Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)A fost nevoie de patru luni să facem ştiinţa şi doi ani ca să fie publicată. (Râsete)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Butuh empat bulan untuk melakukan bagian ilmiah, dan dua tahun untuk membuatnya diterbitkan. (Tawa)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Ça a pris quatre mois pour le côté scientifique, deux ans pour se faire publier. (Rires)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Ci sono voluti quattro mesi per la ricerca scientifica, due anni per farla pubblicare. (Risate)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Część naukowa zajęła nam 4 miesiące, a 2 lata opublikowanie jej. (śmiech)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Demorámos quatro meses para fazer a ciência, dois anos para a publicar. (Risos)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)De wetenschap duurde vier maanden, de publicatie twee jaar. (Gelach)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Die wissenschaftliche Arbeit dauerte vier Monate, es zu veröffentlichen zwei Jahre. (Gelächter)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Mất bốn tháng để thực hiện tài liệu khoa học này, và mất hai năm để được xuất bản. (Cười rộ)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Nos llevó cuatro meses hacerlo y dos años publicarlo. (Risas)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Samotný pokus trval štyri mesiace, no dva roky kým ho vydali. (Smiech)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Χρειάστηκαν 4 μήνες για να κάνουμε το επιστημονικό κομμάτι, 2 χρόνια για να δημοσιευτεί. (Γέλια)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Для проведення наукового дослідження нам знадобилось 4 місяці, та цілих 2 роки, щоб опублікувати. (Сміх)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Отне ни четири месеца, за да го направим, две години, за да го публикуваме. (Смях)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)Чтобы провести наш научный опыт, понадобилось 4 месяца, а чтобы опубликовать его — целых два года. (Смех)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)לקח ארבעה חודשים כדי לעשות את המדע, לקח שנתיים כדי לפרסם אותו. (צחוק)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)استغرقنا أربعة أشهر للقيام بالجانب العلمي، وسنتين لنشره. (ضحك)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)出版には2年かかりました (笑) 科学ではありがちなことですね これでエイミーとクラスメートたちは
Biliyorum ki bu noktanın üzerinde ve bu nokta B doğrusunun denklemini sağlamak zorunda.Det her punkt passer ind i ligningen for linje B.
Biliyorum ki bu noktanın üzerinde ve bu nokta B doğrusunun denklemini sağlamak zorunda.Je sais simplement que la droite passe par ce point, donc, ce point doit satisfaire l'équation de la droite B.
Biliyorum ki bu noktanın üzerinde ve bu nokta B doğrusunun denklemini sağlamak zorunda.Аз просто знам, че това е на правата, така че тази точка трябва да удовлетворява уравнението на права В.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Be akartam olvadni, mint egy kaméleon.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Chcel som splynúť ako chameleón.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Chciałem się wtopić w środowisko jak kameleon.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Chtěl jsem splynout jako chameleon.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Hotel sem se zliti z okoljem kot kameleon.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Ich wollte mich anpassen wie ein Chamäleon.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Ik wilde erin opgaan als een kameleon.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Je voulais me fondre comme un caméléon.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.환경에 적응해야 하는 필요성을 절실히 느꼈습니다.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Queria camuflar-me como um camaleão.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Quería mimetizarme como un camaleón.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Saya ingin membaur seperti bunglon.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Tôi đã muốn có thể đổi màu như tắc kè hoa.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Volevo mimetizzarmi come un camaleonte.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Vroiam să mă adaptez, ca un cameleon.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Ήθελα να αναμειχθώ σαν χαμαιλέοντας.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Исках да се слея с тях като хамелеон.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Я хотел слиться со своим окружением, как хамелеон.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.Я хотів злитися із тлом, як хамелеон.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.רציתי להטמע כמו זיקית.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.رغبت أن أتلون مثل الحرباء.
Bir bukalemun gibi uyum sağlamak istiyordum.生き残りを賭けた作戦だったんですかね
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.A legtöbb amit egy gyereknek adhatsz az a függetlenség. És ezt az oktatáson keresztül lehet.
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.De beste die u een kind bieden kan is door hen onafhankelijk te laten En dat was het verstrekken van onderwijs
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.Det bedste, du kan tilbyde et barn er ved at lade dem være uafhængig Og der udbyder uddannelse
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.아이들에게 해줄 할 수 있는 가장 좋은 일은 아이들을 독립적으로 만들어주는 것입니다. 그리고 그것은 교육을 제공하는 것입니다.
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.Najlepszą rzeczką, którą możesz ofiarować dziecku, jest pozwolenie mu być niezależnym. To zapewniło edukację.
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.O melhor que podemos oferecer a uma criança é que seja independente E isso se deu através da educação
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.Primero, para rescatar a nuestros niños y segundo para repartir justicia
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.To nejlepší, co můžete dítěti nabídnout, je nezávislost. A to poskytnutím vzdělání.
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.הדבר הכי טוב שאפשר לתת לילד זה האפשרות להיות עצמאי וזה ע"י חינוך
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.أفضل ما يمكن أن تقدمه لطفل.. هو أن تجعله معتمد على نفسه وهو عن طريق توفير التعليم لهم
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.それは、教育を提供する事です。 仕事を作り出しました。
Bir çocuğa yapabileceğiniz en iyi bağış, özgür olmalarına izin vermek... ...ve eğitimlerini sağlamaktır.你能給予孩子們最好的就是使他們自立 而這就是要提供教育
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.A primeira: providenciar cuidados a crianças que estão atualmente privadas de tratamento.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.D'abord, apporter des soins aux enfants qui sont actuellement privés de traitement.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Először is: ellátást kell biztosítani azoknak a gyerekeknek, akik jelenleg nem kapnak kezelést.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Erstens: jenen Kindern eine Behandlung zukommen zu lassen, denen sie momentan vorenthalten wird.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Po pierwsze: zapewnienia opieki dzieciom, które pozbawione są możliwości leczenia.