saatin ile cümle
saatin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Saatini çıkarmayı unutmuş, bileğinde metal bir nabız gibi tik tak atıyor.He has forgotten to turn off his watch, which ticks, like a metal pulse against his wrist.
Ama saatin önemi yok, deđil mi?But time doesnt really matter, does it.
Saatin yok mu senin?Don't you have a watch?
Gördükleriniz bir böcekle, 1988'den kalma isveç yapımı bir kol saatinin röntgenleri.And this is an x-ray picture of a real beetle, and a Swiss watch, back from '88.
Dünyada, 24 saatin 8'ini sadece hayatta kalmaya adaman gerekiyor.On earth, you have to spend around 8 hours a day out of 24 to survive
Bu, sadece bu ülkede 4 milyar saatin boşa gitmesi demek.This is four billion hours wasted in this country alone.
Bu saati ve saatin kaç olduğunu göremiyorum,I can't see this clock and I can't see the timing, so holy God, woohoo!
Bizler, her ikiniz için de saatin farkındayız.We are quite aware of the clock for both of you.
Burada ilgilendiğimiz bilgi, aslında ilk üç saatin içinde gizli.And what we're actually really concerned with is this first three hours.
Yani her 189 gazeteyi dağıtmak için 3 saatiniz var.So you have 3 hours for every 189 newspapers.
Bir diş hekimi günün en çok hangi saatini sever?That's good man... that's good.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.But let me get to the talk -- I see the clock is running.
Gecenin bu saatinde burada ne işin var?What brings you here at this hour?
12 saatini alıyormuşSo we figured out Anya.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.We had to hold up an hour of a movie with a character.
Ve bu iş, filmin yaklaşık ilk bir saatini doldurmalıydı.And the work had to hold up for almost the first hour of the movie.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.The restaurant had a back door, which I didn't know, so I waited for him till closing time.
Sabahın bu saatinde?This early in the morning?
Sadece gecenin bu saatinde boşum.This late at night is the only time I have.
Sizden yapmanızı istediğim şey sadece 24 saatinizi alıyor, Bir hareket yaratın.What I want you to do, it only takes 24 hours, is: create a movement.
Bu da bir saatin 12 /19'u kadar yapıyor.So this is equal to 12/19 of an hour.
Bu kafa bandı, çalar saatin bir parçası.This is the headband that goes with this alarm clock.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.They interact like cogwheels in a clock.
Dünyamız günün her saatinde aydınlık.Our world is lit up 24 hours a day.
Ona babanın altın saatini vermeyi düşündüm.I thought of giving him Father's gold watch.
Bakımevi yetersizdi, ve Cyndie günde 24 saatini oğluyla ilgilenmeye çalışarak geçiriyordu.Hospice was scarce, and Cyndie was spending 24 hours a day trying to care for her son.
2001'i hatırlayın, dış dünya ile 2 saatin altında temasımız vardı.Remember, 2001, we had less than two hours radio contact with the outside world.
Cunku olanlarin hepsi sizin saatiniz uzerinde gerceklesiyor.Because it's on your watch that this is happening.
Kötü olanı yaşamak için 24 saatin var. "The bad news is that you only have 24 hours to live."
Bir saatin sonundaki toplam borcunuz 1.000114155 TL.That's how much you're going to owe me after one hour.
1. saatin sonundaki toplam borcunuz eşittir 2.saatin başındaki borcunuz.So $1 plus a very small fraction of a cent.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."No problem, I'll just time-shift family dinner.
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor.So he goes 5 kilometers north ... ... and it took him 1 hour.
Saatin tersi yönündecounterclockwise
Can saatine göre para kazanıyor.So Maria charges as a function of hours.
Küçük bir kızken, dedem bana küçük gümüş cep saatini vermişti.When I was a little girl, my grandfather gave me his little silver pocket watch.
Ve tek bir pengueni temizlemek iki kişinin en az bir saatini alıyordu.It would take two people at least an hour just to clean one penguin.
Bu yüzden, sabahın çok erken saatinde, daha güneş doğarken, onu görmeye gittim.So I went to him very early in the morning, as the sun rose.
-Saatin kaç olduğunun farkında mısın?- What time Is this to turn up?
Saat yönünde üçte bir oranında döndürebilirim, ya da üçte bir oranında saatin tersi yönde...Well, I can rotate by a third of a turn clockwise or a third of a turn anticlockwise.
Öğle yemeği saatinde de kapalı olurlardı.They were closed for lunch hour.
Doğrusu, sizin için saatin kaç olduğunu bilmiyorum, ama benim için sabah.Actually I don't know what time it is for you, it's morning for me.
Saatine bak.Look at your watch.
Şimdi, 25'in üstü olanlar, kol saatiniz varsa elinizi kaldırabilir misiniz?Now, those over 25, could you put your hands up if you're wearing your wristwatch?
PC başında 24 saatinizi harcanız mı? Adamları kontrol edin. Kim Nerede?I vi sad njih stavite u napadačku formaciju
Doğum tarihi ve saatinizi bana söyleyin,The time and date of birth reveals your fate
Saatin kaç olduğundan haberin var mı?Do you know what time it is now?
Saatin gerçekten çok pahalı olduğunu söylediler.They said that is really expensive.
Ben senin saatin olurum... ...ben seni kaldýrýrým... ...ama uyanmamak yok.I can be your alarm clock. I can wake you up But you will wake up.
Gözünü ondan ayır da, Çalışma saatini dolduran gündelikçi gibi rahat etsin.Look away from him, that he may rest, until he shall accomplish, as a hireling, his day.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.The whole multitude of the people were praying outside at the hour of incense.
Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar.They ask you about the Hour: "When is its determined time?"
Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının, çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir.O YOU PEOPLE, fear your Lord. The great upheaval of the Hour will indeed be terrible.
Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.The day the Resurrection comes the sinners will be overwhelmed with despair.
Kıyamet-saatinin kopacağı gün, (mü'minlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar.The day the Hour comes they will be separated into categories.
Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah'ın Katındadır.Only God has the knowledge of the Hour.
İnsanlar, sana kıyamet-saatini sorarlar; de ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın Katındadır."People ask you about the Hour (of the great change). Say: "Only God has knowledge of it.
Kıyamet-saatinin ilmi O'nun Katındadır ve O'na döndürüleceksiniz.He alone has knowledge of the Hour, and to Him will you return.
Kıyamet-saatinin kopacağı gün, (işte) o gün, batılda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.The day the Hour is proclaimed the liars will be losers.
Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar?Do they wait for any thing but the Hour (of change), that it may come upon them suddenly?