saatin ile cümle
saatin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Benzeştirim saatini durdur.Остановка симуляции часов.
Benzeştirim saatini durdur.Спиране на часовника.
Benzeştirim saatini durdur.اقف ساعة المحاكاة.
Benzeştirim saatini durdur.シミュレーション時計を停止します。
Bir diş hekimi günün en çok hangi saatini sever?Pas mal du tout.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Aztán egy nap, Emma bejött, az ölébe temette az arcát és majdnem egy egész órán át zokogott.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Bene, un giorno Emma entrò nello studio e tenendosi la testa tra le mani pianse per quasi un'ora.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Bueno, un día Emma llegó puso su cabeza sobre sus piernas y lloró durante casi toda la hora.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Eines Tages kam Emma sehr niedergeschlagen an und weinte fast die ganze Stunde lang.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.En dag kommer Emma ind, hun hænger hovedet nedaf, og så hulkede hun det meste af timen.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.En dag kommer Emma in, hon lägger huvudet i knät, och gråter större delen av timmen.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Într-o zi, Emma vine, își pune capul în poală și plânge în hohote aproape o oră.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Jedného dňa Emma znovu prišla, stočila sa do klbka a skoro hodinu mi plakala.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Jednoho dne Emma přišla se svěšenou hlavou a plakala skoro celou hodinu.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.어느날 엠마가 제게 와서는 무릎에 고개를 묻고 계속 흐느껴 울더라고요.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Nekega dne Emma vstopi, položi glavo v svoje naročje in joče večino najine ure.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Op een dag komt Emma naar de praktijk, haar hoofd hangt naar beneden. Ze snikt het grootste deel van het uur.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Pewnego dnia Emma weszła, zwiesiła głowę i łkała prawie całą godzinę.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Puis un jour, Emma est entrée elle a posé sa tête sur ses genoux et a sangloté pendant presque toute l'heure.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Và một ngày nọ, Emma đến, cúi gằm mặt xuống, và khóc nức nở hàng tiếng đồng hồ.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Един ден, Ема дойде при мен, подпря главата си в скута си и рида през по-голямата част от времето.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Однажды, придя ко мне, Эмма уронила голову себе на колени и проплакала почти целый час.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Одного дня Емма зайшла, обхопивши голову руками, і ридала майже годину.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.ובכן יום אחד, אמה נכנסה וטמנה את ראשה בחיקה, ובכתה במשך רוב השעה.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.حسناً في أحد الأيام، دخلت إيما و قد دفنت رأسها في حضنها، و نحبت أغلب الجلسة.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.ひざを抱え うなだれて 診察時間の大半を むせび泣いていました 彼女はちょうど新しい連絡帳を買って
Birinci saatin sonundaki borcunuz 1,000114155 TL idi.이 값의 제곱만큼을 빚지게 되고
Birinci saatin sonundaki borcunuz 1,000114155 TL idi.بذلك × ذلك مرة اخرى
Birinci saatin sonundaki borcunuz 1,000114155 TL idi.なぜなら、これは1時間後に新しい元金になるからです。
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.캠프 4에 도착하면, 스물 네 시간 안에 정상에 오를 지 여부를 결정해야 합니다.
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.Amikor az ember felér a négyes táborba, kb 24 órája van, hogy eldöntse elindul-e a csúcsra, vagy nem.
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.Eenmaal op kamp vier heb je 24 uur om te beslissen of je naar de top gaat of niet.
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.Khi đã tới đây, bạn có 24 tiếng để quyết định leo lên đỉnh hay không.
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.Odată ajuns la tabăra patru, ai cam 24 de ore să decizi dacă îi dai bătaie spre vârf sau nu.
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.Od momentu dotarcia do czwartego obozu masz może 24 godziny na decyzję, czy atakujesz szczyt, czy nie.
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.Una vez llegas al campamento IV, tienes tal vez 24 horas para decidir si subirás o no el pico.
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.Una volta raggiunto il campo quattro, hai forse 24 ore per decidere se vuoi arrivare in cima o no.
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.Щом стигнеш до четвърти лагер, имаш може би 24 часа да решиш дали да тръгнеш към върха, или не.
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.מהרגע שאתה מגיע למחנה 4 יש לך 24 שעות להחליט עם אתה הולך על הפסגה או לא.
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.ومتى وصلت إلى ذلك المخيم .. لديك تقريباً 24 ساعة لكي تُقرر إما أن تصعد إلى القمة أو تعود أدراجك
Bir kere 4. kampa ulaştıktan sonra zirveye gidip gitmeyeceğinize karar vermek için sadece 24 saatiniz var.頂上まで行くか決めなければいけません 全員酸素吸入器を使います。 備蓄はわずかです
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz. Hepsi birdir.Dziala to podobnie do kol zebatych w mechanizmie zegara wszystkie dzialaja jak jednosc.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.Ils interagissent comme la mécanique d'une horloge
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.Interactúan como las ruedas dentadas de un reloj.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.Interagiscono come gli ingranaggi di un orologio.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.당신과 다른 사람들의 미래는 시계의 톱니처럼 상호작용을 합니다.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.Mereka berinteraksi seperti gerigi jam dinding.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.Ne vaikuttavat vuorovaikutuksena kuten hammasratas kellossa.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.Sú vzájomne prepojené ako ozubené koliečka v hodinách.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.Vận hành như những chiếc bánh răng trong đồng hồ.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.Αυτά αλληλεπιδρούν όπως τα γρανάζια ενός ρολογιού
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.Вони взаємодіють як зубчасте колесо у годиннику.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.Они взаимодействуют, как шестерни в часах.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.הם פועלים הדדית, כמו גלגלי שיניים בשעון.
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.إنها تتفاعل كمسننات الساعة
Bir saatin dişlileri gibi birbirimizi etkilemekteyiz.それらは1つなのである。
Bir saatin sonundaki toplam borcunuz 1.000114155 TL.이게 1시간 후 여러분들의 빚입니다
Bir saatin sonundaki toplam borcunuz 1.000114155 TL.Tyle będziesz mi winny po godzinie ! dolar i niewielką część centa
Bir saatin sonundaki toplam borcunuz 1.000114155 TL.Τοσα θα μου χρωστάτε μετά από μία ώρα.
Bir saatin sonundaki toplam borcunuz 1.000114155 TL.Това е, колко ще ми дължите след един час.