Ana içeriğe geç
Sözlük

sağla ile cümle

sağla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onun programı büyük bir başarı sağladı.His program had enormous success.
Bu programın finansmanı aşağıdaki sponsorlar tarafından sağlanmıştır.Funding for this program was provided by the following sponsors.
Bu tür bir şey yapmak aptal görünmesini sağlar.Doing that sort of thing makes you look stupid.
Bir aptala öğretmeye çalışmak ölü bir adam için tıbbi tedavi sağlamak gibidir.Trying to teach a fool is like providing medical treatment for a dead man.
Bu ailenin geçimini sağlayan kişi o.She's the breadwinner in this family.
Susuzlara su, açlara gıda sağla.Provide water to the thirsty and food to the hungry.
Tom geçimini neyle sağlar?What does Tom do for a living?
Tom iyi bir yaşam sağlamaktadır.Tom makes a good living.
Tom sağlaktır.Tom is right-handed.
Tom Mary'ye babasının geçimini sağlamak için ne yaptığını sordu.Tom asked Mary what her father did for a living.
Tom'un sağlam bir midesi var. İstediği şeyi yiyebiliyor.Tom has a cast iron stomach. He can eat just about anything.
Koşullara uyum sağlamak zorundasın.You have to adapt to circumstances.
Tom bir müzisyen olarak geçimini sağlayamıyordu.Tom couldn't make a living as a musician.
Tom'a telefonla temas sağlanabilir.Tom can be contacted by phone.
Tom'a epostayla temas sağlanabilir.Tom can be contacted by email.
Tom geçimini sağlamak için ne yaptığı hakkında konuşmaya başladı.Tom began talking about what he did for a living.
Senin çocuklarının güvende olmalarını sağlamak için gücüm dahilinde her şeyi yapacağım.I'll do everything within my power to make sure your children are safe.
Yok olma yeniden doğumumu sağlar.Annihilation gives birth to my rebirth.
Bir elma ağacı elma sağlar.An apple tree provides an apple.
Bir portakal ağacı portakal sağlar.An orange tree provides an orange.
Birçok kütüphane, kablosuz yerel alan ağını da sağlar.Many libraries also provide wireless local area network.
Onlar para için değer sağlarlar.They provide value for money.
Kırmızı kemer onu siyah kıyafetini daha da iyi görünmesini sağlar.The red belt makes her black dress look even better.
David'in hiç istikrarlı bir işi olmadı fakat her zaman geçimini sağlayabildi.David has never had a steady job, but he's always managed to make ends meet.
İhtiyacım olan her şeyi bana sağlayabilir misin?Can you supply me with everything I need?
Gerçek demokrasi ücretsiz konuşma sağlar.A true democracy allows free speech.
Tom bunun bir kaza gibi görünmesini sağladı.Tom made it look like an accident.
Bu köprü sağlam görünüyor.This bridge looks steady.
O, ailenin geçimini sağlayan tek kişi.He's the sole breadwinner for the family.
Onun bütün dişleri sağlamdı.All his teeth were sound.
Eski bir ağaç gölge sağlar.An old tree provides shade.
Ben Varşova'yı terk etmek ve geçimimi başka bir yerde sağlamak zorunda kaldım.I had to leave Warsaw and make my living somewhere else.
Tom, liseden mezun olduğundan beri, Mary'nin onunla evlenmesini sağlamaya çalışıyor.Tom has been trying to get Mary to marry him ever since he graduated from high school.
Prezervatifler cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar.Condoms offer protection against sexually transmitted diseases.
Geri çekme cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamaz.Coitus interruptus does not protect against STDs.
O, misafirine yemek getirdi ve ona barınak sağladı.He brought food to his guest and provided him shelter.
Onun sağlam bir yapısı var.He has a robust constitution.
Seninle kalıyorken geçimimi sağlamak istiyorum.I'd like to earn my keep while I'm staying with you.
Şimdi geçimimi sağlayamıyorum.I can't make ends meet now.
Tom kanıt sağladı.Tom provided evidence.
Onu olmasını sağla.Make it happen.
Tom'la iletişim sağlayabilir misin?Can you contact Tom?
Yeni işine hızlı bir şekilde uyum sağladı.She made a quick adjustment to her new job.
Geçimini sağlamakta zorluk çekti.He had a hard time making a living.
Bu sandalyeyi al. O sağlam.Take this chair. It's sturdy.
Şu renkler birlikte uyum sağlar.Those colors go well together.
Onun gerçek görünmesini sağlayabilirim.I can make it look real.
Bunun olmasını sağlayabilirim.I can make that happen.
Geçimimi sağlamak için bunu yapabilirim.I could do this for a living.
Çoğu insan sağlaktır.Most people are right-handed.
Çok ilerleleme sağlayamadım.I haven't made much progress.
Hava bir odada sıkıştırıldığında hayli ısı yalıtımı sağlar.Air provides considerable thermal insulation when trapped in a chamber.
İhtiyacı olan her şeyi Tom'a sağladım.I supplied Tom with everything he needed.
Anlamamı sağla.Make me understand.
Keşke anlamanı sağlayabilsem.I wish I could make you understand.
Tom'un anlamasını sağlamaya çalışıyorumI'm trying to make Tom understand.
Ben Tom'un ona dikkat etmesini sağlayacağım.I'll have Tom take care of it.
Tom'un seninle kalmasını sağlayacağım.I'll get Tom to stay with you.
Tom'un anlamasını sağlayacağım.I'll make Tom understand.
Ev, heyelanı sağlam atlattı.The house survived the landslide intact.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod