sa ile cümle
sa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Hala çalışıyorken bunu satmam gerekir.I should sell it while it still runs.
Sen tekrar alkol mü içtin? Sana içmemeni söylemiştim!You drank alcohol again? I told you not to!
Sanırım daha sonra tekrar gelirim.I think I'll come back later.
Henüz karar vermedim ama gitmeden önce sana bildireceğim.I haven't decided yet, but I'll let you know by the time we leave.
Bir sonraki ziyaretin için sabırsızlanıyorum.I look forward to your next visit.
Sizi tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to seeing you again.
Yeniden ödeyerek saçmalık etti.It is foolish of him to pay for it again.
Sizi görmek için sabırsızlanıyoruz.We are looking forward to seeing you.
Eğer şansını yakalarsak, başka bir vesile ile bir araya gelelim.If we have the chance, let's get together on another occasion.
Sizi tekrar görmek için sabırsızlanıyoruz.We're looking forward to seeing you again.
Geçen gün için sana hâlâ teşekkür etmedim. Bunu gerçekten takdir ediyorum.I still haven't thanked you for the other day. I really appreciate it.
Sanırım bir şişe birayla başlayacağım.I think I'll start with a bottle of beer.
Beni ciddiye almayın. Ben sadece şaka yapıyorum.Don't take me seriously. I'm only joking.
Ciddi sorular sadece, lütfen.Serious inquiries only, please.
O salt melodi bana gençliğimi hatırlattı.That very tune reminded me of my adolescence.
Sıkıntılı bir gün için bir şey saklayın.Keep something for a rainy day.
Şaka yapıyor olmalısın!You must be kidding!
Macbeth, düşmanına saldırmak için bir ordu yetiştirdi.Macbeth raised an army to attack his enemy.
5 büyüklüğünde bir deprem Tokyo'yu salladı.An earthquake of magnitude 5 shook Tokyo.
Michael sadece İngilizce değil Japonca da konuşur.Michael speaks Japanese, not to mention English.
Mike sabahtan beri bir model uçak yapıyor.Mike has been making a model plane since breakfast.
Mike saat beşte kütüphaneden geri döndü.Mike got back from the library at five.
Mike iyi şarkı söylüyor.Mike sings well.
Mike iyi şarkı söyler.Mike sings well.
Mike her zaman sakin kalır.Mike always stays cool.
Sağ ol, Mike. Tavuk sevmem.Thanks, Mike. I don't like chicken.
Sadece kendini benim yerime koy.Just put yourself in my shoes.
Sanırım bu bir Picasso'ya çok benziyor.I think it's very like a Picasso.
Sanırım başarabildik.I guess we could.
Boş boş uzaklara bakmayın; sadece ne yaptığınıza dikkat edin.Don't look away idly; just pay attention to what you're doing.
Ben sadece bir dakika ile treni kaçırdım.I missed the train by only one minute.
Sadece birkaç öğrenci konuyu anladı.Only a few students understood the matter.
Sadece şaka yapıyorum.I am only joking.
O şakadan başka bir şey değil.It is nothing but a joke.
Sadece bir avuç dolusu insan gerçeği biliyor.Only a handful of people know the fact.
Sadece birkaç kişi beni anladı.Only a few people understood me.
Bana sadece biraz ver.Give me just a little.
Sadece detaylara yakın ilgi göstermelisin.You must give close attention to the merest details.
Bu sadece gayri resmî bir parti idi.It was only an informal party.
Ben onu sadece bir kez gördüm.I saw him but once.
Sadece bir kelime bir kişiye zarar verebilir.Just a word can do harm to a person.
Sadece birkaç kişi onu dinledi.Only a few people listened to him.
Sadece kısa bir yol, bu yüzden birkaç dakika içinde oraya yürüyebilirsiniz.It's only a short way, so you can walk there in a few minutes.
Sadece birkaç dakika sürer.It only takes a few minutes.
Sadece birkaç üye toplantıya katıldı.Only a few members turned up at the meeting.
Sadece on beş dakika.Only fifteen minutes.
Oyunda sadece bir piyon olan kişi çoğunlukla şirkette büyük konuşur.A person who is only a pawn in the game often talks big in company.
Elbette şaşırdım.You bet I was surprised.
Dr Beyaz'la sadece randevu ile görüşebilirsiniz.You can meet Dr. White only by appointment.
Bay White öğrencilerinin sayesinde bazı mektuplar okudu.Mr White read out some letters of thanks to his students.
Bay White, saat 10:30 'da Tokyo'ya varacak.Mr White arrives in Tokyo at 10:30.
Bay White birçok arkadaşa sahip gibi görünüyor.Mr White seems to have many friends.
Bay White ve ben, sadece tanıdığız, arkadaş değiliz.Mr White and I are not friends, only acquaintances.
Beyaz Saray'ı kim tasarladı?Who designed the White House?
Sesi azaltmanızın sakıncası var mı?Would you mind turning down the volume?
Gönüllü grup savaş mağdurlarının yiyecek ve ilaç eksikliğini gideriyor.The volunteer group provides war victims with food and medicine.
Saat ona yaklaştı. Yatmaya gitme zamanımız geçti bile.It's close to ten o'clock. It's about time we went to bed.
Bob amcam saatimi tamir etti. Şimdi iyi çalışıyor.Uncle Bob fixed my clock. It keeps good time now.
Bob genellikle saat onda yatmaya gider.Bob usually goes to bed at ten.
Bob sabah erken saatlerde büyükbabası ile buluştu.Bob met her grandfather early in the morning.