saatin ile cümle
saatin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ricası iyi yürekli dostu tarafından gecenin bu saatinde bile geri çevrilmez.Ze maant hem om middernacht alleen de goede geesten binnen te laten.
O tam saatinde gelecek.Hij zal precies op tijd komen.
Geri gelmek için 36 saatin var.Je hebt 36 uur om terug te komen.
Bizde saatin kaç olduğunu bilmiyorum.Ik weet niet hoe laat het bij ons is.
Parçalardan biri olan "Leliana's Song" (Leliana'nın Şarkısı), 24 saatin altında bestelenmiştir.Jeden z utworów – „Pieśń Leliany” – skomponowany został w mniej niż dwadzieścia cztery godziny.
Moskova Zamanı ayrıca bütün ülkenin tren tarifesi saatinde kulanılır.Czas moskiewski stosowany jest również w rozkładach kolejowych w całej Rosji.
Ayrıca Güneş saatini icat etmişlerdir.Wynalazł zegar słoneczny.
Bundan yararlanarak güneş saatini icat etmeyi başardılar.Zjawisko to zostało wykorzystane do konstrukcji zegarów słonecznych.
Intel 80486DX2 – İç işlemcinin saati dışardaki veri yolunun saatinden 2 kat hızlı çalışır.Intel i486DX2 – wewnętrzny zegar procesora był taktowany z podwójną prędkością zegara zewnętrznego.
Bu bölgelerde gün saatinde, 12 saatlik zaman gösterimi kullanılır.Dzień i noc w tej strefie trwa w przybliżeniu 12 godzin.
Sonra eski saatine dönmüştür.Powrócił do dawnej profesji.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.Na jednym z naroży znajduje się zegar słoneczny.
1721 de ise saatin gelişmesi için güzel şeyler oluyordu.Rok 1715 przyniósł zmiany na lepsze w przebiegu kariery księcia.
205 Live programının saati kaydırılmış ve 205 Live'ın önceki saatinde yayınlanmıştır.Regularnie organizowanymi galami nieemitowanymi w telewizji są NXT i 205 Live.
Bunlar Şamin ve Ez-Zerkali tarafından geliştirilmiş ve mekanik saatin temeli ortaya çıkmıştır.Nad nim znajdują się zegary mechaniczny i słoneczny.
Saatin 07.30 olduğunu görür, ve çok şey için geç kaldığını söyler.Natarcie wyszło dopiero o 14.00 i okazało się spóźnione o całą dobę.
Bu ülkelerin çoğu yaz saatini de kullanır.Jednak i tam latem większość z nich wysycha.
Hermione'nin Zaman Döndürücüsü kolyede asılı duran bir kum saatini andırır.Niegdyś w tympanonie znajdował się zegar, zastąpiony dziś okrągłym oknem.
Oyun yönü : saatin ters yönündedir.Slutsats: Min klocka går inte rätt.
Hiç saatini şaşırmadı.Klockan döptes aldrig.
Moskova Zamanı ayrıca bütün ülkenin tren tarifesi saatinde kulanılır.I Ryssland används Moskvatid för alla järnvägstidtabeller i alla tidszoner.
Günün 9 - 10 saatini yiyecek aramayla geçirirler.De tillbringar 6 till 10 timmar av dagen med att äta.
Alt kaltta bir saatin altıya vurduğunu duydum.En man uppgav senare att han hade hört ett skrik vid tretiden.
GMT/UTC (UTC+05:00) saatinden beş saat ileridedir.Tidszonen är UTC + 5 timmar.
Dakika, 1 saatin 1/60'ına ve 60 saniyeye eşit olan zaman birimidir.Minut, förkortat min, är som tidsenhet 60 sekunder, det vill säga 1/60 timme.
I. Dünya Savaşı 11. ayın 11. gününün 11. saatinde resmi olarak bitti.Första världskriget upphörde i och med stilleståndsdagen den 11 november 1918.
Ayrıca Güneş saatini icat etmişlerdir.Han byggde även klockstapeln.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.Ursprungligen hade uret bara timvisare.
Günün 15 saatini uyku ile geçirirler ve daha çok geceleri aktif olurlar.Tvåtåiga sengångare sover ungefär 15 timmar per dag och är huvudsakligen aktiva på natten.
1960’a kadar EDVAC sekiz saatlik hatasız çalışma ortalamasıyla günde 20 saatin üzerinde sürekli çalışıyordu.För att få TGL måste man arbeta minst åtta timmar i veckan.
Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır.Kroppen kan ställa om den biologiska klockan för att rätta till problemet.
Ayrıca yolcular günün her saatinde bisikletleri ile trenlere binebilmektedir.Därmed kan passagerarna resa i kupén även under dagtid.
1721 de ise saatin gelişmesi için güzel şeyler oluyordu.Storklockan göts om 1727 då även lillklockan tillkom.
Bundan yararlanarak güneş saatini icat etmeyi başardılar.Вдень час дізнавалися за допомогою сонячного годинника.
1675 - Hollandalı bilim adamı Christiaan Huygens cep saatinin patentini aldı.1675 — нідерландський фізик Хрістіан Гюйгенс запатентував кишеньковий годинник.
1721 de ise saatin gelişmesi için güzel şeyler oluyordu.Станом на 1721 рік вона відносилась до Любомльського благочиння.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.На цій башті був сонячний годинник.
Erişim yasağı 5 saatin sonunda kaldırıldı.Випущено не менше 5 шт.
Sonra eski saatine dönmüştür.Отож він повернувся до своєї колишньої тематики.
Güvenlik görevlilerinin vardiyaları 2 hafta boyunca 12 saatin sonunda bitiyordu.В результаті спецпереселенці працювали по 12 і більше годин на добу.
Sistem saatini ayarlayabilir.Годинник вміщає час.
Diyelim ki iki adet saatiniz var, ikisinin de saniye geçişleri aynı olsun.Припустимо, однак, що ви берете два квитки, а не один.
Piaget daha sonra, değerli saat ustalığının simgesi olan manşet saatini piyasaya sürer.Згодом компанія Piaget запускає годинник-запонку, що стає символом дорогоцінних годинників.
İngiliz Yaz Saatinin oluşturucusudur.Вказано Британський літній час
I. Dünya Savaşı 11. ayın 11. gününün 11. saatinde resmi olarak bitti.11 листопада завершилася Перша світова війна.
Saatin entropisi artacaktır.Уночі циферблат годинника підсвічується.
Bütün saatler Orta Avrupa Saatine göredir.Місто перебуває у східноєвропейському часовому поясі.
Saatin 07.30 olduğunu görür, ve çok şey için geç kaldığını söyler.Це тривало до 3:30 ранку, людям сказали триматися подалі.
Alex, kendi saatini bulmuştur ancak farkında değildir.Сер Алекс поставився до мене, як до сина, і я ніколи не забуду той момент.
Bu saatin fiyatı nedir?Скільки коштує цей годинник?
Saatini kaybetti.Він загубив годинник.
Saatiniz benimkinden daha pahalıdır.Ваш годинник дорожчий за мій.
Ayrıca Güneş saatini icat etmişlerdir.Zkonstruoval též nový typ slunečních hodin.
Aynı yıl, Piaget 1970'li yılların Polo saatini gençleştirir ve Magic Reflections koleksiyonunu tanıtır.V témže roce Piaget omladil hodinky Polo ze 70. let a zahájil výrobu modelové řady Magic reflections.
Diyelim ki iki adet saatiniz var, ikisinin de saniye geçişleri aynı olsun.Uvažme dva pozorovatele, kteří mají každý své hodinky seřízeny stejně.
Erişim yasağı 5 saatin sonunda kaldırıldı.Zajatci stanici opustili po pěti hodinách.
Sistem saatini ayarlayabilir.Na ruce mohou mít hodinky.
Buna kızan çingeneler onun parasını ve saatini çalarlar.Ti nevládnou přírodě, jen přijímají její dary, stojí před ní s bázní a vděčností.
Avrupa saatine göre yayın yapmaktadır.V Německu ho vysílá televize Sat.
Hiç saatini şaşırmadı.Na hodinkách se nešetřilo.