sa ile cümle
sa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Okuldan eve giderken bir sağanak yağmura yakalandım.I was caught in a shower on my way home from school.
O şüphesiz zengin ama onun çok akıllı olduğunu sanmıyorum.She is rich, to be sure, but I don't think she's very smart.
Nükleer enerji santralleri tehlikelidir, nükleer silahlardan söz edilmemeli.Nuclear power plants are dangerous, not to mention nuclear weapons.
Nükleer savaş bu gezegendeki yaşamı sona erdirecektir.Nuclear war will bring life on this planet to an end.
Bir nükleer savaş, insanlığın yok olmasına neden olacak.A nuclear war will bring about the destruction of mankind.
Nükleer bir savaştan sonra kimler hayatta kalabilir?Who can survive after a nuclear war?
Bir nükleer savaş patlarsa tüm insanlık acı çeker.All humanity will suffer if a nuclear war breaks out.
Kent, büyük bir ordu tarafından savunuldu.The town was defended by a large army.
Kasabada eski bir sinema salonu var.There's an old movie theater in town.
Bir bütün olarak, sanırım planın çok iyi bir plan.On the whole, I think your plan is a very good one.
Onu harici hard diskte sakla.Save it on the external hard drive.
Dışişleri Bakanı, savaşın kaçınılmaz olduğunu söyledi.The Foreign Minister said that war was inevitable.
Dışarı çıkmadan önce saçını tara.Comb your hair before you go out.
Çok az sayıda insan bir yabancı dili mükemmel şekilde konuşabilir.Few people can speak a foreign language perfectly.
Sana, yabancı dil öğrenmede yeni bir yaklaşım göstereceğim.I will show you a new approach to foreign language learning.
Yabancı dil öğrenmek sabır gerektirir.Mastering a foreign language calls for patience.
Yabancı dilde ustalaşmak çok sabır gerektirir.Mastering a foreign language involves a lot of patience.
Açılış konuşması tek başına bir saat sürdü.The opening address alone lasted one hour.
Sana onları açmanı söyleyinceye kadar gözlerini kapalı tut.Keep your eyes closed until I tell you to open them.
Kaç tane resim satın aldın?How many pictures did you buy?
Sanat ile hayatı karıştırmayın.Never confuse art with life.
Herkes onu harika bir şarkıcı olarak saydı.Everyone regarded him as a great singer.
Onların hepsi ona liderleri olarak saygı duyuyorlardı.They all looked up to him as their leader.
Sahil boyunca araba sürmek harika.Driving along the coast is wonderful.
Deniz havası saf ve sağlıklıdır.The air by the sea is pure and healthy.
Sahilde az sayıda kişi vardı.There were few people on the beach.
Yurt dışında bir gezi size yarar sağlayacaktır.You will benefit by a trip abroad.
Öğrenim yapmak için yurtdışına giden öğrenci sayısı her yıl artmaktadır.The number of students going abroad to study is increasing each year.
Yurt dışına çıkan Japon sayısı yıldan yıla artmaktadır.The number of Japanese going overseas has been increasing year by year.
Yurtdışına giden öğrencilerin sayısı artmaktadır.The number of students going abroad is on the increase.
Eğer yurt dışına gidiyorsanız, bir pasaporta sahip olmak gereklidir.If you are going abroad, it's necessary to have a passport.
Şartlar benim yurt dışına gitmeme izin vermedi.The circumstances did not allow me to go abroad.
Her ne zaman yurtdışına gitsem saat farkı ve ishalden rahatsız olurum.Whenever I go abroad, I suffer from jet lag and diarrhea.
Denizi düşündüğümde, sakin hissediyorum.When I contemplate the sea, I feel calm.
Okyanus sakindi.The ocean was calm.
Deniz sakin ve yumuşak görünüyor.The sea looks calm and smooth.
Deniz sakinlikten uzak.The sea is far from calm.
Sahile gitmektense dağlara gitmeyi tercih ederim.I would rather go to the mountains than to the beach.
Bazı insanlar sadece zevklerinin peşine düşerler.Some people pursue only pleasure.
Arızalı saat hemen onarılmalıdır.The clock that got broken must be repaired right away.
Sana sağa dönmeni emrediyorumI order you to turn right.
Onu nasıl halledeceğini sana göstereceğim.I will show you how to solve it.
İyi bir hoşsohbet olmak sadece İngilizcede iyi bir konuşmacı olmak anlamına gelmez.Being a good conversationalist does not just mean being a good speaker of English.
Bu salon insanlarla doluydu.This hall was full of people.
Sanırım mesleğime tutunabilirim.I hope I can hold on to my job.
Hans patenti bir şirkete sattı.Hans sold the patent to a company.
Emekli olduğu gün şirket ona altın bir saat hediye etti.The company presented him with a gold watch on the day he retired.
Şirket sabrının sınırında.The company is at the end of its rope.
Toplantı öğleden sonra saat beşte başladı.The meeting began at five in the afternoon.
Toplantı öğleden sonra saat üçte sona erdi.The meeting ended at three in the afternoon.
Buluşma salıya ayarlandı.The meeting was arranged for Tuesday.
Toplantı iki saat sürdü.The meeting lasted two hours.
Yakında toplantının saat ve tarihini size bildireceğiz.We will let you know the time and date of the meeting soon.
Toplantı iki saat içinde bitirilebilir mi?Can the meeting be finished within two hours?
Toplantıya çok az sayıda insan katıldı.Few people attended the meeting.
Sadece birkaç kişi toplantıya zamanında geldi.Only a few people showed up on time for the meeting.
İzleyici salonu doldurdu.The audience filled the hall.
Üye sayısı beşe düştü.The members decreased to five.
Toplantı saat dokuzda bitti.The meeting finished at nine.
Toplantı saat onda başladı.The meeting started at ten.