And dağlarında gördüğünüz bu buzul şu şehrin içme suyunu sağlamaktadır.Цей льодовик в Андах є джерелом питної води для цього міста.
And dağlarında gördüğünüz bu buzul şu şehrin içme suyunu sağlamaktadır.Этот ледник в Андах является источником питьевой воды для этого города.
And dağlarında gördüğünüz bu buzul şu şehrin içme suyunu sağlamaktadır.באינדים, הקרחונים מהווים את מקור מי השתיה לעיר הזו
And dağlarında gördüğünüz bu buzul şu şehrin içme suyunu sağlamaktadır.في الأنديز، النهر هو مصدر مياة الشرب لهذه المدينة.
And dağlarında gördüğünüz bu buzul şu şehrin içme suyunu sağlamaktadır.この氷河が飲み水の源です 流れは上昇しましたが
A) O anı size nakletmek, ve B) bu sunumdan, geldiğinizden daha sersem bir şekilde çıkmanızı sağlamak.1. diesen Moment zu beschreiben 2. dafür zu sorgen, dass Sie nach meinem Vortrag dümmer sind als davor.
A) O anı size nakletmek, ve B) bu sunumdan, geldiğinizden daha sersem bir şekilde çıkmanızı sağlamak.A) comunicarte el momento, y B) hacer que dejes esta sesión siendo un poco más tonto que cuanto entraste.
A) O anı size nakletmek, ve B) bu sunumdan, geldiğinizden daha sersem bir şekilde çıkmanızı sağlamak.A, comunicarvi il momento, e B, farvi lasciare questa lezione un po' più silenziosi di quando siete entrati.
• Ara ya da son tüketicilerin ortaya çıkan faydadan uygun bir pay almalarını sağlamak;Da bi bil lahko sporazum izvzet iz prepovedi, morajo biti izpolnjeni štirje pogoji:
• Ara ya da son tüketicilerin ortaya çıkan faydadan uygun bir pay almalarını sağlamak;Ein angemessener Anteil an dem entstehenden Gewinn muß den Zwischen- oder Endabnehmern zufließen.
• Ara ya da son tüketicilerin ortaya çıkan faydadan uygun bir pay almalarını sağlamak;Konsumenterna (i mellan- och slutledet) skall tillförsäkras en skälig andel av denvinst som avtalet genererar.
• Ara ya da son tüketicilerin ortaya çıkan faydadan uygun bir pay almalarını sağlamak;• musí medzičlánkom alebo spotrebiteľom poskytovať primeraný podiel navýnosoch;
• Ara ya da son tüketicilerin ortaya çıkan faydadan uygun bir pay almalarını sağlamak;• ograniczenie konkurencji musi być nieodzowne dla spełnienia dwóch wymienionych powyżej warunków,
• Ara ya da son tüketicilerin ortaya çıkan faydadan uygun bir pay almalarını sağlamak;• piεριρισµς τυ ανταγωνισµύ είναι αpiαραίτητς για την υλpiίηση των δύ ανωτέρω piρϋpiθέσεων·
• Ara ya da son tüketicilerin ortaya çıkan faydadan uygun bir pay almalarını sağlamak;• trebuie să permită consumatorilor intermediari sau finali să beneficieze substanţial deavantajele rezultate;
• Ara ya da son tüketicilerin ortaya çıkan faydadan uygun bir pay almalarını sağlamak;• Uma parte equitativa do lucro resultante do acordo é reservada aos utilizadores intermédios ou finais.
• Ara ya da son tüketicilerin ortaya çıkan faydadan uygun bir pay almalarını sağlamak;Une partie équitable du profit engendré par l’accord est attribuée aux utilisateurs intermédiaires ou finals.
• Ara ya da son tüketicilerin ortaya çıkan faydadan uygun bir pay almalarını sağlamak;• да осигурява на междинни или крайни потребители справедлив дял отпроизтичащата от споразумението полза;
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.A jej głównym celem było przeprowadzenie rehabilitacji Niemiec w pokojowy sposób.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Hun belangrijkste doel was het herstel van Duitsland op een vreedzame manier te laten gebeuren .
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.연합의 주 목적은 독일의 재활을 돕되 평화적으로 하자는 것이었습니다.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.legfőbb céljuk Németország talpra állításának békés keretek közt tartása volt.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Lo scopo era far sì che la ricostruzione della Germania proseguisse senza tensioni.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Și scopul principal era să se asigure că reabilitarea Germaniei se face într-un mod paşnic.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Và mục đích chính của họ là giữ cho sự phục hồi của Đức diễn ra một cách hòa bình.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Y su principal objetivo era lograr que la rehabilitación de Alemania tuviera lugar de una forma pacífica.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Его главной целью было послевоенное восстановление Германии мирным путем.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Тяхната основна цел беше да се подсигури възстановяването на Германия да стане по мирен начин.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.והמטרה העיקרית שלו היתה לדאוג ששיקום גרמניה יתנהל בדרך שקטה.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.وقد كان غرضهم الأساسي حقيقة أن يعيدوا تأهيل ألمانيا بطرقة سلمية .
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.平和的に行うことでした やがて12カ国へと広がりました
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.C'est quand il s'agit d'obtenir une réponse que ça se corse.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Dar să-i convingi pe morţi să-ţi răspundă, asta-i partea grea.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Det er det at få de døde til at svare der er virkelig svært.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Het moeilijke is de doden te laten antwoorden.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Hóa ra ai cũng làm được cả.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Hogy a halottak válaszoljanak, az az igazán nehéz.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.죽은 사람이 우리에게 다시 말을 건네도록 하는게 진짜 어려운 일이죠.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Molto più difficile è fare in modo che i morti rispondano.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Opravdu těžké je ale přimět mrtvé, aby odpovídali.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.O que é difícil é fazer os mortos responderem.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Problémom je skôr donútiť mŕtvych, aby odpovedali.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Saada kuolleet vastaamaan on sen sijaan erittäin vaikeaa.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Schwieriger ist es, die Toten zu einer Antwort zu bewegen.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Težje je narediti, da mrtvi odgovori.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Tricket, det riktigt svåra, är att få dem att prata tillbaka med oss.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Trudniej uzyskać odpowiedź.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Το πραγματικά δύσκολο είναι να κάνεις τους νεκρούς να σου απαντήσουν.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Вот стать мёртвым, чтобы потом разговаривать, это действительно сложно.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.Да накараш мъртвите да ти отговорят, това е трудната част.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.לגרום למתים לדבר חזרה - זה החלק הקשה באמת.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.ان تجعل الموتى يردون علينا هو الشيئ الصعب.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak.(笑い)
Aslında bütün laboratuvarlardan biri var ki toplam kapasitenin %20'sini sağlamaktadır.사실 특정한 연구소가 세계 전체 처리능력의 20% 정도를 담당하고 있습니다.
Aslında bütün laboratuvarlardan biri var ki toplam kapasitenin %20'sini sağlamaktadır.Bahkan, ada satu buah lab yang menyediakan 20 persen dari semua kapasitas itu.
Aslında bütün laboratuvarlardan biri var ki toplam kapasitenin %20'sini sağlamaktadır.De facto, há um laboratório em particular que representa 20% de toda essa capacidade.
Aslında bütün laboratuvarlardan biri var ki toplam kapasitenin %20'sini sağlamaktadır.De hecho, hay un laboratorio en particular que representa el 20% de toda esa capacidad.
Aslında bütün laboratuvarlardan biri var ki toplam kapasitenin %20'sini sağlamaktadır.Di fatto, c'è un laboratorio in particolare che copre il 20 per cento di tutta la capacità.
Aslında bütün laboratuvarlardan biri var ki toplam kapasitenin %20'sini sağlamaktadır.Eén lab in het bijzonder vertegenwoordigt 20 procent van die totale capaciteit.
Aslında bütün laboratuvarlardan biri var ki toplam kapasitenin %20'sini sağlamaktadır.En fait, il existe un laboratoire en particulier qui représente 20 % de toute cette capacité.