"Geçimini sağlamak için ne yapıyorsun?" diye sormuştu."Que estás a fazer para ganhar a vida?"
"Geçimini sağlamak için ne yapıyorsun?" diye sormuştu."¿Qué haces para ganarte la vida?"
"Geçimini sağlamak için ne yapıyorsun?" diye sormuştu."Waarvan leef jij eigenlijk?"
"Geçimini sağlamak için ne yapıyorsun?" diye sormuştu."Τί δουλειά κάνεις;"
"Geçimini sağlamak için ne yapıyorsun?" diye sormuştu."Как си изкарваш прехраната?"
"Geçimini sağlamak için ne yapıyorsun?" diye sormuştu."Чем ты зарабатываешь на жизнь?"
"Geçimini sağlamak için ne yapıyorsun?" diye sormuştu."Чим ти заробляєш на хліб?"
"Geçimini sağlamak için ne yapıyorsun?" diye sormuştu."במה אתה עוסק למחייתך?"
"Geçimini sağlamak için ne yapıyorsun?" diye sormuştu.ما الذي تعمله لتكسب الرزق؟
"Geçimini sağlamak için ne yapıyorsun?" diye sormuştu.私は「新聞のデザインをしているんだ」と答えました
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Chcem vedieť, ako sa spoliehajú na štedrosť vôd, keď chcú zarobiť.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Chcę wiedzieć w jakim stopniu polegają oni na darach wody w swoim życiu.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Chci vědět, jak na štědrosti moře závisí jejich životy.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Ik wil weten hoe zij afhankelijk zijn van de overvloed van de zee voor hun bestaan.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Jag vill veta hur de förlitar sig på havets frikostighet för att tjäna sitt levebröd.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Je veux savoir comment ils exploitent la générosité de la mer pour gagner leurs revenus.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.그들이 생계를 위해 어떻게 물의 풍족함에 의존하고 있는지 알고 싶습니다.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Quero saber até que ponto confiam na generosidade dos oceanos para ganharem a vida.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Quiero conocer la forma en que confían en la generosidad del agua para ganarse la vida.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Saya ingin tahu bagaimana mereka bergantung kepada karunia lautan untuk hidup mereka.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Tôi muốn biết họ phụ thuộc thế nào vào tài nguyên của biển cho cuộc sống của họ.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Tudni szeretném, milyen szerepet játszanak a megélhetésükben a vizek adományai.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Voglio sapere come si affidano a ciò che trovano in acqua per il loro sostentamento.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Vreau să ştiu cum se bazează pe darul apei pentru traiul lor.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Θέλω να ξέρω πόσο βασίζονται στην γενναιοδωρία της θάλασσας για να ζήσουν.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.И мне интересно, почему они считают, что богатство океанов должно обеспечивать средства к их существованию.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.Искам да знам отношението им към морските дарове и прехраната си.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.ברצוני לדעת איך הם מסתמכים על השפע שבמים לפרנסתם.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.أريد أن أعرف كيفية إعتمادهم على سخاء المياه في حياتهم.
Geçimlerini sağlamak için suyun nimetlerine nasıl bağlı olduklarını bilmek isterim.知りたいのです これらを理解することで
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.A múltban a cél a szabványosítás és az engedelmesség volt.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.Dans le passé, l'objectif était la standardisation et la conformité.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.Früher ging es um Standardisierung und Einhaltung von Vorschriften.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.Het doel van het verleden was normalisatie en conformiteit.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.과거의 목표가 표준화와 순응이었다면
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.La meta en el pasado era estandarización y cumplimiento.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.L'obiettivo in passato era la standardizzazione e la conformità.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.Målet var förr att standardisera och passa in i mallen.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.Mục tiêu của quá khứ là chuẩn hóa và đồng nhất.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.O objetivo do passado era a padronização e a complacência.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.Scopul în trecut era standardizarea și conformitatea.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.V minulosti byla cílem standardizace a dodržování pravidel.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.W przeszłości celem była standaryzacja i podporządkowanie się.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.Ο στόχος του παρελθόντος ήταν η καθιέρωση προτύπων και η συμμόρφωση.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.В прошлом целью были стандартизация и соблюдение правил.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.У минулому метою були стандартизація і дотримання.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.המטרה בעבר היתה סטנדרטיזציה וציות.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.كان الهدف فيما مضى توحيد المعايير والإذعان.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.成績上位の教育システムでは
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.A tradição é essencial para formar a estabilidade para criar famílias e formar grupos sociais coesos.
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.전통이라는 것은 가족을 키우고 결속력 있는 사회적 집단을 만드는 안정성의 근간이 되기 때문에 꼭 필요합니다.
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.La tradición es esencial para brindar estabilidad para formar familias y grupos sociales cohesivos.
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.La tradizione è essenziale per impostare la stabilità per tirar su famiglie e formare gruppi sociali coesi.
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.Tradície sú dôležité ako stabilná základňa pre rodiny a formovanie súdržných sociálnych skupín.
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.Traditie is essentieel voor de stabiliteit om families groot te brengen en stabiele sociale groepen te vormen.
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.Tradycja jest ważna aby zbudować stabilność, by zakładać rodziny i tworzyć spójne grupy społeczne.
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.Η παράδοση είναι απαραίτητη για την σταθερότητα τη δημιουργία οικογενειών και συνεκτικών κοινωνικών ομάδων.
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.מסורת חיונית כדי לבסס את היציבות לגידול משפחות וליצור קבוצות חברתיות מלוכדות.
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.إن التقاليد هامة جداً لتنظيم وتثبيت الإستقرار لتربية ونهوض الأُسر وتمثيل مُجتمعات مُتحدة.
Gelenek aileleri genişletmek ve bağlı sosyal gruplar oluşturmak için stabiliteyi sağlamak için gerekllidir.家族や社会的なつながりを維持させます ここで突然