde 24 bir günün saatleri.Des bulletins d'information complets sont diffusés chaque demi-heure, et ce 24 heures sur 24.
Gelişmesi saatler ve günler alır.Cela dura des heures et des heures.
işçiler çalışma saatlerinin uzatılmasını şikayet ettiler.Los trabajadores se quejaron cuando les aumentaron el número de horas de trabajo.
Saatlerdir bekliyorum.Llevo horas esperando.
O, gece geç saatlerde otele vardı.Ella llegó al hotel a altas horas de la noche.
Saatlerce dayanabilirim.Puedo aguantar horas.
Sık sık gece geç saatlere kadar kitap okur.A menudo se queda leyendo hasta altas horas de la noche.
Dün gece çok geç saatlerde beni aradı.Ella me llamó muy tarde anoche.
Bill saatlerce ağlamaya devam etti.Bill siguió llorando durante horas.
Öğleden sonra erken saatlerde Kennedy Havaalanına varmak istiyorum.Quiero llegar al aeropuerto Kennedy a primera hora de la tarde.
O çocuk saatlerce ağlamaya devam etti.Ese niño siguió llorando por horas.
Saatlerim nerede?¿Dónde están mis relojes?
Gece geç saatlere kadar konuştuk.Hablamos hasta bien entrada la noche.
Kaza gece geç saatlerde oldu.El accidente sucedió a altas horas de la noche.
Acınacak bir maaş ve uzun çalışma saatlerinden dolayı işini bıraktı.Ella dejó su trabajo por el mísero salario y la larga jornada.
Yarın bu saatlerde Tom meşgul olacak.Mañana a estas horas, Tom estará ocupado.
Saatlerdir seni arıyorum.Llevo horas llamándote.
Saatlerdir bekliyoruz.Llevamos horas esperando.
Toplantı gece geç saatlere kadar sürdü.La reunión duró hasta bien entrada la noche.
Saatlerce çalışıyor.Trabaja durante horas.
Nasıl oluyor da bu kadar geç saatlere kadar çalışıyorsun?¿Cómo es que estás trabajando hasta tan tarde?
Biz telefonda saatlerce konuşuruz.Nosotros hablamos por teléfono horas y horas.
Bazı kadınlar saatlerce makyaj yapar, bazılarıysa sadece gülümser.Algunas mujeres se pasan horas maquillándose, otras simplemente sonríen.
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.1900: en Francia, una ley limita a 11 horas la jornada laboral de hombres y mujeres.
Tüm saatler yereldir.Todos los horarios son locales.
15 Mart sabah saatlerinde Alman birlikleri hiçbir direnişle karşılaşmadan Bohemya ve Moravya'ya girdi.Luego, en la mañana del 15 de marzo, tropas alemanas entraron en Bohemia y Moravia, sin encontrar resistencia.
Akşamın ilerleyen saatlerinde yaklaşımımız tamamiyle değişti.A la mitad de la velada, nuestra actitud cambió completamente.
Sabahın erken saatlerinde kalabalık grup saraya girdi.Al amanecer, la multitud entró al palacio.
Çalışma saatleri genelde güneşin doğuşuyla başlar, öğleden sonra biterdi.El día de trabajo comenzaba normalmente a la salida del sol y finalizaba por la tarde.
Weltzeituhr (Dünya saati) dünyanın çeşitli şehrilerindeki saatleri gösteriyor.Un reloj mundial es un reloj que muestra el tiempo de varias zonas horarias del mundo.
Gün ve gecenin saatleri için ve Mısır'ın idarî bölgeleri olan nomlar için tanrı grupları vardı.Existían conjuntos de dioses para los horas del día y la noche y para cada nomo de Egipto.
O gecenin ilerleyen saatlerinde, birkaç yerel sporcu yenildi, ancak yine de göz göremiyorlardı.Más tarde esa noche, derrotaron a algunos atletas locales, pero todavía no parecían estar bien como equipo.