sa ile cümle
sa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sadece bu sefer sana ödünç para vereceğim.I will lend you money just this once.
Size tekrar hizmet etmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to serving you again.
Sanırım bir külah daha dondurma yiyeceğim.I think I will have one more ice cream cone.
O sadece biraz daha uzak.It's just a little further.
Neredeyse yoğun saatler.It's almost rush hour.
Kısa sürede sana yetişirim.I'll catch up with you soon.
Öfkemi daha fazla kontrol altına alabileceğimi sanmıyorum.I don't think I'll be able to hold in my anger any longer.
Neredeyse saat on.It is almost ten o'clock.
Zaten saat 9:00.It's already nine o'clock.
Zaten saat 7:00.It's already seven.
Saat zaten altı.It's six o'clock already.
Gidecek üç sayfam daha var.I have three more pages to go.
Tam iki saat bekledim. Daha fazla bekleyemem.I've waited two whole hours. I can't wait any longer.
Saat zaten on bir. Şimdi gidiyor olmalıyım.It's already eleven o'clock. I must be leaving now.
Saat şimdiden on. Annem kızgın olmalı.It's already ten o'clock. My mother must be angry.
Melissa'nın ne dediğini sana söyledim mi?Did I tell you what Melissa said?
Meg bir kutu domates satın aldı.Meg bought a can of tomatoes.
Meksika Japonya'nın yarısı kadar çok insana sahiptir.Mexico has half as many people as Japan.
Senin en son posta sipariş kataloğunu satın almak istiyorum.I would like to purchase your latest mail order catalogue.
Mary ona ne söyleyeceğini şaşırmış.Mary is at a loss what to say to him.
Mary saf bir öğrencidir.Mary is an ingenuous student.
Mary piyanosunu satışa çıkardı.Mary put her piano up for sale.
Mary dün gece geç saatlere kadar yatmadı.Mary stayed up late last night.
Mary şaşkınlıkla ona baktı.Mary stared back at him in surprise.
Mary'ye herkes tarafından saygı duyulur.Mary is respected by everyone.
Mary, her zaman günde iki saat çalışır.Mary always studies for two hours a day.
Mary ben aradığımda bir saattir örgü örüyordu.Mary had been knitting for an hour when I called.
Ne yazık ki Mary mizah duygusuna sahip değil.It's a pity that Mary has no sense of humor.
Herkes ona karşı samimi.Everyone is friendly to her.
Hepsi satıldı!All sold out!
Herkes bayrağını sallamaya başladı.Everybody started waving his flag.
Onların hepsi onun şarkısı tarafından büyülendi.They were all charmed by her song.
Herkes avazı çıktığı kadar şarkı söyledi.Everybody sang at the top of their lungs.
Herkes Noel için bir kar sağanağı umuyordu.Everyone hoped for a snow flurry for Christmas.
Herkes benim görüşüme saldırdı.Everyone attacked my opinion.
Herkese yetecek kadar yeterli sandalye var mı?Are there enough chairs to go around?
Herkes Henry'ye saygı duyar.Everybody looks up to Henry.
Milton gibi şairler enderdir.Such poets as Milton are rare.
Bir fincan süt iç, sana iyi gelir.Have a cup of milk. It will do you good.
Anne babamıza saygı göstermeliyiz.We should respect our parents.
Herkesin gözleri ona sabitlendi.Everyone's eyes were fixed upon her.
Lütfen sakin ol.Please keep yourselves calm.
Arılar bizim için bal sağlar.Bees provide honey for us.
Misato sakin olmaya çalıştı ama sonunda öfkesine yenik düştü.Misato tried to be calm, but finally she lost her temper.
Sanki bir rüyadaymışım gibi hissettim.I felt as if I were in a dream.
Sanki hayal görüyormuşum gibi hissettim.I felt as if I were dreaming.
Gökyüzü sanki güneş batmış kadar karanlık oldu.The sky became as dark as if the sun had sunk.
Sanki sen şefmişsin gibi konuşuyorsun.You talk as if you were the boss.
Sanki patronmuşsun gibi konuşuyorsun.You talk as if you were the boss.
Sanki sarhoş gibi görünüyor.She looks as if she were drunk.
Sarhoşmuş gibi görünüyor.She looks as if she were drunk.
Mayuko planı savundu.Mayuko argued for the plan.
Mayuko'yu sana tanıtmama izin ver.Allow me to introduce Mayuko to you.
Yeni Yıl tatilini sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to the New Year holidays.
Madeira bir şarabın adıdır.Madeira is the name of a wine.
Tamamen şans eseri, havaalanında benim eski arkadaşımla karşılaştım.Quite by chance, I met my old friend at the airport.
Delikanlı iken şarkı söylemeye başladım.I began to sing when I was a youngster.
Başka bir zaman satranç oynayalım.Let's play chess another time.
Kafamı hala şaşkın hissediyorum.My head still felt giddy.
Sanırım tekrar kilo alıyorum.I think I'm putting on weight again.