Tom'un senin erkek arkadaşın olduğunu sanıyordum.I thought Tom was your boyfriend.
Tom'u senin erkek arkadaşın sandım.I thought Tom was your boyfriend.
Mary'yi kız arkadaşın sanıyordum.I thought Mary was your girlfriend.
Senin saçının kokusunu seviyorum.I love the smell of your hair.
Tebrik ederiz! Siz sadece bir milyon dolar kazandınız!Congratulations! You just won a million dollars!
Mary bağımlı bir kişiliğe sahiptir.Mary has an addictive personality.
Bunun senin yapmaya niyet ettiğin şey olduğunu sanmıyorum.I don't think that's what you intended to do.
Marie birkaç ekmek satın aldı.Marie bought several breads.
Son birkaç yıldır yaşadığımız göreceli sakinlik aldatıcıdır.The relative calm that we've experienced in the last few years is deceptive.
Onların benden hoşlandıklarını sanmıyorum.I don't think they like me.
Sadece insanlara yardımda bulunmak istiyorum.I just want to help people.
Bunu sana onu yapmamanı tavsiye ederim.I advise you not to do that.
Sana ASSIMIL yöntemini öneririm.I recommend you the ASSIMIL method.
Sanırım şemsiyem sende.I think that you have my umbrella.
Sanırım şemsiyeme sahipsin.I think that you have my umbrella.
Tom, Mary'nin görüşüne saygı duymaz.Tom does not respect Mary's opinion.
Burada saatler harcayabilirim.I could spend hours in here.
O kadar kolay olduğunu sanmıyorum.I don't think it's that easy.
Tom ayrıntıları sağlamazdı.Tom wouldn't provide details.
Dün geç saatlere kadar çalışmak zorundaydım.I had to work late yesterday.
Benim sana çok inancım var.I have a lot of faith in you.
Ben gerçekten büyük bir sandviç yaptım.I made a really big sandwich.
Ben öğlen ve saat iki arasında geliyorum.I arrive between noon and two o'clock.
O, bilgeliğini sana vermek istiyor.He wants to impart his wisdom to you.
Onlar parktaki salıncaklarda oynamayı seviyorlar.They like to play on the swings in the park.
Çocuklarım evimin yanındaki parkta salıncaklarda oynamayı seviyor.My children like to play on the swings in the park near my house.
Tom'un duvarında asılı av sahnesini tasvir eden bir resmi var.Tom has a painting depicting a hunting scene hanging on his wall.
Sanırım bu konuda anlaşabiliriz.I think we can agree on that.
Sanırım yavaşlamamız gerekiyor.I think we need to slow down.
Hayatta her şey görecelidir. Kafadaki bir saç fazla değildir; çorbadaki çok fazla.In life everything is relative. A hair on the head isn't much; in the soup it's a lot.
İyi bir yıl geçirdiğimizi sandım.I thought we had a good year.
Sadece onu söyleyecektim.I was just going to say that.
Ben sadece geçen pazartesi oradaydım.I was just there last Monday.
Ben sadece onun hakkında düşünüyordum.I was just thinking about it.
Ben sadece güzel olmaya çalışıyordum.I was just trying to be nice.
Ben sadece onu yapmaya çalışıyordum.I was just trying to do that.
Sanırım Tom gerçekten iyi görünüyor.I think Tom looks really good.
Tom'un oldukça iyi yaptığını sandım.I thought Tom did pretty well.
Saat beşten önce onun döneceğini sanmıyorum.I don't think she'll be back before five.
Yağma, tecavüz ve talan, savaş sırasında yaygındır.Looting, raping, and plundering are common during wartime.
Bu ürünün tekrar satışı yasaktır.Resale of this item is prohibited.
Bu alana sınırsız erişime sahip olacaksın.You will have unrestricted access to this area.
Tom ve Mary her ikisi de sanatçı.Tom and Mary both are artists.
Babam kitaplarımı satın aldı.Dad bought me books.
Onlar Mary'ye sarıldılar.They hugged Mary.
Google reklam satarak para kazanır.Google makes money by selling advertising.
Facebook hedeflenmiş reklam satarak para kazanır.Facebook makes money by selling targeted advertising.
Tom sana onun hakkına her şeyi söyleyebilir.Tom can tell you all about it.
Sana yüzde 100 katılıyorum.I agree with you 100 percent.
Şimdi onun hakkında sana söyleyemem.I can't tell you about it now.
Hastalık ve sağlık, akılla başlar.Sickness and health start with the mind.
Ben sarhoş olabilirim ama ahlaksız değilim.I may be drunk, but I'm not disorderly.
Bir tasfiye satışı düzenliyorlar.They're holding a liquidation sale.
Onlar bir tasfiye satışı düzenliyorlar.They're holding a clearance sale.
Ben sorun olduğumu sanmıyorum.I don't think I'm the problem.
Bunun kötü bir fikir olduğunu sanmıyorum.I don't think it's a bad idea.
Onun bir etken olduğunu sanmıyorum.I don't think that's a factor.
Onun plan olduğunu sanmıyorum.I don't think that's the plan.
Onların beni sevmediğini sanmıyorum.I don't think they dislike me.
Onu söyleyebileceğimizi sanmıyorum.I don't think we can say that.