Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.És a népnek egész sokasága imádkozék kívül a jó illatozás idején;
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.e toda a multidão do povo orava da parte de fora, � hora do incenso.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.În ceasul tămîierii, toată mulţimea norodului se ruga afară.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.In vsa množica ljudstva je bila zunaj in je molila ob uri kajenja.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.Ja kaikki kansa oli suitsuttamisen aikana ulkopuolella rukoilemassa.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.모든 백성은 그 분향하는 시간에 밖에서 기도하더니
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.Och hela menigheten stod utanför och bad, medan rökoffret förrättades.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.og hele folkemengden stod utenfor og bad i røkofferets stund.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.Og hele Folkets Mængde holdt Bøn udenfor i Røgelseofferets Time.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.Sementara upacara pembakaran kemenyan diadakan, orang banyak berdoa di luar
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.Terwijl hij in het heiligdom bezig was, stonden op het tempelplein vele mensen te bidden.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.Toda la multitud del pueblo estaba fuera, orando a la hora del incienso
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.Toute la multitude du peuple était dehors en prière, à l`heure du parfum.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.Tutta l'assemblea del popolo pregava fuori nell'ora dell'incenso
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.Und die ganze Menge des Volks war draußen und betete unter der Stunde des Räucherns.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.και παν το πληθος του λαου προσηυχετο εξω εν τη ωρα του θυμιαματος.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.а все множество народа молилось вне во время каждения, –
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.А все множество народу молилось ізнадвору під час кадження.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.И като свещенодействуваше той пред Бога по реда на своя отред,
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.וכל קהל העם היו מתפללים בחוץ בעת הקטרת׃
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.وكان كل جمهور الشعب يصلّون خارجا وقت البخور.
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.燒 香 的 時 候 、 眾 百 姓 在 外 面 禱 告
Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.燒香 的 時候 、 眾百姓 在 外面 禱告
Burada ilgilendiğimiz bilgi, aslında ilk üç saatin içinde gizli.Ami azonban igazán érdekes számunkra, az az első három óra.
Burada ilgilendiğimiz bilgi, aslında ilk üç saatin içinde gizli.Aquello con lo que verdaderamente estamos preocupados son estas tres primeras horas.
Burada ilgilendiğimiz bilgi, aslında ilk üç saatin içinde gizli.Cái mà chúng ta thực sự quan tâm là những gì diễn ra trong 3 giờ đầu tiên.
Burada ilgilendiğimiz bilgi, aslında ilk üç saatin içinde gizli.Ceea ce pe noi ne îngrijorează cel mai mult sunt primele trei ore după întâmplare.
Bu kafa bandı, çalar saatin bir parçası.זו רצועת הראש שמגיעה עם השעון המעורר הזה.
Bu kafa bandı, çalar saatin bir parçası.هذه عصابة الرأس التي تعمل مع الجهاز المنبه.
Bu kafa bandı, çalar saatin bir parçası.睡眠中に連続的に脳波を計測します
Bu, sadece bu ülkede 4 milyar saatin boşa gitmesi demek.Това са 4 милиарда часа загубени само в тази страна.
Bu, sadece bu ülkede 4 milyar saatin boşa gitmesi demek.Только в этой стране так тратят четыре миллиарда часов в год.
Bu, sadece bu ülkede 4 milyar saatin boşa gitmesi demek.Ці 4 мільйони годин, які витрачаються в цій країні просто так.
Bu, sadece bu ülkede 4 milyar saatin boşa gitmesi demek.מדובר בארבע ביליון שעות המבוזבזות רק בארץ הזו .
Bu, sadece bu ülkede 4 milyar saatin boşa gitmesi demek.ان هذه ال4 مليارات ساعة التي تهدر في هذا البلد فحسب
Bu, sadece bu ülkede 4 milyar saatin boşa gitmesi demek.哩度有40億個鐘 同埋24億加倫汽油
Çalışma gününün başlama saatini girin.% 1 @ label: spinboxAdja meg a munkanapok kezdési időpontját.% 1 @ label: spinbox
Yüksek sezonda (özellikle Temmuz) bekleme zamanı beş saatin üzerinde olabilir.성수기 (특히 7월)에는 대기 시간이 다섯 시간에 이른다.
Dakika, 1 saatin 1/60'ına ve 60 saniyeye eşit olan zaman birimidir.시간에서 1분(기호: min)은 1/60 h와 같으며, 60 s와 같은 시간의 단위이다.
I. Dünya Savaşı 11. ayın 11. gününün 11. saatinde resmi olarak bitti.세계 공의회는 1215년 11월 11일에 개막했다.
Günün 9 - 10 saatini yiyecek aramayla geçirirler.갓 태어난 새끼에게 먹이를 먹이면서 9-10주간 기른다.
Çoğu mahkûm, günün 23 saatini hücresinde geçiriyordu.수감 기간은 약 23년이며 이 기간 중 전향했다.
Sistem saatini ayarlayabilir.בראש הבניין נקבעה מערכת שעונים.
Moskova Zamanı ayrıca bütün ülkenin tren tarifesi saatinde kulanılır.בכל תחנות הרכבת המשמשות את הקו ברוסיה מותאם השעון בתחנה לפי שעון מוסקבה.
Son gününde, Domitian kendini rahatsız hissediyordu ve birkaç kez hizmetçiye saatin kaç olduğu sordu.В своя последен ден, Домициан е неспокоен и няколко пъти пита слугата си колко е часа.
Bu ülkelerin çoğu yaz saatini de kullanır.Повечето от тях се използват през лятото.
İngiliz Yaz Saatinin oluşturucusudur.Satnica je po britanskom ljetnom vremenu
Program son üç saatinde 35,9 Nielsen ev reytingi elde etti.Oddaja, ki je trajala tri ure, je prejela oceno 35,9 s strani organizacije Nielsen.
1675 - Hollandalı bilim adamı Christiaan Huygens cep saatinin patentini aldı.1675 – olandų fizikas Christian Huygens užpatentavo kišeninį laikrodį.
Ayrıca Güneş saatini icat etmişlerdir.Jie buvo kalibruojami pagal saulės laikrodžius.
1960’a kadar EDVAC sekiz saatlik hatasız çalışma ortalamasıyla günde 20 saatin üzerinde sürekli çalışıyordu.1960. aastal töötas EDVAC üle 20 tunni päevas.
Maçın başlama saatinden sonra iptal mümkün değildir.Pärast alguslaadimist mängu ajal enam laadida ei saa.
2001'i hatırlayın, dış dünya ile 2 saatin altında temasımız vardı.تذكر، عام 2001، لقد كان لدينا إتصال بواسطة موجات الراديو مع العالم تقل عن ساعتين.
2001'i hatırlayın, dış dünya ile 2 saatin altında temasımız vardı.僕たちは外の世界と無線を使った連絡を2時間もできなかったのです 昨年はエベレストよりも10倍危険だと言われた
Ah! Saatin gerçekten çok pahalı olduğunu söylediler.Powiedzieli, że to jest bardzo drogie.
Ah! Saatin gerçekten çok pahalı olduğunu söylediler.اوه ! لقد قالوا انها حقا غالية الثمن
Alpha Centauri'de saatin 14.00 olması tamamen farklı bir şeydir."14:00 на Альфа Центавра" кардинально отличается от вашего.
Alpha Centauri'de saatin 14.00 olması tamamen farklı bir şeydir.알파 센타우리의 2시는 완전히 별개의 것입니다.
Alpha Centauri'de saatin 14.00 olması tamamen farklı bir şeydir.A maneira mais simples de pensar no tempo é vê-lo como uma etiqueta.
Alpha Centauri'de saatin 14.00 olması tamamen farklı bir şeydir.Asa ca cea mai simpla modalitate de a ne gandi la timp este ca este o eticheta.