Bunlar Şamin ve Ez-Zerkali tarafından geliştirilmiş ve mekanik saatin temeli ortaya çıkmıştır.Nad nim znajdują się zegary mechaniczny i słoneczny.
Saatin 07.30 olduğunu görür, ve çok şey için geç kaldığını söyler.Natarcie wyszło dopiero o 14.00 i okazało się spóźnione o całą dobę.
Bu ülkelerin çoğu yaz saatini de kullanır.Jednak i tam latem większość z nich wysycha.
Hermione'nin Zaman Döndürücüsü kolyede asılı duran bir kum saatini andırır.Niegdyś w tympanonie znajdował się zegar, zastąpiony dziś okrągłym oknem.
Oyun yönü : saatin ters yönündedir.Slutsats: Min klocka går inte rätt.
Hiç saatini şaşırmadı.Klockan döptes aldrig.
Moskova Zamanı ayrıca bütün ülkenin tren tarifesi saatinde kulanılır.I Ryssland används Moskvatid för alla järnvägstidtabeller i alla tidszoner.
Günün 9 - 10 saatini yiyecek aramayla geçirirler.De tillbringar 6 till 10 timmar av dagen med att äta.
Alt kaltta bir saatin altıya vurduğunu duydum.En man uppgav senare att han hade hört ett skrik vid tretiden.
GMT/UTC (UTC+05:00) saatinden beş saat ileridedir.Tidszonen är UTC + 5 timmar.
Dakika, 1 saatin 1/60'ına ve 60 saniyeye eşit olan zaman birimidir.Minut, förkortat min, är som tidsenhet 60 sekunder, det vill säga 1/60 timme.
I. Dünya Savaşı 11. ayın 11. gününün 11. saatinde resmi olarak bitti.Första världskriget upphörde i och med stilleståndsdagen den 11 november 1918.
Ayrıca Güneş saatini icat etmişlerdir.Han byggde även klockstapeln.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.Ursprungligen hade uret bara timvisare.
Günün 15 saatini uyku ile geçirirler ve daha çok geceleri aktif olurlar.Tvåtåiga sengångare sover ungefär 15 timmar per dag och är huvudsakligen aktiva på natten.
1960’a kadar EDVAC sekiz saatlik hatasız çalışma ortalamasıyla günde 20 saatin üzerinde sürekli çalışıyordu.För att få TGL måste man arbeta minst åtta timmar i veckan.
Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır.Kroppen kan ställa om den biologiska klockan för att rätta till problemet.
Ayrıca yolcular günün her saatinde bisikletleri ile trenlere binebilmektedir.Därmed kan passagerarna resa i kupén även under dagtid.
1721 de ise saatin gelişmesi için güzel şeyler oluyordu.Storklockan göts om 1727 då även lillklockan tillkom.
Bundan yararlanarak güneş saatini icat etmeyi başardılar.Вдень час дізнавалися за допомогою сонячного годинника.
1675 - Hollandalı bilim adamı Christiaan Huygens cep saatinin patentini aldı.1675 — нідерландський фізик Хрістіан Гюйгенс запатентував кишеньковий годинник.
1721 de ise saatin gelişmesi için güzel şeyler oluyordu.Станом на 1721 рік вона відносилась до Любомльського благочиння.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.На цій башті був сонячний годинник.
Erişim yasağı 5 saatin sonunda kaldırıldı.Випущено не менше 5 шт.
Sonra eski saatine dönmüştür.Отож він повернувся до своєї колишньої тематики.
Güvenlik görevlilerinin vardiyaları 2 hafta boyunca 12 saatin sonunda bitiyordu.В результаті спецпереселенці працювали по 12 і більше годин на добу.
Sistem saatini ayarlayabilir.Годинник вміщає час.
Diyelim ki iki adet saatiniz var, ikisinin de saniye geçişleri aynı olsun.Припустимо, однак, що ви берете два квитки, а не один.
Piaget daha sonra, değerli saat ustalığının simgesi olan manşet saatini piyasaya sürer.Згодом компанія Piaget запускає годинник-запонку, що стає символом дорогоцінних годинників.
İngiliz Yaz Saatinin oluşturucusudur.Вказано Британський літній час
I. Dünya Savaşı 11. ayın 11. gününün 11. saatinde resmi olarak bitti.11 листопада завершилася Перша світова війна.
Saatin entropisi artacaktır.Уночі циферблат годинника підсвічується.
Bütün saatler Orta Avrupa Saatine göredir.Місто перебуває у східноєвропейському часовому поясі.
Saatin 07.30 olduğunu görür, ve çok şey için geç kaldığını söyler.Це тривало до 3:30 ранку, людям сказали триматися подалі.
Alex, kendi saatini bulmuştur ancak farkında değildir.Сер Алекс поставився до мене, як до сина, і я ніколи не забуду той момент.
Bu saatin fiyatı nedir?Скільки коштує цей годинник?
Saatini kaybetti.Він загубив годинник.
Saatiniz benimkinden daha pahalıdır.Ваш годинник дорожчий за мій.
Ayrıca Güneş saatini icat etmişlerdir.Zkonstruoval též nový typ slunečních hodin.
Aynı yıl, Piaget 1970'li yılların Polo saatini gençleştirir ve Magic Reflections koleksiyonunu tanıtır.V témže roce Piaget omladil hodinky Polo ze 70. let a zahájil výrobu modelové řady Magic reflections.
Diyelim ki iki adet saatiniz var, ikisinin de saniye geçişleri aynı olsun.Uvažme dva pozorovatele, kteří mají každý své hodinky seřízeny stejně.
Erişim yasağı 5 saatin sonunda kaldırıldı.Zajatci stanici opustili po pěti hodinách.
Sistem saatini ayarlayabilir.Na ruce mohou mít hodinky.
Buna kızan çingeneler onun parasını ve saatini çalarlar.Ti nevládnou přírodě, jen přijímají její dary, stojí před ní s bázní a vděčností.
Avrupa saatine göre yayın yapmaktadır.V Německu ho vysílá televize Sat.
Hiç saatini şaşırmadı.Na hodinkách se nešetřilo.
Saatin 07.30 olduğunu görür, ve çok şey için geç kaldığını söyler.Je 18:03 a bojím se, že tohle je náš poslední přenos.
Yaklaşık 30 dakika süren bu yolculukta servisler uçak hareket saatinden 2 saat önce hareket etmektedir.Asi tři minuty před odjezdem si všiml, že se jeho vlak dává do pohybu.
Son gününde, Domitian kendini rahatsız hissediyordu ve birkaç kez hizmetçiye saatin kaç olduğu sordu.Cestou na Hostýn kázal panovník několikráte zastaviti a s potěšením užíval malebného rozhledu.
Aynı yıl, Piaget 1970'li yılların Polo saatini gençleştirir ve Magic Reflections koleksiyonunu tanıtır.În același an, Piaget dă un nou impuls ceasului Polo din anii ‘70 și lansează colecția Magic Reflections.
I. Dünya Savaşı 11. ayın 11. gününün 11. saatinde resmi olarak bitti.11 noiembrie: Sfîrșitul Primului Război Mondial la ora 11, în a 11-a zi a lunii a 11-a din anul 1918.
Dakika, 1 saatin 1/60'ına ve 60 saniyeye eşit olan zaman birimidir.Minutul este o unitate de măsură a timpului egală cu a șaizecea parte dintr-o oră sau cu 60 de secunde.
Bu saatin kendisi için uğurlu olduğunu söylemiştir.Ceasul este celebru pentru acuratețea sa.
Bütün saatler Orta Avrupa Saatine göredir.Toate orele sunt listate la ora Moscovei.
Bu ülkelerin çoğu yaz saatini de kullanır.Cea mai mare parte a Canadei folosește ora de vară.
Pope saatini kontrol eder ve saat dörtten önce geldiğini fark eder.În apartamentul lui, Bean se uită la ceas, și își dă seama este târziu.
Cho doğu saatine göre 6:45'te karma 894 öğrenciyi barındıran Ambler Johnston Yurdu'nun antresinde görüldü.Primul atac a avut loc la 7:15, ora locală, în West Hambler Johnston Hall, un cămin locuit de 895 de studenți.
Bütün saatler Orta Avrupa Saatine göredir.Minden időpont közép-európai idő szerint van feltüntetve.
Ayrıca yolcular günün her saatinde bisikletleri ile trenlere binebilmektedir.Ő ehelyett naponta bejárt motorbiciklijével.
1721 de ise saatin gelişmesi için güzel şeyler oluyordu.1724 újabb olyan dátum, ami fontos szerepet játszott a darab megszületésében.